- Aynı sepetteyiz ve hastalıklar hepimize bulaşıyor. Temizlenip arınmak, sadece başkalarından istenecek bir şey olmaktan çıktı. Kirlilik, istisnasız hepimizin kapısında; ilk oradan başlamalı.
CAFER TAR
Dünya ve bölgemiz çok kaotik bir dönemden geçiyor; kimse yarının tam olarak ne olacağını bilmiyor ve herkes tedirgin. İran ve ABD/İsrail savaşı bütün dünyayı etkileyecek belirsizliklerle dolu yeni bir döneme kapı aralamış gibi gözüküyor. Öngörülemezlik eğilimi eskiden de vardı, ancak bu durum artık günümüzün bir gerçekliğine dönüşmüş durumda.
ABD/İsrail ve İran arasındaki savaş kimi zaman sanki sona erecekmiş gibi bir görüntü veriyor. Bir bakıyorsunuz ABD cephesinde içeride güçlü savaş karşıtı eğilim var; Amerikan Kongresi'nin hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat senatörleri ve Temsilciler Meclisi üyeleri Başkan Donald Trump'ın İran'a karşı yürüttüğü savaşı açıktan eleştiriyorlar. Sanki Trump da artık sona gelindiği mesajını veriyormuş gibi yapıyor fakat kısa bir süre sonra her iki tarafın da eli bir anda tetiğe gidiyor ve barış umutları yeniden yerle bir oluyor. Hatta kimi zaman ABD Başkanı Donald Trump'ın savaşı sonlandırmak için nükleer güç kullanmak istediğine dair haberler kamuoyuna yansıyor.
Varşova Paktı yıkıldığı zaman ABD ve NATO, dünya egemenliğini ilan etmişti; AB, gösterdiği genişleme ve ekonomik performansla göz dolduruyordu fakat günümüzde hem NATO hem de AB açıktan tartışmalı kurumlar haline geldiler. Geçmişin en güçlü ittifakları günümüzde ağır bir sınavla karşı karşıyalar.
İngiltere/ABD ilişkilerinin bu noktaya gelebileceğini kim düşünürdü fakat iki güç arasındaki görüş ayrılıkları o kadar derinleşti ki, isteseler de artık gizleyemiyorlar. Daha birkaç gün önce Almanya Başbakanı Friedrich Merz, "Bundan birkaç yıl sonra NATO diye bir kurum var olmaya devam edebilecek mi? Bunu bilmiyorum" dedi. Hakikaten de NATO'nun en büyük gücü hatta patronu olarak anılan ABD'nin bizzat NATO'yu tartışmalı hale getirmesi, Friedrich Merz'in öngörüsünü haklı hale getiriyor. Avrupa'da birçok ülke artık kendi güvenliğini kendisi almak zorunda ve bunun için birçok ülke yoğun askeri harcamalar yapıyor; yeni askeri ittifaklar kurmak için yoğun çaba harcıyor.
Eskiden en azından bir grup insan, güvenlikçi politikalara karşı yumuşak gücü öne çıkarmaya çalışırlardı ve bunun toplumda bir karşılığı vardı fakat artık neredeyse herkes güvenlikçi politikalara geçmiş durumda ve hızla silahlanıyor. Çok üzgünüm, uzunca bir süre demokrasi ve insan haklarına dair ne varsa hepsinin alanı daralmaya devam edecek. Birçok ülke arasındaki güç mücadelesi, daha görünür hale gelecek ve güçlü ülkeler diğerine karşı uluslararası hukuku hiçe sayan müdahalelerde bulunmaktan çekinmeyecekler. Eskiden insanlar Birleşmiş Milletler'in uluslararası gerilimlerin çözümünde bir nebze de olsa karşılığının olduğuna inanırlardı fakat artık buna inanan neredeyse hiç kimse kalmadı.
Günümüzde neredeyse bütün devletler, toplumun tamamı üzerinde tam kontrol sağlamaya çalışıyor, bireysel özgürlükler sürekli kısıtlanıyor. İnsanlar geleceklerine dair her geçen gün biraz daha karamsar hale geliyor. Basın özgürlüğü neredeyse lafta kalmış gibi gözüküyor, insan hakları artık çok az insanın umurunda. Günümüzde dünyanın birçok yerinde insanlar, geleceklerinden derin endişe duyuyor. Adaletsizlik, yaygın umutsuzluk hali, sadece bir ülkenin değil, bütün dünyanın gerçekliğine dönüşmüş durumda. Buna bir yerden 'dur' demek insanlığın günümüzdeki en önemli görevlerinden biridir. Bu süreç ilerledikçe geriye dönüp düzeltmek hem daha zor hem de oldukça çok zaman alacak.
Kimi çevreler, söz konusu çöküntüyü başkalarına yakıştırıyor ve kendilerini bunun dışında tutuyor, halbuki gerçek hiç de öyle değil. Hepimiz aynı sepetin içerisindeyiz ve bu hastalıklar hepimize bulaşıyor. Temizlenip arınmak artık günümüzde birilerinin sadece başkalarından isteyebileceği bir şey olmaktan çoktan çıktı. Kirlilik, istisnasız hepimizin kapısının önünde; çok zor biliyorum ama ilk oradan başlamak lazım.
Bu, bir distopya durumu; yeniden ütopyaya geçebilmek için yoğun bir çaba harcamak lazım; çok şükür elimizde çok güçlü hikayelerimiz var, sayısız kahramanlarımız var. Bencilliğin ve yozlaşmanın zirve yaptığı günümüz koşullarında Kürtlerin Mazlumları, Hayrileri ve Kemalleri var.
İnsanlar, dünyanın her yerinde yeniden eşitlik ve özgürlük mücadelesini yükseltmeli, halkın iradesinin her şeyin üzerinde olduğu gerçeğini haykırmalıdır. Yeniden hiç kimsenin veya grubun kimseden üstün olmadığı; her türlü inancın, etnik kökenin ve düşüncenin kendisini özgürce ifade edebildiği, mahkemeler önünde herkesin eşit olduğu bir toplum isteğini haykırmanın ve bunun örgütlerini inşa etmenin zamanıdır.