Çürüme ve kokuşma

Suat BOZKUŞ yazdı —

  • Siverek ve Maraş’ta yaşanan öğrenci katliamları toplumsal çürümenin artık gizlenemez ve üstü örtülemez boyutlara geldiğinin göstergesidir.

Türkiye siyasetinde adettendir. Kamuoyunu galeyana getiren bu tip olaylardan sonra  yetkililer en asık suratlarıyla ve adeta dişlerini gıcırdatarak “Ucu nereye giderse gitsin tüm failler ortaya çıkarılacaktır. Failler en ağır biçimde cezalandırılacaktır vb.” her vatandaşın adeta ezberlediği sert demeçlerle halkın gazını almaya çalışır.

Ne demek en ağır biçimde cezalandırılacaktır vb.? Normal olarak yasada cezası neyse o verilsin yeter! Ama çoğunlukla o normal ceza bile verilmez. Davalar göstermelik yargılarla uzatılıp unutturulur. Zaten Türkiye’de her gün yeni bir skandal ya da rezalet patladığı için üç gün sonra hatırlayanı da kalmaz. Sonra vakti zamanı gelince o davalar zaman aşımından düşer gider.

Çünkü skandallar, suikastlar ve katliamlar olmadan bu sistem ayakta kalamaz. Olayların failleri tek tek kişiler değil bu suç sistemidir. Bir yandan ardı arkası kesilmeyen tam tersine artarak süregelen kadın cinayetleri bir yandan da her gün bir yenisi sahneye çıkan ergen çocukların kurduğu suç çeteleri toplumun her yerini sarmıştır.

Ogün Samast’ı, Çatlı’yı, Kırcı’yı, Çiftçi’yi, Ağca’yı, Çakıcı’yı, Yeşil’i, Sedat Peker’i ve diğerlerini milli kahraman haline getiren, sinemalarda, gazetelerde, TV’lerde övgüyle reklam edenler, bütün gençleri suça teşvik etmekte ve  özendirmektedir. İşsizlik ve yoksulluk bu boyutlara gelmişken, doğru dürüst bir eğitim almamış gençlerin mafyatik filmlerle eğitilmesi, hiç çalışmadan su gibi para harcaması deyim yerindeyse kral gibi yaşaması hangi yoksul çocuğu cezbetmez?

Özellikle 1980 darbesi sonrasında, insan yaşamının hiçbir değeri ve kutsallığı kalmamıştır. Bu nesil her gün işkencelerde, darağaçlarında ya da sokak ortalarındaki infazlarda yapılan katliamları seyrederek büyümüştür. Binlerce faili meçhul denilen cinayetin üstü örtülmüştür. Bu katliamları yapan kişi ve çetelerin hiç yargılanmadan “yırttığını” ya  da kazara tutuklansa bile kısa bir süre sonra ya resmi afla ya da hapisten kaçırılarak serbest bırakıldığını görmüştür.

Bugün gelinen noktada vatandaşın güvenliğini sağlaması gereken valiler, emniyet müdürleri hatta içişleri bakanları bu suç çetelerini sevk ve idare etmektedir. Bir vali oğlunun işlediği bir cinayeti örtbas etmek için emrindeki bürokrasiyi görevlendirmekte ve emrindeki memurlar da hiç itiraz etmeden bunu yerine getirmektedir. Yine bir emniyet müdürü küçük yaştaki oğlunu polis poligonuna atış talimine götürmekte ve çocuğun erişebileceği bir yerde her çeşit silahı bulundurmaktadır. O yaştaki çocuğun kahvehaneye gitmesi bile yasak iken atış poligonuna nasıl gitmektedir? Hadi spor olsun diye gitti-götürüldü diyelim, o kadar silaha nasıl ulaşabilmektedir?

Yıllardır okul kapılarının önünde simit gibi uyuşturucu satıldığı bilindiği halde buna kimler ve niye göz yummaktadır?

Her zamanki gibi suç işleyenler ve suç örgütleri değil de, suçu teşhir edenler cezalandırılmaktadır. Şu açıklamaya ne dersiniz:

"Şanlıurfa ve Kahramanmaraş illerinde gerçekleştirilen okul saldırıları ile ilgili soruşturmalar, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa/Siverek Cumhuriyet Başsavcılıklarınca çok yönlü ve titizlikle sürdürülmektedir. Süreç, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın çocuklarımızın güvenliği ve milletimizin huzuruna yönelik artan hassasiyetleri ve talimatları doğrultusunda, ilgili kurumlarla tam bir koordinasyon içerisinde yürütülmektedir. Yayın yasağına rağmen olaya ait görüntüleri yayınlayan ya da halk arasında korku, kaygı, panik oluşturabilecek nitelikteki paylaşım yapan, resmî kurumların açıklamalarını itibarsızlaştırmak için yanıltıcı bilgiyi alenen yayan, suçu ve suçluyu övüp alenen suç işlemeye teşvik eden çok sayıda hesap ve paylaşım olduğu tespit edilmiştir.”

Yani “cumhurbaşkanının hassasiyeti ve talimatı” olmasa hiçbir şey yapılmayacak mı? O valileri, emniyet müdürlerini ve ilgili bürokratları oraya atayan da aynı cumhurbaşkanı değil mi? Memlekette hukuk mu yoksa cumhurbaşkanının hassasiyetleri mi egemen olacaktır?

Bu çürümedir ki, durumun ciddiyetini ve ağırlığını gösteriyor.

“Et kokarsa tuzlarsın ama ya tuz kokarsa?”

Artık tuz da kokmuştur. Bu suç örgütünü tümüyle ortaya çıkarıp yargılamadan hiçbir şey değişmeyecektir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.