Yeniden Rojava serhildanı
Suat BOZKUŞ yazdı —
- Demokratik Kürt uluslaşması, hayatın ve coğrafyanın bütün alanlarında Rojava ruhuyla yeniden ayağa kalkıyor. Bunu durdurmak ve engellemek isteyenler, hüsrana uğrayacaktır.
SUAT BOZKUŞ
Kürdistan’ın en küçük parçası Rojava'ya saldırılar, yeniden bütün Kürtleri birleştirip ayağa kaldırıyor. Kürt uluslaşmasının ve özgürlük davasının sembolü oluyor. Geleneksel siyaset ve medya dünyası, ilk günden beri DAİŞ artığı çetelerin Kürtlere yönelik saldırılarını şehvetle desteklemekten geri kalmıyor.
DAİŞ, 2014'te Kobanê'yi işgal saldırısı düzenlerken AKP devleti tarafından destekleniyor ve Erdoğan sınıra kadar gidip “Kobani düştü düşecek” diye bayram ediyordu. Kobanê, tarihe geçen kahramanca bir direnişle DAİŞ çetesini püskürttü ve özgürleşti. Özgürleşti ama bu durum işgalci saldırganların içine dert oldu. O günden beri de her alanda rövanşist/intikamcı bir yaklaşımla fırsat kollamaya başladılar. Aradan çok zaman geçti ve birçok şey de değişti. Şüphesiz ki tarih tekerrür etmez ama tarihin ileriye doğru akışı da durdurulamaz. Kürtleri bölüp parçalayıp yem etme devri çoktan kapandı. Ulusal demokratik bilince kavuşmuş ve birleşmiş özgür Kürtlerin direnişi hızla yükseliyor. Bu direniş, Rojava’yı ve tüm Kürdistan’ı özgürleştirmekle kalmayacak, tüm bölgenin özgürleşmesi ve demokratikleşmesi için de en büyük katkıyı sağlayacaktır. Bu nedenle geçmişte Nusra, ÖSO vb. isimler altında toplanan DAİŞ artıklarının bugün de Suriye ordusu görünümünde düzenledikleri saldırılar, hiçbir meşru temele dayanmıyor. Bu saldırılara karşı bütün parçalardaki Kürtlerin ve dostlarının birleşip karşı koyması şarttır.
Türkiye yöneticileri ve onların emrindeki özel savaş medyası, bugün Şara’dan daha çok Şaracı bir kampanya yürütüp Kürtlerin ezilmesini savunuyor. Oysa 10 Mart Mutabakatı'na uymayan QSD değil, DAİŞ artığı çetelerdir. Dahası uzlaşma çabalarını engelleyen de Şara’nın elemanlarıdır. Bu durumda hala Kürtleri suçlamak, dürüstlük değildir. Siyasi ahlaksızlık ancak bu kadar olabilir.
I. Emperyalist Paylaşım Savaşı sonrasında Sykos-Picot planı uygulandı. Ondan sonra bu statüko kemikleşti. II. Paylaşım Savaşı sonrası da aynı statüko olağanlaştı. Her iki dönemde de Kürt varlığını tanımak bir yana, inkar ve imhayı temel alan yaklaşımlar egemen oldu. Kürtleri bir daha oyalayıp uyutmak ve yutmak mümkün olmayacaktır. Dünya hızla III. Paylaşım Savaşı'na giderken Kürtler de ayağa kalkmış bulunuyor.
Demokratik Kürt uluslaşması hayatın ve coğrafyanın bütün alanlarında Rojava ruhuyla yeniden ayağa kalkıyor. Bunu durdurmak ve engellemek isteyenler hüsrana uğrayacaktır. Türkiye'nin öncülük ettiği bu inkarcı-imhacı ve ahlaksız saldırıya karşı bütün Kürtlerin ve ezilen halkların direnişi mutlaka zafere ulaşacaktır. Lenin’in müthiş benzetmesiyle iradeleri tanınmayan on milyonlar, görüşlerini ve iradelerini meydanlarda göstermekte, oylarını ayaklarıyla kullanmaktadır. Onların ayak seslerini ve özgürlük haykırışlarını herkes duymalıdır.
