Beşikçi'ye notlar

Selim FERAT yazdı —

28 Aralık 2020 Pazartesi - 23:00

  • Beşikçi’ye zindan edilen dünyayı, herhangi bir Kürt partisi için önermek, Beşikçi’nin mirasına hiç yakışmadı; dünyasına da hiç mi hiç sığmıyor.

Selimferat@web.de

Beşikçi’yle ilgili bu kısa yazının başında, iki paradoksa işaret etmek istiyorum;

Beşikçi’yi tarihe mal eden temel görüşlerden birkaç satır:

"Türkiye’de sosyo ekonomik yapı hızla değişmektedir… Gittikçe karmaşık hale gelen bu ilişkileri kavramak ise ancak, bilimsel yöntem sayesinde mümkün olacaktır… Kürt sorunu elbette kendi başına bir sorun değil. Zaman ve mekan boyutunda, çok geniş ve karmaşık ekonomik, politik ve toplumsal ilişkiler içinde bir sorun." (Bilim Yöntemi, önsöz) "‘Kürt diye bilinen bir Millet yoktur, Kürt olarak bilinenler Türktür‘ şekline, bir sanı ve inanç gereğince, tarihsel belgelerde geçen bütün "Kürt" sözlerini "Türk" olarak aktarmak, bilim yöntemi ile temelden çelişen bir davranıştır." (Bilim Yöntemi, S. 41)

Bu çıkış Türkiye’de birinci paradoksa yol açtı ve Beşikçi’nin 17 yıl mahkumiyetine yol açan cesur çıkışının ilk adımlarına işaret ediyordu. Bilim Yöntemi’nin matbaaya verilmesinin tarihi 1976 olarak not edilmişti.

Türkiye’de yarattığı paradoksal girişimden sonra, hakimlere kolluk kuvvetlerine havale edilmesinden 44 yıl sonra, Beşikçi son yazdığı yazılardan birinde:

"PKK/KCK Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin egemenliğini tanımaya davet edilmelidir. Tanımıyorsa bölgeyi terketmelidir. Terketmiyorsa, takibatla, idari ve cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalmalıdır" görüşüyle yeni bir paradoksa imza attı.

Buradaki ikinci paradoks:

Birincisi, Beşikçi’nin bilimsel, mantıkı operasyon alanı olarak Türkiye’yi 44 yıl sonra terketmesi; ikincisi, bizzat cezai yaptırımlara hedef olan Beşikçi’nin, Türkiye toplumsal alanını terkederek, Kürdistan’daki toplumsal sahaya geçmesi, önemlisi, varlığı için yaşamını ortaya koyduğu bir halkın partilerinden biri için, cezai yaptırım çağrısında bulunması ve son tahlilde, Kürdistan’a ait bir gücün, Kürdistan’ı terketmesini önermesidir.

2014 yılında Berlin’e konuk olduğunda Sayın İsmail Beşikçi’yi ziyaret etmiş ve bir saate yakın ikili bir görüşme talebimi kabul etme nezaketini göstermişti.

Hiçbir zaman içeriğini aktarmayı düşünmediğim, ancak son günlerdeki politik çatışma zeminine sığdırılmasına yüksek düzeyde rıza göstermeyen ben, Sayın Beşikçi’nin rızasına sığınarak, bu görüşmemizin içeriğini aktarmak istiyorum.

Beşikçi’ye iki temel konuda görüşlerimi ilettiğimi not etmiştim.

Birincisi, Beşikçi’nin Türkiye’deki sosyolojik çıkış sahasını terketmesiyle ilgili duyduğum kaygıları iletmiştim.

Beşikçi’ye son yazılarında, sosyolojik alanı terkederek, Türkiye toplumlarından ve oradaki bilimsel/mantıka dair sosyolojik ekolden uzaklaşmasıyla ilgili görüşümü aktarmıştım.

Beşikçi‘nin oyun sahası değişikliğine giderek, Kürdistan sahasına geçmesinin, o döneme kadar bedelini gönüllü ödediği teorik miras alanını terketmesi, Beşikçi’nin iki yakasının Kürt örgütlerinin eline geçeceğine işaret ediyordu ve bu ise Beşikçi’nin tüm yaşamını adettiği ülke Kürdistan’da, sofradaki Kürt güçleri tarafından tarumar edileceği tehlikesini doğuracaktı.

Sakin ve itinayla dinlediği için, kendisine minnettar olduğumu iletmiştim…

Son günlerde Beşikçi’nin yazılı açıklamalarla, iki Kürt partisi tarafından korunmaya alınması, başka bir Kürt sefaletine işaret ediyor. Beşikçi’nin "linç edildiği" hipotezi, politik parsel toplama manevrasıdır, gerçekleri yansıtmıyor.

Daha çok, Beşikçi’nin Kürt partilerinin politik çatışmaları alanından çıkmasının elzem olduğunu düşünüyorum. Beşikçi: "PKK, Haşdi Şabi ile ortaklık, işbirliği yaparak, Kürt kazanımlarını bozmaya, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin statüsünü aşındırmaya gayret etmektedir" varsayımı olgulara ve verilere dayanmıyor. Daha çok istihbarat bilgilerine dayanan böylesi bir tesbit, siyasi çatışma sahasında, yükselen toz duman içinde boğulup giden beyhude bir çabaya işaret ediyor ve nihayetinde karşı görüşü zorluyor ve Ferda Çetin‘den: "Haşdi Şabi denilen İran yanlısı güç, Irak devletinin ordusuna entegre edilen; maaş, silah ve iaşesini Irak ordusundan alan bir güçtür… Haşdi Şabi, PKK gerillalarına ve Şengal’deki Êzîdî Savunma Güçleri’ne karşı KDP ile ortaklık halinde ve aynı koordinasyon içindedir" cevabını alıyor…

Beşikçi’ye zindan edilen dünyayı, herhangi bir Kürt partisi için önermek, Beşikçi’nin mirasına hiç yakışmadı; dünyasına da hiç mi hiç sığmıyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.