• Erdoğan ve AKP trollerinin “hırsızlık” ve “yolsuzluk” üzerinden kopardıları gürültü, hamamın namusunu kurtarma şovlarından başka bir şey değildir. Memleketi parsel parsel satanlar, suçluların telaşı içinde ve suçlarını örtbas etme peşindedir.

SUAT BOZKUŞ

“Cumhur Cephesi” demokrasi ve barış falan diyor ama muhalefeti hiç sevmiyor. Farklılıklara hiç tahammülü yok. Türkiye bu çıkmazda patinaja devam ediyor.

Önce “Beka sorunu var” deyip bütün muhalefeti susturdular. O günün ve bugünün CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu “Anayasaya aykırı ama EVET” deyip Erdoğan’ın peşine takıldı. HDP Eşbaşkanları, belediye başkanları ve birçok yöneticisi hâlâ zindanlarda.

Erdoğan boşuna, “CHP’nin genel müdürü olan zat” demiyor. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünden CHP Genel Başkanlığına geçiş yapan Kılıçdaroğlu, şimdi de orada kayyumluk görevine devam ediyor.

Seçimler yaklaşırken, CHP’nin oyları ilk defa yükselişe geçerken, Cumhur Cephesi’nin oyları ise düşüyordu.

Bu şartlarda Erdoğan’ın seçim hazırlıklarının ilk adımı olarak CHP hedef alındı. Erdoğan emrindeki sözde bağımsız yargının eliyle, siyaset mühendisleri yeniden atağa geçti.

Daha önce Bahçeli’yi de kıytırık bir yargı kararıyla kurtaran Erdoğan, şimdi de CHP’yi paralize etmek için Kılıçdaroğlu’nu sahneye sürdü. Herkes biliyor ki, bu ne arınma ne de aklanma meselesidir. Ankara’nın göbeğinde Melih Gökçek ve ailesi kral gibi yaşarken, Erdoğan’ın diplomasını kimse sormazken; CHP’li belediyelerin yolsuzluklarından söz edilmesi ve İmamoğlu’nun 30 sene önceki diplomasının iptal edilmesi ancak kara mizahın konusu olabilir. Burada siyaset aleminin, ne kadar hukuk dışı bir garabet içinde olduğu açıkça görülüyor.

Erdoğan ve AKP trollerinin “hırsızlık” ve “yolsuzluk” üzerinden kopardıları gürültü, hamamın namusunu kurtarma şovlarından başka bir şey değildir. Memleketi parsel parsel satanlar, suçluların telaşı içinde ve suçlarını örtbas etme peşindedir. Bu aşamadan sonra Özgür Özel ve arkadaşları yeni parti kursalar bile ilk seçime kadar kendilerini toparlayıp seçim kazanmaları ihtimali zayıf görünüyor. Bu durumda Cumhur Cephesi, bir seçimi daha garantiye alma derdindedir.        

Siyaset aleminde çok söylendi:

İktidar, her rejimde vardır. Muhalefet meşru olarak sadece demokrasilerde olur. İktidarın güçlü olması bir rejimi demokrasi yapmaz ama muhalefetin güçlü olması demokrasinin garantisi olabilir. Türkiye’de, zaten hiç bir zaman olmayan demokrasinin önü kalın duvarlarla, bariyerlerle örülmüştür.

Bu rejim kendiliğinden demokratikleşir mi? En temel demokratik ekonomik haklarını arayan işçilere, öğretmenlere, kadınlara ve insan hakları savunucularına karşı uygulanan vahşi polis saldırılarına her gün ve her yerde tanık oluyoruz. Rejim, kendisini tehlikede hissettikçe iktidarını korumak için “Yenikapı ruhu” etrafında yeniden birleşmekte ve saldırmaktadır. Bu şartlarda barış ve demokratik toplum yolunda kalıcı adımlar atılabilir mi?

Gündemde olan seçim demokratik bir çözüm getirebilir mi? Yoksa rejime demokratik bir görüntü vermekten başka işe yaramayacak mı? Seçimler ne işe yarayacak?

Başdanışman Uçum’un açıklamalarına bakarsak seçim hazırlığı tam gaz devam ediyor. Ama gelecek hâlâ bulanık görünüyor. Ama Kılıçdaroğlu’nun da desteğiyle “Yenikapı ruhu” dirilmiş gibi görünüyor.

Bu konularda hiç kimse kesin bir kehanette bulunamaz. Çünkü her şey vesayetçi-statükocu güçlerle değişimden yana olan güçlerin mücadelesine bağlıdır. Bu rejim Yenikapı ruhuyla kuruldu. O günden beri her şey, tek adam diktasına göre revize edildi. Hâlâ bu rejim sürüyor. Üç sacayağı Erdoğan-Bahçeli ve Kılıçdaroğlu’ydu. Kısa bir aradan sonra bir operasyonla saçayağı yeniden restore edildi. Bakalım ne işe yarayacak?