Kayıp Gülistan Doku
Suat BOZKUŞ yazdı —
- Gülistan Doku aranırken benzer şekilde katledildiği tahmin edilen başka kadınların cenazesi de bulunmuştur. Ölüm tarlasına dönen memleketin her köşesinden ölü fışkırmaktadır.
Yıllardır aranan ve örtbas edilmek istendiği öne sürülen Gülistan Doku’ya ilişkin, yeni bir savcı tarafından başlatılan çalışmalar hızla ilerliyor.
“Gülistan Doku, Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü’nde eğitim gören bir üniversite öğrencisi olarak tanındı ve 2020 yılında kendisinden haber alınamamasıyla birlikte Türkiye gündeminde yer aldı. Eğitim yaşamını Dêrsim’de sürdüren Doku, sakin kişiliğiyle çevresi tarafından bilinen bir isimdi. Kayboluşu sonrası yürütülen arama ve inceleme süreci, toplumsal duyarlılığın artmasına neden oldu. Gülistan Doku’nun ismi, kayıp vakaları konusunda farkındalık yaratan sembol olaylardan biri haline geldi.”
“Gülistan Doku soruşturmasında tutuklu sayısı 8'e yükseldi. Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmada adliyeye sevk edilen zanlılardan 2'si daha tutuklandı.”
Yıllardır her hafta kayıp çocuklarını arayan ailelerin nöbet eylemlerine karşılık hiçbir somut adım atılmaması, tam tersine ailelerin defalarca polis saldırısına maruz kalmaları hatta uzun süre Galatasaray’a sokulmamaları, polis ablukasına alınmaları, bugüne kadar da kayıpların bir tekinin bile bulunmaması birçok spekülatif yorumu da birlikte getirdi.
Yeni Adalet Bakanı’nın olayı çözüyormuş gibi yaparak kendi tartışmalı konumunu örtbas etmek istediği yönünde iddialar ve suçlamalar yapılıyor. Bunlarla oyalanmak yerine savcılık soruşturmasının vardığı boyutları görmek ve daha ileri gitmesi için kamuoyunu seferber etmek gerekir.
Soruşturmanın yıllar sonra hızlandırılması ve geçmişe yönelik birçok şüphelinin gözaltına alınması, tutuklanması önemlidir. Unutulmamalıdır ki, bugün elde edilen sonuçlar Doku ailesi ve demokratik kamuoyunun yıllardır süren kararlı mücadelesi sonucu gerçekleşmiştir. Gülistan Doku aranırken benzer şekilde katledildiği tahmin edilen başka kadınların cenazesi de bulunmuştur. Ölüm tarlasına dönen memleketin her köşesinden ölü fışkırmaktadır. Memleket kimsesizler mezarlığına dönmüştür.
Bu olayın diğer önemli yanı da dönemin Valisi, Emniyet Müdürü, Hastane Başhekimi ve birçok polisin, bürokratın çeteleşerek suçu örtbas etmeye çalışmasıdır. Bu durum diğer kayıpların gizli faillerinin şifresini de vermektedir.
Yıllardır ‘kayıp bir genç kız’ dosyası olarak görülen Gülistan Doku soruşturması, şimdi gerçekleştirilen operasyonla birlikte çok daha ağır iddiaların merkezine yerleşti. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturmada, bir kaybolma hadisesi değil; bir cinayet hadisesi ve buna ilaveten delil karartma, dijital izlerin silinmesi, kamu nüfuzunun kullanılması ve olası bir organize örtbas zinciri mercek altına alındı.
Demokratik kamuoyu Gülistan Doku dosyasını inatla takip ederek diğer kayıpların akıbetine ve faillerine de ulaşabilir. Demokrasi güçleri ve hukukçular gelişmelere dudak bükmek yerine güçlü bir şekilde harekete geçerek soruşturmanın sonuna kadar gitmesini sağlamalıdır.
Binlerce kayıptan ve faili meçhul cinayetlerden sorumlu olan Mehmet Ağar yıllar önce, “Bu duvardan bir tuğla çekersek bütün duvar çöker” demişti. Gülistan Doku dosyası o tuğla olabilir. Bu durum demokratik kamuoyunun mücadelesine ve baskısına bağlı olacaktır.
Bu tuğla çekilmeli, bu kanlı duvar yıkılmalıdır.
