Dengesizliğin dehşeti

Suat BOZKUŞ yazdı —

  • Trump yönetimi, ABD silah tekellerinin çıkarları uğruna Venezuela’dan sonra saldırdığı İran’da batağa saplanmış gibi görünüyor.

Savaşı başlatmak kolaydır ama başladıktan sonra kontrol etmek ve bitirmek o kadar kolay değildir.

İttihatçı Osmanlı paşaları Orta Asya’yı fethetmek niyetleriyle girdikleri Birinci Paylaşım Savaşında üç senede üç kıtadaki Osmanlı’yı Orta Anadolu’daki üç vilayete indirince ayıldılar. Hitler faşisti de Moskova’yı fethedip dünyaya hakim olmak için başlattığı İkinci Paylaşım Savaşında Berlin’e kızılbayrak çekilince uyandı.

“Savaşlarda önce gerçekler ölür.” Bu sözler, İkinci Dünya savaşının ünlü Amerikalı generali George S. Patton'a aittir. Bu general acı bir gerçeği ifade ederken sanki bize gelecekten de haber vermiştir.

Trump ve Netanyahu ise daha savaş başlamadan gerçekleri öldürüp binbir yalanla savaşın ön hazırlığını yaptılar.

Çağımızda gelişmiş medya tekniklerinin de kullanıldığı psikolojik savaş, büyük önem taşıyor. Günümüz özel savaş uzmanları ‘Hitler’in Gobelsi’ne bile taş çıkartıyor.

SSCB ve Varşova Paktı dağılırken NATO’cular bayram yapıyordu. Tek kutuplu dünya kurulacak diye seviniyorlardı. “Artık savaşlar çağı bitti” diyorlardı. Çok geçmeden acı gerçekler ortaya çıkmaya başladı. Savaşlar her yeri kapladı ve yayıldı. O günden beri savaşsız gün geçmiyor.

Trump yönetimi, ABD silah tekellerinin çıkarları uğruna Venezuela’dan sonra saldırdığı İran’da batağa saplanmış gibi görünüyor. Kimseye sormadan sadece İsrail ile birlikte başlattığı savaşa devam etmek için şimdi de diğer devletlerden yardım istiyor. Bu savaşı iyice yayma ve şiddetlendirme çabasıdır. Şimdilik kimse destek vermese de, ekonomik krizin patlak vermesiyle ne olacağını kimse kestiremez. Kısa sürede bitirmek planıyla başlatılan savaş uzadıkça ve enerji krizi şiddetlendikçe diğer devletlerin de ne yapacağı belli olmaz.

İran’ın elindeki varolduğu iddia edilen zenginleştirilmiş Uranyuma el koymak ve İran’ın nükleer silah üretimini engellemek bahanesiyle başlatılan saldırılar diğer devletlerin de katılımıyla büyük bir yıkıma dönüşebilir. Dünya bu felaketi engellemek için gün sayarken Trump yönetimi hala başka devletleri de savaşa katıp felaketi büyütme çabası içindedir.

Trump bir yandan başka devletleri yardıma çağırırken bir yandan da Küba başta olmak üzere yeni savaş hedefleri yaratmaktadır. NATO üyeleri bile Trump’ın işgal ve yayılma savaşlarını desteklemiyor. Bu gidişle NATO’nun zayıflaması ve dağılması da gündeme gelecektir. Bu süreçte herkes şapkasını önüne koyup yeniden düşünmelidir.

Trump, NATO üyelerini bile tehditle, şantajla kendisini destekleyerek savaşa katılmaya çağırmaktadır. NATO içinde bile bir çok devlet Trump’ın kışkırtmalarına karşı çıkarken ‘İslam alemi’nden net bir karşı çıkış yoktur. Bunun nedeni Suriye’de olduğu gibi mezhepsel farklılıklar olsa da haklı bir neden sayılamaz. Kaldı ki, Gazze soykırımı sürerken de, Suriye işgal edilirken de ‘İslam alemi’ gözünü kapatmıştı. Yani böyle bir alem fiilen yoktur ya da başka bir alemdedirler.

Bu günlerde kimde, ne kadar nükleer silah var ya da olabilir tahminleri yapılıyor. ABD ve İsrail, İran’ı suçlarken kendileri nükleer silah kullanabilir mi?

Bu savaşın gidişatındaki en tehlikeli aşama budur. Her türlü hukuku ve dünya kamuoyunu bir kenara atan Trump ve Netanyahu ikilisinden bu da beklenebilir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.