- Silahlı mücadele stratejisine son verildiği açıklandığı andan bugüne kadar dile getirdikleri kaygılardan da anlaşılıyor ki; bu halk, gerçekten gerillayı çok büyük bir güvence olarak görüyor.
NURETTİN DEMİRTAŞ
Kandil etekleri Newroz’dan beri birçok halk etkinliğine sahne oldu. En son halkın kültürel bir festivali gerçekleşti. Bundan önce birçok defa ailecek gezmeye gelenlerle karşılaştık. Burayı tercih etme sebeplerini sorunca her seferinde hemen hepsi gerillanın bu dağlarda yarattığı maneviyattan bahsetti ve ailecek güven içinde seyrana geldiklerini, hiç kimse tarafından asla rahatsız edilmediklerini anlattı. Aynı durum çevredeki köylerde yaşayan halk için de geçerlidir.
Gerçeklik orta yerde durduğu halde KDP basını, gerillayı şiddetle özdeşleştirmek ve halka baskı yapıyormuş gibi göstermek için tuhaf bir çaba içindedir. Öyle görünüyor ki; onlara bu aklı verenler, şiddetten nemalandığından Türk devletiyle savaşın durması ve yürütülen süreçten rahatsızdır. Yoksa ne diye durup dururken bu kadar mesnetsiz, haksız ithamlarda bulunsunlar.
İlgili herkes iyi biliyor ki; dağlarda gerilla sayesinde yeni bir yaşamın temelleri atıldı ve bu yaşam sayesinde Kürt halkı özgürlükle tanıştı. Kendisi adına düşünmeyi, kendi emeğine sahip çıkmayı bu sayede öğrendi. Yeni değerler, yeni kültür gelişti. Bu toprakları korumak için binlerce gerilla canını feda etti. Tarihin en büyük direnişleri bu dağlarda gerçekleşti.
Direniş denilince zindanlar ve dağlar hep ilk sırada yer aldı. KDP bile bu sayede siyasette bir yer edindi. Bunu kendileri de inkâr edecek durumda değil. Bu gücün çoğu zaman gerillaya karşı kullanıldığı da sır değil. Hewlêr Katliamı'nın yıl dönümündeyiz. Halen cenazelerimizin yeri bile belli değildir, KDP sır gibi saklıyor fakat bunları kimse unutmaz.
Günümüzde de değişen pek bir şey yok. Bir güçle savaştaysan dilin değişebilir fakat süreçler değişse de KDP basını gerilla karşısında dilini değiştirmedi. Bunun bilinen birçok sebebi olsa da en çok da halktan ve emekten kopuk olmaları, sürekli egemenlerin diliyle konuşmalarını normalleştirdi. Acaba farkında değiller mi yoksa uydurulan yalanlara kendileri de mi inanıyorlar? Bu kadar büyük emekle, canla başla yaratılan değerlere biraz saygılı olmalarını istemek çok mudur?
Dağda emek ve söz kutsaldır. Emeksiz yaşamak mümkün değil. Söz ile yaşamın birlikteliği ise erdemliliğin başta gelen kanıtı olarak görülüyor. İlişkilerde şiddetin her türlüsü sorgulanıyor. Gayri ihtiyari birazcık sesini yükselten olduğunda bile eleştiriliyor, öz eleştiriye davet ediliyor. Söz ve davranışta şiddete geçit yok. Hele ki halka yaklaşımda en küçük bir hataya fırsat verilmiyor; zaten, halka hizmet etmek ve hayatını halka adamak temelinde şekillenmiş, buna göre zihniyet ve kültür kazanmış bir gerilla gerçekliği vardır. Doğaya karşı aynı duyarlılık var. Hayvanlar, bitkiler, su ve toprak korunuyor. Doğayla dost bir yaşam var.
Halk ise gerilla sayesinde güven içinde yaşamını sürdürmenin tadını almış. Buna KDP’lilerin aileleri de dahildir. Objektif olunursa ve gerçekten halkın çıkarları düşünülürse KDP’nin gerilladan rahatsız olmasını gerektirecek bir durum yoktur. Yalan-yanlış bilgilerle gerillayı yargılamaya kalkan KDP basını, kendini küçük düşürdüğünün farkında değil midir? Oysa kısa süre önce ulusal bir dil kullanmaya başlamışlardı, en azından bu yönlü bir eğilim görülüyordu.
Rojava Devrimi yok edilmek istenirken Başûr halkı ayaklandı ve bu sırada KDP basını da canlanan ulusal ruh doğrultusunda yayın yapmaya başladı. Her ne kadar bunu, milliyetçi çizgide ve partisel çıkarlar temelinde yaptıysa da en azından bir süreliğine dilini değiştirdi. Ne var ki çok geçmeden tekrar gerillayı kara propaganda kapsamına almaya başladılar. Bugüne dek yaşananlar yüzünden halkımız belki bunları şaşkınlıkla karşılamamıştır ama yeni süreçte KDP’den samimi bir değişim ve saygı beklemek de her yurtseverin hakkıdır.
Bu temelde yaşanan gerçeğe dikkat çekerken herkesin bilmesi gerekir ki; Başûrê Kurdistan’da Türk devletinin saldırıları yüzünden köylerine gidemeyen halk, savaş durduğu için köylerine güvenle yerleşmeye başladı. Bağında, bahçesinde, tarlasında huzur içinde çalışıyorlarsa bunda gerillaya duydukları güven belirleyicidir.
Silahlı mücadele stratejisine son verildiği açıklandığı andan bugüne kadar dile getirdikleri kaygılardan da anlaşılıyor ki; bu halk, gerçekten gerillayı çok büyük bir güvence olarak görüyor. “Başka güçler buraya girerse halimiz ne olur” diye defalarca dile getirdikleri kaygılar, zamanla yerini siyasal çözümün ve demokratik entegrasyonun buralara da yansıyacağı bilinci almaya başladı fakat Türk devletinin adım atmaması da bu kaygıları derinleştirdi.
Tüm bunlar bir yana, gerillanın yaşam tarzı ve ahlakı halkta büyük bir güven oluşturmuştur. Bu erdemli yaşam, halka da geçmiştir. Bu köylerde asayiş olayları dünyanın tüm bölgelerinden daha azdır, hatta yok denilecek düzeydedir.
Gerilla halkın ağaçlarından yere düşen meyvelere bile dokunmadı, toprakları kadar onurlarını da korudu. Bu nedenle çevrelerindeki dağlarda gerilla olduğu için sevinçliler ve her fırsatta minnettarlıklarını dile getiriyorlar. Çocuklarına gerillaların ismini veriyorlar. Bu kadar derin bir sempati ve maneviyat gelişmiş durumdadır. KDP basını ise bunların tam tersi yaşanıyormuş gibi kara propaganda yapıyor.
Ulusal birlik çalışmaları yapılırken bu tutumlar düşündürücüdür ve halka hizmet etmediği açıktır. Türk basınının dilini sürekli eleştiriyoruz ama KDP basını da sürece göre dilini gözden geçirmek zorundadır. Kendilerini yalan bilgilerle kışkırtanların olabileceğini de düşünerek daha duyarlı yaklaşmalıdırlar. Özellikle Önder Apo, gerilla ve halk değerleri söz konusu olduğunda herkesten hakikate saygılı yaklaşması ve çözüme hizmet edecek bir duyarlılık göstermesi beklenir. Bu konulardaki yanlışlar eleştirilmeden ve düzeltilmeden ulusal birlik önündeki engeller ortadan kaldırılamaz.