• "Gerçekliğin karmaşalığı", Rojava’da aksesuarda olanla, ulaşılmak istenen arasındaki dayanılmaz ağırlık ve yaşamda ısrar etmedeki inatçılığa işaret ediyor.

SELİM FERAT

Rojava’yı düşünürken, yaşamda ısrarı düşündüm.

Yaşamda ısrarı düşünürken, bir asırı aşkın yaşayarak, geride kalanlara veda eden ve Rojava’ya denk düşen "karmaşık düşünme" kavramıyla tanınan Filozof Edgar Morin’i andım.

Son yarım yüzyılda "insanlığı ortak dünyevi kaderinin bilincine varmaya, yaklaşımını temelden yeniden düşünmeye ve farklı, yeni bir yola girmeye" çağıran Morin, insan hafızasına iz bıraktı. Morin’e başvurarak, O’nun felsefesiyle Rojava’yı anlamak ve anlatmak üzere yazıyorum:

"Gerçekliğin karmaşalığı", Rojava’da aksesuarda olanla, ulaşılmak istenen arasındaki dayanılmaz ağırlık ve yaşamda ısrar etmedeki inatçılığa işaret ediyor.

"Eşsiz olan kişi değil, dildir" diyor Morin; Rojava’nın Qamişlo kentinde Kürtçenin korunması ve geliştirilmesi amacıyla Qamişlo’da "Kom Dublaj Merkezi”nin kurulması, yaşamda ısrarın sembolik bir adımı oluyor.

Biraz paradoks bir düşünce olarak: "Bir toplum sürekli olarak kendini yeniden üretir çünkü kendini tekrar tekrar yok eder" felsefik açılımı, diyalektiğin "karmaşık düşünmeye" dair bir açılımı olarak tercüme ediyorum.

Toplumlar statik değildir.

Toplum kendisini, daha önce ulaştığını alt etmeden, kendisini var etme gücüne sahip olamaz tezi doğruluğunu koruyor.

Eşi Sabah Aboussalam, Edgar Morin için; "…son günlerine kadar dünyaya, insanlara ve düşüncelerini besleyen büyük insanlık sorularına dikkat etmeye devam etti" demiş.

1921'de Selanik’te Edgar Nahoum adıyla doğan Edgar Morin, ailesi Fransa’ya göç ettikten sonra, 10 yaşında annesini kaybetmiş. Sorbon’da Tarih ve Coğrafya bölümlerini okuyan Morin, sonra Hukuk öğrenimine devam etmiş.

1941'de Komünist Partisi üyesi olan Edgar, Alman işgaline karşı direnişe katılmış ve güncel yaşamdaki tehlikelerden sakınmak için İbranice olan soyadından feragat ederek, Edgar  Morin olmuş.

1950‘de dogmatik olmayan Marksist "Sosyalizm ya da Barbarlık" grubuna katılan Morin, bir yıl sonra Komünist Parti’den ihraç edilmiş.

50’li yılların sonunda Stalinizme yönelik kendi yanılgılarını "Otoeleştiri" adlı eseriyle yayımlamış.

Rojava’ya dönerek, Morin‘in: "Yaşam bilimleri, insanlığı insan yapan şeyleri, yani kültürü, dili, zihni, bilinci görmezden geliyor" yorumunu aktarıyorum.

Her parça bir başka, tüm Kürdistan parçalarına ev sahipliği yapmış, sosyal bilinci ve kültürü, sosyal yaşamı ve kadının toplumdaki yeri daha ileri seviyede olan Rojava’yı görmemezlikten gelmemeli.

Rojava’ya uyan başka bir öngörüsü: "Felaket muhtemel, ancak kaçınılmaz değil". Rojava’da, muhtemel felaketin kaçınılmaz olabileceğini yaşayarak bilen YPJ Komutanlığı, bayram vesilesiyle bir açıklama yaptı, ve "…direnişçi halkımız, tüm Suriye halkları ve onur mevzilerini koruyan tüm savaşçıların bayramını kutluyoruz" diyerek, "Umut Yolları" kitabına Stéphane Hessel ile kaleme alan Morin’in, "eğer dünya yok edilirse artık yaşayamayız" öngörüsüne destek verip inatla yaşamı korumak için kararlı bir duruş sergilemiş oldu.

Kendisini "bilgi avcısı" olarak tanımlayan Morin, 2011’de yayımlanan "Yol" eserinde, temel insan ve toplumsal bağlantılara yeni bakış açıları sunarak, geleceğe dair önermelerde bulunuyor: "Eğer dünya sistemimiz çağırdığı ruhlardan kurtulamazsa, parçalanacak veya daha önceki bir aşamaya gerileyecektir. Sadece temel bir değişimle yeni bir başlangıç, hayatta kalmasını garanti edebilir. Çöküş mü yoksa yeni bir başlangıç ​​mı, işte soru bu. Böyle bir yeni başlangıç, nihayetinde güçlü bir akımın kolları olan birçok birbirine bağlı reform ve dönüşüm adımını gerektirir. Değişim çağımızdan, nihayetinde çağın gerçek bir dönüşümü olarak ortaya çıkacaktır."

"Yol"dan aldığım bu alıntıyı, Rojava’ya atfederek, büyük felsefe insanı Morin’in anısına derin saygı duyarak…