Bir Amerikan rüyası mı?

Hatice ERGÜN Haberleri —

2 Mayıs 2022 Pazartesi - 23:30

  • Mücadelelerin yerleşik düzene sızması, kaybede gelenlere sus payı riskini beraberinde getirirken, aynı düzenin altüst edilmesine dönük umudu tazeler.

Yüksek Mahkeme adaylığı 7 Nisan’da onaylanan Ketanji Brown Jackson, Beyaz Saray’daki konuşmasında ‘Siyah bir kadının Birleşik Devletler Yüksek Mahkemesine seçilmesi için 232 yıl geçmesi ve 115 atama yapılması gerekti’ diyordu. Jackson, Senato’da incelemeden geçerken, Cumhuriyetçi kanadın saldırgan sorularıyla yüzleşti: Siyah karşıtı ırkçılıkla müfredatı Beyaz çocukların kendilerinden nefret etmelerine yol açan bir uygulama olarak tanımlayan senatörden, bedensel hak olarak kürtajı yaşam hakkı ihlali olarak anlayan senatöre, Guantanamo tutsaklarının savunmaya erişim hakkını terörist faaliyetin uzantısı olarak gören senatöre uzanan ve dinî inancını sorgulayan senatörle sınandığı sorularla karşılaştı. Beden diliyle, serin duruşuyla ve nesnellikte ısrarcı dile tutunmasıyla dikkat çekti. Jackson, kadınların karar alma süreçlerinden dışlanma gerekçesi olarak gösterilen duygusallıktan, titremeye meyilli ses tonundan olabildiğince uzak yanıtlarını verirken sesi titreyen, duygu yoğun konuşmaktan çekinmeyen bir erkek senatördü: ‘Umut kılavuzumsunuz’ diyordu, Senato Yargı Komitesindeki tek Siyah Demokrat olan Cory Booker. Gözlerinde yaşlarla devam ediyordu: ‘Bu ülke çok daha iyiye gidiyor. … bu topraklardaki en yüksek mahkemeye çıktığınızda çok mutlu olacağım. Şu anda size şunu söylemek istiyorum, dünyadaki en azametli ülke, Amerika Birleşik Devletleri sizin sayenizde daha iyi olacak.’ 

Jackson az sayıdaki destek konuşmasını dinlerken duygusallaştı. Hem Cumhuriyetçi hem Demokrat senatörlerden gelen ve çoğunluğu kişisel seçim propagandası imalı, yanlış bilgilendirici sorulara rağmen Yüksek Mahkemeye seçildi. Jackson’ın Harvard Hukuk Fakültesine kadar devlet okullarında okumasıyla, anne ve babasının Siyahlara özel üniversitelerden mezun olmalarıyla, kamu okulunda öğretmen olan annesi, avukat olan babasıyla hem Harvard’a hem Yüksek Mahkemeye giden ırk-sınıf-cinsiyet yolunda bir kırılmaya yol açtığı açık. ABD’de yönetimdekilerin, sıradan milliyetçilerin, ortalama liberal vatandaşın övünmesi için artık yeni bir neden var: Cinsiyetinde, ırkında, sınıfsal arka plânında ve adalete yaklaşımında Yüksek Mahkeme üyeleri arasında ayrı bir yerde duruyor. Stephen Breyer’in emekliliği üzerine aday gösterilmesi, salt ABD’deki demokratların ve feministlerin rahatlamasını değil, Biden yönetimine küresel göç akışında devam ettirdiği sert ve faşizan uygulamalar, sınır-ötesi savaş propagandası ve silah ticaretinin teşviki, çoğunluğunu Siyah öğrencilerin oluşturduğu üniversite harcı borçlanmasında eşitlikçi bir perspektifi ısrarla reddetmesi karşısında demokratlığını sergileyecek bir alan sağladı. 

Jackson’ın Yüksek Mahkeme üyeliğine seçilmesi, genelde ırkçılık karşıtı, özelde Siyahlara dönük ırkçılık karşıtı politikalar açısından çok önemli bir eşiğe işaret ediyor. Yüksek Mahkeme gibi beyaz-erkek-üst sınıf, ülkenin önde gelen sekiz üniversitesinde harç derdi olmadan okuyan, diğer bir ifadeyle, hem maddi hem sembolik olarak ziyadesiyle sermaye sahibi kişilere açık karar alma alanlarında beyaz olmayan/beyazlaşmamış, erkek olmayan/erkekleşmemiş, üst sınıftan gelmeyen ve Harvard’da okumuş bir Siyah kadının ülkenin en prestijli kurumuna sızması önemli. Karar alma mekanizmaları, özellikle yargı söz konusu olduğunda bir ülkenin tarihine yazılı ırkçılığın günümüzdeki sonuçlarıyla mücadele açısından kayda değer işleve sahip. ABD’de Cumhuriyetçilerin çoğunlukta oldukları eyaletlerde birbiri ardı sıra kürtajın yasaklandığı, Beyaz ırkçılığın tarihsel bilgisinin eğitim müfredatından çıkartılmasına dönük yasama süreçleri, LGBTİQ+ haklarını ahlâksızlık temelinde yok sayma girişimlerinin yükseldiği, dolayısıyla, birçok liberalin varsaymak istediğinin aksine pek Trump-sonrası olmayan bir dönemde Jackson’ın yerleşik düzenin önemli bir kurumunda yer alacak olması umut verici.

Mücadelelerin yerleşik düzene sızması, kaybede gelenlere sus payı riskini beraberinde getirirken, aynı düzenin altüst edilmesine dönük umudu tazeler. Yeter ki, söz konusu düzenin güçlü payandasının sıradan milliyetçilik olduğu es geçilmesin – ABD’nin ihtişamı retorikten, Amerikan rüyası reklamdan ibaret kalsın.

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.