• Türk Reisi, süreçle ilgili az şey söyleyerek, hiçbir şey yapmadan bastığı "butlan" düğmesinin, kendisinin "hükümsüzlüğü"ne yol açacağından bihaber olabilir.

SELİM FERAT

"Tedbirli mutlak butlan"ın pratikte ulaştığı adres belli mi?

Bu "mahkeme kararı"nın hukuken bir karar olduğunu varsayanlar, pek yakında bunun "masayı devirme"den önce verilen tedbiri bir karar olduğunu görecektir.

Ankara’da yapılan operasyona yüklü şifre, Diyarbekir’de çözülecek. Ankara’da çıkan yangın, yanıltıcıdır. Barış süreci gibi bir sloganın sorumluluğunu taşıyanlar, Diyarbekir merkezine bağlı olanlardır. Bu sorumluluğu taşıyanların, Ankara’da olduklarına dair hiçbir emare yok.

Sürecin "kesin hükümsüzlüğü" sinyali, tedbiren mahkeme üzerinden verildi.

Bekleyin;

Her şey planlandığı gibi yürüyor;

"Geri dönüş yok, olmayacak";

"İzleme ve Takip Kurulu" gibi başlıkları gölgesiz kaldı, sonuçta Ankara, eğer Kürdistan dayatmazsa adım atmayacak.

Türkiye’nin hesabı, matematiğe yüklü.

Hiçbir değişimin olmayacağından bahsetmiyorum.

Birinci olasılık, KürdistanLılar ağırlığını koydukları oranda, Türkiye’de bir değişim olması mümkün.

Hesabı seçim aritmetiğine bağlı olan Türk Reisi’nin yolu tıkandığı an, masayı bertaraf edeceği "mutlak" ama "butlan"ın yükleneceği yer ise Kürdistan’dan çıkan "barış süreci"dir.

İkinci bir olasılık, Türkiye’ye rağmen Reis’i, Kürdistan’a mecbur edecek uluslararası güçler. Kürdistan kartı, daha önceki dönemlere kıyasla özellikle ABD-İran savaşı süresinde Rojhilatê Kurdistan’daki gelişmelerden sonra, uluslararası dünyada "bitcon" seviyesine sıçradı. Bu da Türkiye’ye rağmen Kürdistan yolunu açıyor.

Üçüncü olasılık, "tedbirli mutlak butlan"ın, Bumerang etkisi göstereceği. Türk Reisi, süreçle ilgili az şey söyleyerek, hiçbir şey yapmadan bastığı "butlan" düğmesinin, kendisinin "hükümsüzlüğü"ne yol açacağından bihaber olabilir. Birçok şeyin hesabını yaparken, kendisiyle ilgili birçok şeyin hesabını yapan güçleri hesaba katmayanlar, öngörülebilenden daha kötü bir kadere sahip olabilirler.

Bunu Türk Reisi tedbir alsın diye yazmıyorum, çünkü toplumsal gelişmeler, önceden hesaplanmayacak sonuçlara yol açabilir. Reis’in kaderi bir zamanlar Hande Fırat’la cep telefonu üzerinden yaptığı görüşmeden sonra sokakta değişti. Biliyordu basacağı düğmeleri ve kendi darbesiyle, karşıtlarına darbe çekmeyi başardı. (?=MIT+CIA).

Özgür Özel Meclis’e yürüyeceğine, Saray'a yürüseydi ne olurdu? Eğer yürüse ne olur?

Türk Reisi, Beşar Esad gibi Putin’e sığınmaz; Fransız Generali ve Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle gibi bir sürpriz eseri Almanya’nın Baden-Baden bölgesine kaçmaz (29.Mayıs 1968).

Ne olur?

Belki Saray'dakiler; Belki Türk Reisi’ne karşı uyuyan mağdur kurucu, parti üyeleri ayaklanırlar. Belki de yolunu şaşıran insansız bir uydu, Reis’in oturma odasına iner vs. vs.

Neden olabilir bunlar?

Ölümcül bir ihtirasa sahip olanlar için ani bir şok, ölümden önce gelen, öldürmekten beter bir acıya dönüşebilir.

Ölüm geldiğinde siz yoksunuz; o zaman ölüm gelmeden, katledilenlere sahip çıkanların kapınızın önündeki direnişini görmeniz, "yaşarken nasıl ölünür" dersi olabilir.

Bu sosyal bir dönüşümdür. Herkesin sahip olamayacağı ender bir ödüldür(!).

Ve sonuçta ne yaparsa yapsın Türk Reisi için kendisine geri dönen "mutlak butlan" olur. 

Hissediyorum, böyle olacağını bilince umudum üçe katlanıyor.