Yeni dünya düzeni
Suat BOZKUŞ yazdı —
- Hiçbir hukuk, kanun, kural ve ahlak tanımayan bu savaş sürecinde dünyanın temel maddi ve manevi birikimleri de imha ediliyor. İki taraf da karşı tarafa cehennemi yaşatmakla tehdit ediyor.
20. yüzyılın başındaki Birinci Paylaşım Savaşı ve ortasındaki İkinci Paylaşım Savaşı’ndan sonra 1990’larda SSCB ve Varşova Paktı’nın dağılmasıyla artık sonsuz barış çağının başladığı ilan edilmişti. Sınıflar ve sınıf mücadelesi, ideolojiler bitmiş ve savaşa gerek de kalmamıştı. Bu yalanların ve palavraların ömrü çok kısa sürdü. Kısa sürede dünyanın her köşesinde bir başka savaş patladı. Balkanlar, Kafkaslar derken Körfez Savaşı, Libya ve Irak’ın yakılıp yıkılıp teslim alınmasından sonra Ukrayna ve İran’a sıçrayan savaş, yeni bir dünya savaşına dönüşme riski taşıyor.
ABD ve İsrail ittifakı her türlü silahla İran’a saldırıyor. ABD başkanı, Venezuela devlet başkanını kaçırdıktan sonra gayet rahatlıkla İran devlet başkanını öldürttüğünü övünçle anlatıyor. İran’ın bütün altyapısını yok etmekle tehdit ediyor.
Dünya kamuoyundan bazı tepkiler gelse de, bunlar saldırganları durdurup masumları koruyabilecek kadar güçlü değil.
BM ve diğer uluslararası kurum/kuruluşlar aciz ve seyirci konumunda.
Çünkü bu kurumlar iki kutuplu dünyanın güç dengeleri çerçevesinde bir ağırlığı ve işlevi olan kurumlardı. 1990’larda SSCB’nin çöküş sürecine girmesiyle bu kurumlar ve anlaşmalar da kâğıt üzerinde kaldı. Bu kurumlara güç kazandıracak bir ortam da oluşmadı. Zaten Körfez Savaşı döneminde ABD başkanı Bush da BM kararları olmadan Irak’ı işgal etmişti.
2002 yılında İkiz Kuleler’e yönelik saldırıdan sonra NATO ittifakını yardıma çağıran ABD, artık NATO’ya da ihtiyaç duymuyor. Tersine fiilen NATO’yu dağıtmayı göze alıp Kanada, Danimarka gibi NATO üyelerini tehdit ediyor. Zaten İspanya başta olmak üzere birçok NATO üyesi devlet de Trump-Netanyahu ikilisinin çılgınca savaş macerasına karşı çıkıyor.
1990’ların başında Reagan-Gorbaçov arasında varılan mutabakata göre NATO ve Varşova blokları aynı anda dağıtılacaktı. Ama aradan geçen zamanda Varşova Paktı ve SSCB darmadağın olurken NATO yayıldıkça yayıldı ve eski Varşova Paktı üyeleri birer birer NATO üyesi yapıldı. Ukrayna da NATO üyesi yapılmak istenince Rusya’nın sert itirazı sonucunda Ukrayna-Rusya savaşı başladı. Hâlen bitmeyen bu savaşa ek olarak ABD ve İsrail ittifakı İran’a yönelik yeni bir işgal ve imha harekâtı başlattı. Bu savaşı 5 hafta içinde bitireceklerini açıklamışlardı. Anlaşılıyor ki, savaşı bitirmek için birkaç tane 5 hafta yetmeyecek. Savaş tam tersine uzayıp yaygınlaşarak ve şiddetlenerek sürecek.
İşin daha kötü yanı, hiçbir hukuk, kanun, kural ve ahlak tanımayan bu savaş sürecinde dünyanın temel maddi ve manevi birikimleri de imha ediliyor. İki taraf da karşı tarafa cehennemi yaşatmakla tehdit ediyor. Dünya cehenneme dönerse sadece savaşanların yanacağını zannetmek büyük yanılgı olur. Şimdiden bütün Körfez ülkeleri savaşın ateşini hissetmeye başladı. Tarafların ellerindeki bilinmeyen silahların neler olduğunu da bilen yok. Bu durumda sırf ellerindeki silahları denemek için bile savaşı sürdürmek isteyenler var.
İnsanlığa ebedi kurtuluş ve cennet ile sonsuz saadet vaat eden üç semavi dinin doğduğu topraklar şimdiden cehenneme dönmüş durumda. Üstelik taraflar bunu marifetmiş gibi anlatıyor. Bu durumda savaş engellenebilir mi? Savaşa katılım artarak, sınırlı da olsa ya da öyle dense de bir nükleer savaş kaçınılmaz mıdır?
Artık bu ihtimaller halkların itirazına ve yaptırım gücüne bağlıdır. Savaşı başlatan ve sürdürenlerin insafına kalırsa onlar daha büyük felaketlerden başka bir şey vaat etmiyorlar.
