Alman’ın İsrail çıkmazı

Selim FERAT yazdı —

  • Almanya’daki sol toplulukların Yahudi halkına karşı duydukları empatiyle Filistin halkına karşı duydukları empati arasındaki açı o kadar açık ki, bu sosyalist olmayı yeniden terazi kefesine koymak için tarihi bir ödev.

İsrail isminin ortalama Alman için panik atak’a yol açması sürpriz bir gelişme olmaz.

Ortalama her Alman‘ın, İsrail’in Gazze Şeridi’nde uyguladığı ölçüsüz şiddet ile abluka altına alınmış, özgürlükten yoksun Filistin halkının çektiği acılar arasında sıkıştığı tezi, gündemi oluşturan resim karelerinden biri.

Filistin halkına duyulacak empatiyi, İsrail’in dokunulmazlığı gölgesine kurban eden olgu, Almanya’da yaşanan Holokost.

Almanların İsrail'i eleştirmesine izin var mı sorusu, son ayın gündeminin ana maddelerinden biri.

Alman devletinin Almanya tarihinde, geçmiş devletlerin işlediği suçlarla ilgili sorumluluk üstlenmesiyle ilgili eleştirisel yaklaşanların sayısı yok denecek kadar az.

Ancak, İsrail’in eleştirilmesinin Yahudi düşmanlığı veya anti-semitizmle denkleştiği öngörüsü, Almanların çoğunluğu tarafından kabul görse de, soru işaretleri barındırıyor ve giderek makul olma özelliğini yitiriyor.

Holokost ile İsrail’in Gazze‘deki saldırılarının aynı olduğunu iddia edenleri, Holokost’u hiç mi hiç anlamadıklarına;

Filistinliler’e yapılan saldırıların ve İsrail’in Gazze’deki katliamına karşı sessiz kalan ve bunu Almanya’nın tarihi sorumluluğuna bağlayan Almanların da Filistin halkının acılarına empatiden yoksun kaldıklarına ve giderek sosyal birey olarak körleştiklerine şahit oluyoruz.

Bir yürüyüş afişinden: "İsrail Filistin'de her üç günde bir çocuğu öldürüyor".

Bu afişi bir bültenine kapak teması olarak işleyen "Amedaeu Antonio Vakfı“, sosyal medyadan edindikleri:

"Bu işin arkasında Siyonistler var."

"Hiçbir şey söyleyemezsin, yoksa Yahudi düşmanısın."

“Yahudiler‘e karşı hiçbir şeyim yok, ama…”

“Almanlar da acı çekti!”

“Çocuk katili İsrail!”

“Siyonistler günümüzün Nazileridir!”

“Sonunun gelmesi gerekiyor!”

“Araplar da Sami'dir“ belirlemelerine alarak, son gelişmelerle ilgili birçok yazarın görüşlerine yer veriyor.

Vakıf yazarları yapılan anketlere göre:

"Almanların yalnızca %10'u Yahudi karşıtı unsurlar olmadan, İsrail'e yönelik eleştirilerini ifade edebiliyor“.

“Dün mağdur, bugün fail” gibi sloganlar bugün yaşananlara cevap vermekten yoksun, düne dair sığınılan tarihi, boş bir barakadan ibaret çaresizlik.

Böyle olunca, sivil dünyanın Alman bireyi, toplumu, devletin üstlenmesi gereken sorumluluktan feragat etmelidir tezi de beyhude, çünkü devlet de bir yerde mevcut toplumun bileşenlerinin üst bir ifadesi oluyor.

İran-Hamas-Hizbullah bağlamındaki saldırıları parantez dışı bırakmalıyız, çünkü, Hamas ve onu destekleyen güçlere karşı yaptırımda da ikircikli bir tutum sözkonusu. Hamas hedeflerini bombalayan İsrail’in Hamas’ı destekleyen Türkiye’ye karşı yaptırımdan feragat ettiği bir dönemde, parantez dışı bırakılan, bırakın Gazze’de, Filistin halkının Ramallah ve Nablus’ta da özgürce yaşamdan yoksun oldukları.

Önem arzeden sorulardan biri, Alman devleti tüm zamanlar için İsrail’in Filistin halkına karşı gerçekleştirdiği acımasız politikaya karşı sessiz durma sorumluğunu üstlenmek mecburiyetinde mi? Bir Alman’ın İsrail çıkmazı bu soruya verilecek cevapta saklı. Ya da birey, devlet sorumluluğu ile sosyal varlık sorumluluğu arasına kesin bir mesafe koyarak, körlükten kurtulmalı. Ve giderek devleti de ebediyen sadece bir görüş moduna mahkum kalmadan kurtarmalı.

Almanya’daki sol toplulukların Yahudi halkına karşı duydukları empatiyle Filistin halkına karşı duydukları empati arasındaki açı o kadar açık ki, bu sosyalist olmayı yeniden terazi kefesine koymak için tarihi bir ödev.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2024 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.