Kürt Baharı
Suat BOZKUŞ yazdı —
- Halkın bilinci ve deneyimi her türlü karanlık senaryoyu etkisiz kılacaktır. Kürt baharı başlamıştır. Bütün karanlık senaryo ve girişimlere rağmen bu iklim, tüm bölgeye egemen olacaktır.
SUAT BOZKUŞ
Newroz 2026, Kürt baharının en belirgin göstergesi oldu. Kürdistan’ın her köşesinde ve Kürdistanlıların yaşadığı her yerde, geçmişte görülmemiş bir kitlesellikte Newroz kutlamaları yapıldı.
Asker, sivil ya da polis hiç kimsenin burnu kanamadı. Sürecin farkında olmayan ya da süreci baltalamak isteyen birkaç provokatif girişim dışında ciddi bir olumsuzluk yaşanmadı. Görüldü ki, devletin gizli-açık silahlı görevlileri saldırmadıkça hiçbir çatışma çıkmıyor. Halk, barışçıl ve siyasi çözüm istiyor.
Aslında bu ortam 1989-90’larda oluşmuştu. Sayın Öcalan, “Irak’tan başlayıp bütün Ortadoğu’yu Lübnanlaştırmak isteyenler var. Bizi de bu oyunun içine çekmek istiyorlar. Biz bunun farkındayız ve bu oyuna düşmeyiz. Ama kimse de düşmemelidir” diye uyarıyordu.
Özal döneminde başlayan temaslar bir çözüme doğru evrilirken, Demirel-Çiller-Ağar çetesinin darbesiyle "93 konsepti" başladı ve bütün ülke yakılıp yıkılarak, faili meçhul denen cinayetlerle kana bulandı. Bugün kahraman ilan edilmek istenen Çatlı çetesi eliyle binlerce cinayet işlendi. Bu çete, MİT görevlilerini de infaz etmeye başlayınca Susurluk kamyonuyla tasfiye edildi.
İkinci atılım 2011-2015 yıllarında gerçekleşti. Dolmabahçe Mutabakatı’yla zirveye ulaşan bu süreç, Bahçeli’nin kör direnişi ve Erdoğan’ın bir cümlesiyle boşa çıkarıldı. 7 Haziran 2015 seçimlerinde HDP barajı aşıp TBMM’ye girince egemenlerin etekleri tutuştu.
Seçimler yenilenerek AKP-MHP ittifakı oluşturuldu. Bu ittifak, “Beka sorunu var” diyerek HDP belediyelerine kayyumları atadı; belediye eşbaşkanlarını, Demirtaş ve Yüksekdağ başta olmak üzere HDP yöneticilerini zindanlara doldurdu.
Kürtler, kendi demokratik ulus birliğini oluştururken, birlikte yaşadıkları halklarla da temel talepleri çerçevesinde kalıcı demokratik birlikteliklerini kuruyor. Öcalan, bu tavrının bedelini Kenya’dan kaçırılıp İmralı’da tecrit edilerek ödedi. Ama bütün engelleri aşıp halkı önderliksiz bırakmadı. Halk da inandığı, güvendiği önderini yalnız bırakmadı. Bunun sonucunda "son çözüm sürecine" gelindi.
Aslında bu adımlar 1990’larda da atılabilirdi. Ancak Kürtleri inkâr ve imhayla teslim alacaklarını sananlar, bunu denemek için 30 yıl daha harcadı ve on binlerce insanın canına mal olan bir siyaseti denediler. Bu siyasetin iflası, değişen dünya ve bölge şartları, egemenlerin aklını başına getirdi ve yeni süreç başlamış oldu. Böylece Kürtler, bağımsız siyaset yapabilme konumuna ulaştı. Kürdistan tarihindeki en geniş birliktelik her alanda oluştu. Temel ulusal talepler yasallık kazandı.
Bu Newroz’la birlikte Kürt baharının da başladığı anlamına geliyor.
Bölgede başlayan ABD-İsrail saldırıları gölgesinde Kürt baharı kışa çevrilebilir mi? Başka oyun ve kışkırtmalarla Kürtler bir kez daha tuzağa düşürülüp soykırımla bastırılabilir mi?
Bunu hâlâ hayal edenler olsa da, halkın bilinci ve deneyimi her türlü karanlık senaryoyu etkisiz kılacaktır. Kürt baharı başlamıştır. Bütün karanlık senaryo ve girişimlere rağmen bu iklim, tüm bölgeye egemen olacaktır.
