Abdullah Öcalan’dan Ortadoğu’ya yardım eli

Cafer TAR yazdı —

  • Demokratik ulus, bir anlayış, bir duruş, ahlaki bir pozisyon alma önerisidir. Umarım Kürt Halk Önderi’nin uzattığı el ve ortaya koyduğu barış paradigması havada kalmaz.

CAFER TAR

Birkaç gün önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD ve İsrail ile İran savaşının tıpkı Covid-19 salgınında olduğu gibi güçlü küresel etkiler yaratacağını ve hiçbir ülkenin bu savaşın ortaya çıkaracağı yıkımdan kendini koruyamayacağını söyledi. Rusya Devlet Başkanı’nın bu açıklamasını ciddiye almak gerekiyor fakat eksik konuştu. Ukrayna’yı işgal girişimi de özellikle Avrupa ekonomisinde ve dolayısıyla küresel ekonomide ciddi etkiler yarattı. Aslında sıralamayı “Covid-19, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişimi ve ABD–İsrail ile İran savaşı” şeklinde yapmak, dünya ekonomisinin geldiği noktayı daha görünür kılar.

Muhtemelen Soğuk Savaş boyunca birikmiş bütün sorunlar, bir süre sonra muhatapları tarafından şiddet dahil mümkün olan bütün yöntemlerle çözülmeye çalışılacak. Ukrayna’yı da içine alan Doğu Avrupa, önemli gerilim alanlarından biri olarak değerlendirilebilir. Sırbistan-Kosova, Moldova-Rusya, Belarus-Polonya ve elbette nasıl sonuçlanacağını hiçbirimizin tam olarak bilmediği Rusya-Ukrayna savaşı… Olası bir NATO-Rusya veya NATO-Belarus çatışması, bütün dünyayı içine alacak küresel bir savaşa neden olabilir. Bundan birkaç yıl önce bu ihtimal çok zayıf görünürken, bugün hiç kimse “böyle bir şey olamaz” diyemiyor.

Ortadoğu ise tam bir cadı kazanı. İran savaşı, süreci sadece daha görünür hâle getirdi; oysa uzun süredir İran ile İsrail-ABD hattı arasında dolaylı bir savaş bütün şiddetiyle sürüyordu. Buna Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni de eklediğinizde, sorunun göründüğünden çok daha karmaşık olduğu ortaya çıkar.

İran-İsrail gerilimini konuşurken hem küresel hem de bölgesel ölçekte birçok aktörden söz ediyoruz. Enerji, günümüz toplumlarında adeta Aşil’in topuğu konumunda. Ortadoğu ise dünya enerji piyasasının tam kalbinde yer alıyor. Özellikle ABD ve Çin gibi küresel güçler için bu bölgede olup bitenler hayati önemdedir. Enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 50'sini Ortadoğu’dan karşılayan Çin, bölgede yaşananları sadece izlemekle yetinemez. Bir yere kadar bekleyebilir fakat gelişmeler kendisi açısından telafisi mümkün olmayan bir noktaya gelirse savaş dahil, birçok seçenek masaya gelebilir.

Bölgesel ölçekte de tablo farklı değil. İran savaşının Irak’a yansımaması düşünülemez. Irak’ın yarısından fazlası inançsal açıdan İran’ın devamı niteliğindedir. Lübnan, Suriye ve Yemen de bu ilişki ağının parçalarıdır. Bunlar bölgede yaşanan gerilimlerin sadece bir kısmı.

Geride hâlâ çözülmemiş birçok sorun var: Suriye bu hâliyle istikrarlı bir ülkeye dönüşebilir mi? Irak yoluna nasıl devam edecek? İran siyasal birliğini koruyabilecek mi? Suudi Arabistan–BAE gerilimi nereye kadar tırmanabilir? İsrail gerçekten bölge ülkeleriyle kalıcı bir barış sağlayabilir mi?

Bu soruların tatmin edici bir cevabı yok. Size daha kötüsünü söyleyeyim: Birçok insan bu sorunların büyüyerek devam edeceğini ve bütün bölgeyi içine alan büyük bir felaketin yaşanacağını düşünüyor. Ben gerçekçiyim; makul bir akıl ve ahlak ortaya çıkarsa bölgesel sorunlar zaman içinde çözüm yoluna girer. Aksi hâlde gerçekten karanlık bir döneme girilebilir.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, bu noktada sadece Türkiye’yi yönetenleri değil, bütün bölge halklarını uyarmıştır. Bölge, kapitalist modernitenin şiddetli ideolojik ve ahlaki saldırısı altındadır. Bölgeyi yüzyıllarca bir arada tutan değerler sistemi, özellikle son 50 yılda büyük bir aşınma yaşamıştır. Geleneksel sağ–sol, Şii–Sünni gibi ayrımlar sorunları çözmek yerine daha da karmaşık hâle getiriyor. Bölgede insanlar karşıtlık üzerinden pozisyon alıyor ve sorun tam da burada ortaya çıkıyor.

Etnik kimlikleri ve inançları inkâr üzerine kurulu sistemler, bölgeyi sürekli istikrarsızlaştıran bir soruna dönüşmüş durumda. Mesele, üniter ya da federal devlet biçimi değil, mesele bu anlayışın kendisidir. Hiyerarşik ve tekçi bu yaklaşım, halkları kendiliğinden karşı karşıya getirerek çatışmayı kaçınılmaz kılıyor.

Demokratik ulus, bir devlet biçimi önerisi değil, bir anlayış, bir duruş, ahlaki bir pozisyon alma önerisidir. Umarım Kürt Halk Önderi’nin uzattığı el, ortaya koyduğu barış paradigması havada kalmaz.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.