Trump ve demokrasi dersi!

Elif SONZAMANCI yazdı —

8 Ocak 2021 Cuma - 23:00

  • Trump’ın gitmesi yeni bir dönüşümü tetikleyecek mi? Biden bu ihtiyaca ne kadar cevap olacak? Bu soruların yanıtını uzun bir süre alamayacağız kuşkusuz. Fakat Trump’ın yarattığı hasarlar tıpkı korona gibi kalıcı olacak, ya da iyileşmesi uzun bir zaman alacak.

 

2020 yılı felaketler yılıydı; pandemi, doğal felaketler, savaş, ırkçılık tavan yaptı. Fakat bu yılın başka bir özelliği daha vardı; eşitsizliğin, hak ihlallerinin, gaspın yolsuzluğun vs. yaşandığı coğrafyalarda sağına soğuluna bakmayan yöneticiler binlerce kilometre uzağa demokrasi dersi verdi.

Bir istatistiği yok ama sanırım en çok kullanılan kelimelerden biriydi demokrasi. Hem ihtiyaçtan hem de eksikliğinden. Türkiye’den örnek vermeden geçemeyeceğim. Adı üstünde kayyım olan, Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan rektör Melih Bulu demokrasi dersi veriyor, “İlla benim dediğim olacak diye bir söylemle girilirse bu demokrasi olmaz“ diyor. Halbuki orada olması bile demokrasi ayıbı. Zaten ülkenin cumhurbaşkanı bunu hergün yapıyor.

Demokrasi söylemi Trump taraftarlarının Kongre binasını basmasıyla birlikte tekrar gündeme geldi.

Geçtiğimiz aylarda, felaketler yılı olarak adlandırılan 2020’nin son demlerinde Almanların korkularına dair bir anket yapılmıştı. Bir sigorta şirketi tarafından yapılan ankette katılımcıların yüzde 53’ü Trump’ın izlediği politikaların kendilerini endişelendirdiğini belirtmişti. Yine bir önceki sene de Trump bir endişe kaynağı olarak belirtilmişti. Zira Trump dünya açısından bir endişe kaynağıydı. 

ABD’de 3 Kasım 2020’de yapılan başkanlık seçimlerinde endişe kaynağı Trump seçimleri kaybetti ve Biden kazandı. Seçim sonuçlarının tescil edileceği kongre oturumu devam ederken, Başkan Donald Trump’ın destekçileri Kongre binasını işgal etti. Trump’ın söylemlerini hatırlarsak aslında şaşkınlık yaratacak bir gelişme değildi yaşananlar. Nitekim Trump zaten şaşkınlık sınırlarımızı çoktan dolduran gelişmelere imza atan bir isim, üstelik herkese demokrasi dersi (!) veriyordu.

ABD’de yaşanan bu görüntüler Almanya’da bir darbe olarak nitelendirildi. Diğer taraftan Kongre salonunun işgal görüntüleri Berlin’de de alarm zillerinin çalmasına neden oldu. Burada bir parantez açmakta fayda var.

ABD’de baskına katılan gruplar arasında aşırı sağcı gruplar ve komplo teorisi yanlıları çoğunluktaydı. Benzer bir saldırının Almanya’da olmaması için Federal Parlamento’nun güvenliğinin incelenmesi için çalışmalar başlatıldı. Koronavirüse karşı alınan tedbirleri protesto için düzenlenen gösteri sırasında bir grup gösterici, benzer bir şekilde Federal Parlamento binasına girmeye çalışmıştı. Nitekim pandemi sürecinden de faydalanmaya çalışan aşırı sağcılar sık sık gösteriler yaptı. Bu gösterilere katılanlar arasında Amerika’da aşırı sağcı komplo teorisi hareketi QAnon yanlıları da vardı.

Son dönemlerde artan aşırı sağ hareketlerin özellikle internet aracılığı ile örgütlendikleri açığa çıktı, ayrıca Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan bir araştırmaya göre aşırı sağın özellikle 2014 yılından bu yana, "lidersiz, ülkeler üstü, ‘apokalip’tik zihniyete sahip" bir harekete dönüştüğü belirtilmişti. Yine bu grupların ABD dahil birbirleri ile ülkeler arası bağlantı kurdukları da ortaya çıkmıştı.

Dolayısıyla ABD’de yaşanan görüntüler aşırı sağ hareketlerin her geçen gün güçlendiği Almanya’da tedirginlik yarattı. 

ABD’de yaşanan baskın görüntülerine siyasetçilerden de büyük tepkiler geldi. Almanya Başbakanı Merkel, "Demokrasinin temel kuralı şudur: Seçimlerin kazananı ve kaybedeni vardır. Sonuçta kazananın demokrasi olması için iki tarafın da üslendikleri rolü görgü ve sorumluluk duygusu içinde yerine getirmesi gerekir" tepkisini gösterdi. Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier da Trump'ı sorumlu tuttu, "Tanık olduğumuz bu görüntüler, nefret ve kışkırtmanın sonucudur" dedi. Almanya Adalet Bakanı Christine Lambrecht ise aşırı sağcıların örgütlendiği internet ortamlarını daha fazla denetleme çağrısı yaparak, "Dizginlenmeyen popülizm, nefret ve tahriklerin nereye varacağını en açık şekilde görüyoruz" yorumunu yaptı.

Trump ve gösterilere yönelik herkesin ortak dillendirdiği bir demokrasi dersi var. Demokrasi kavramı ve batının şahsına münhasır demokrasi anlayışı başka bir yazı konusu. Zira demokrasi dersi verenlerin bu kulvarda açtığı delik bir türlü kapanmıyor. Fakat Almanya Adalet Bakanı Lambrecht ve daha birçok kişinin dillendirdiği gibi Avrupa’da demokrasileri korumak için internet platformlarının daha sıkı denetlenmesi gibi çözüm arayışları demokrasiyi koruyan bir adım olmayacak. Örneğin Almanya 2020 yılında çatışmaların olduğu ülkelere milyarlarca euro değerinde silah ihracatı yapıyor. Türkiye’ye yönelik bir kısıtlama olduğu söylense de satış rakamları bunu yalanlıyor. Demokrasi savaş çıkan ülkelerde kaosu derinleştirerek, silah satarak korunmaz, demokrasi sınır dışında ayakkabı çıkarır gibi çıkarılmaz, sınırın öte yanını umursamayarak korunmaz.

Son olarak; Trump’ın gitmesi yeni bir dönüşümü tetikleyecek mi? Biden bu ihtiyaca ne kadar cevap olacak? Bu soruların yanıtını uzun bir süre alamayacağız kuşkusuz. Fakat Trump’ın yarattığı hasarlar tıpkı korona gibi kalıcı olacak, ya da iyileşmesi uzun bir zaman alacak.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.