Sorgulanması gereken

Mihraç URAL yazdı —

16 Mayıs 2021 Pazar - 23:00

  • Kürt halkı dostlarıyla güçlüdür, Türkiye devrimci hareketi bu gelişmeler karşısında sessiz iblisi olmaktan çıkmalıdır. Bir biçimde Kürt halkına karşı yapılan bu sınır ötesi girişimleri sınır içinde cevap vermelidir.

Ülkeyi soyup soğana çevirdiler, hak hukuk yok edildi, yargı bitti, hazine ceplere boşaltıldı. Bu barbarca davranış bunların yüzünü kızartmak yerin daha da pervasızlaştırdı. Artık hırsızlık başarı konusudur, haksızlık becerikli olma durumudur. Bütün bunlar bu devlet altında birlikte yaşamanın tüm dinamiklerini yok ederken diktatör Erdoğan ve şürekası, dikkatleri dış sorunlara yönlendirmek üzere Zap, Avaşîn, Metîna’da operasyonlara başladı. Sınır dışı harekat ülkede ırkçılıktan beslenen tüm milliyetçileri kervan yolda dizilir söylencesine uygun olarak sırayla dizmektedir. Bu sürünün içinde Türk solunun yer alışını kimisinin de sessiz kalışını ibretle izleyip duruyoruz.

Bitmeyen sınır ötesi saldırıların tek amacı, Kürtlerin bağımsız siyasi iradesini kırmaktır. Bunu 100 yılı aşkın süredir yapmaktadırlar; 100 yıl öncesinde olanları ilgili okur, Almanların ünlü Feld Mareşali Helmuth von Moltke’nin “TÜRKİYE MEKTUPLARI”ndan okuyabilir. O kesitte (1836) küçük bir topograf subayı olarak Osmanlı ordusunda harita çalışmaları yapan ve daha sonra Prusya orduları baş komutanı olarak Fransızlara karşı 1870 Savaşını (19 Tem 1870 – 10 May 1871) kazanan bu mareşal, mektuplarında Osmanlı’nın Kürtleri nasıl da köy köy katliama uğratarak derelerin kan seli olarak aktığının tanıklığını aktarır.

Yani 200 yıldır aynı sorun. Şimdi bu eli kanlı diktatör bitip tükenmez iç sorunlarının üzerini örtmek için kaçıncısı olduğunu sayamadığımız yeni bir sınır ötesi kıyıma girişmektedir. Ülkede muhalefet ve özellikle Kürt muhalefetinin yükselişe girdiği bu süreçte, ülke maliyesini eriten “128 Milyar Dolar nerede?” soruları altında köşeye fare gibi kıstırılan diktatör Erdoğan, sınır ötesi saldırılarla bu bunalımını aşacağı sanısındadır.

Tam bu noktada “128 milyar Dolar nerede?” sorusu kadar, bundan çok daha büyük maliyetlere yol açan ve tümü iflas eden sınır ötesi operasyonları sorgulanmalıdır derim. Bu sorgu 128 kadar meşru bir sorudur. 40 yıldır, kırk devletin bütçesini Kürt halkını katletmek üzere sınır ötesi harekatlara harcamakla diktatör Erdoğan bu ülkenin tüm değerlerini, barışı ve geleceği ayaklar altına almıştır; 128’den büyük olan da budur.

Bilindiği kadarıyla 128 milyar dolar, yandaşlara ulufe olarak tevzi edilmek üzere Y.T. Lirasına çevrilmiş, ama sınır ötesi operasyonlara sarf edilen yüzlerce milyar dolar ise yok olmuştur, sonuç alınmayan bomba, kurşun, askeri harekat ve boş lojistik maliye olarak heba edilmiştir. Bunu sorgulamadan sadece 128’e takılı kalma farklı boyutta Kürt halkına yönelik kıyımı görmezden gelmektir. Muhalefet etmek ise bu değildir.

Bilinmeli ki, Kürt halkının bağımsız siyasi iradesini yeryüzünde hiç bir güç kıramaz. Tarih halkların özgürlük iradesinin kırıldığına hiç tanıklık yapmamıştır ama bu iradeyi kırmaya çalışan diktatör bozuntularının tarihin çöplüğünden başka bir yere gitmedikleri ayan beyan olmuştur.

Kürt halkı dostlarıyla güçlüdür, Türkiye devrimci hareketi bu gelişmeler karşısında sessiz iblisi olmaktan çıkmalıdır. Bir biçimde Kürt halkına karşı yapılan bu sınır ötesi girişimleri sınır içinde cevap vermelidir. Özgürlük mücadelesinin kır gerillasına şehir gerillasıyla cevap vermekten de asla çekinmemelidir. Diktatör bozuntusu, ülke içinde gerileyen devrimci girişimlerden yüz aldığı unutulmamalıdır. Kürt halkı böylesi durumlarda asla yalnız olmadığı görülmelidir. Bu bizim onursal duruşumuz olacaktır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.