Newroz pîroz be
Hatice ERGÜN Haberleri —
- Newroz, baharın habercisi, ateşiyle, suyuyla, havasıyla, hep yeniden ve yeniden olageldiğimizin kanıtı; statik olmadığımızı ve farklılıklarla halleşmemizi bize anlatan, bunun yollarının izini gösteren aralık…
- Newroz’la anlatılan, ateşin gücüyle, suyun bitimsiz akışıyla, havanın huzuruyla, yeryüzündeki tüm varoluşlarla birlikte, barış içinde özgür yaşamaya selam olsun!
HATİCE ERGÜN
Mem û Zîn’den bu yana aşkın tohumlandığı, yaşamın yeniden ve hep yenilenerek bizlere göz kırptığı, umut verdiği, neşenin, coşkunun, direncin dönümüne merhaba. Yok etmenin, yok olmanın, ölmenin, öldürmenin değil, varlığın, varoluşun, yaşamanın ve yaşatmanın yollarını aramanın dönümüne merhaba.
Bugünün toplumlarında kentlerinde ve hatta kırsallarında teknolojinin en zor, en karanlık yüzüyle karşılaşırken doğayla ilişkimizi hatırladığımız durağa merhaba. Newroz, baharın habercisi, ateşiyle, suyuyla, havasıyla, hep yeniden ve yeniden olageldiğimizin kanıtı; statik olmadığımızı, kalıplarda sıkışıp kalmak zorunda olmadığımızı, farklılaşmayı ve farklılıklarla halleşmemizi bize anlatan, bunun yollarının izini gösteren aralık…
İnsan haklarının, yaşam hakkının böylesine ihlal edildiği bir dönemde, savaş çığırtkanlarının, silah sanayiinin, silah ticaretinin bölgemizi ve dünyayı kana bulamaya çıktığı bu zamanlarda inadına barış için birlikte yaşama irademize selam olsun!
Kökleri burjuva, beyaz erkeklerin iddialarına dayansa da tarihsel evrilişinde erilliğin, mülkiyetin dışında itilmişlerin mücadelesiyle talep ettikleri ve öznelliklere göre genişleyen insan hakları kriterleri ve bu kriterlerin yönetimlerin ötesinde savunulması amacıyla ortaya çıkan insan hakları rejimi bu inadı, bu iradeyi devam ettirmek için vazgeçilmez. Ancak, insan-odaklı tanımla yetinildiği ölçüde kısıtlı, kısıtlayıcı. Hem insan olanların haklarının tanımlanması ve somutlanması açısından hem farklı türlerden canlıların yaşam hakkı açısından yetersiz. Bu kısıtlılığı ve yetersizliği bugün en şiddetli biçimlerinde deneyimliyoruz; tarih boyunca gördüğümüzden farklı olmasa da bunca kazanımlarda hızla geriye gidiş, hak talepleri alanındaki birikimin dünya genelinde yükselişe geçen, faşizmin yirmi birinci yüzyıldaki parçalı işleyişini örnekleyen yönetimlerce hiçliğe itişi, bu yok saymanın bizatihi haklar söyleminin içinden çekilen önceliklerle işlenen despot retorikle gerekçelendirilmesi yeni… Yaratıcılıktan, çoğulluktan, biraradalıktan ziyade, yıkıcılığı, tektipliği, izolasyonu barındıran bu retorik ve gerekçelendirdiği uygulamalar kısa, orta ve uzun vadede hem insan öznelerin hem insan olmayan hayvanların hem canlıların barınağı doğanın aleyhine bir gidişatın yolunu açıyor.
Öyleyse, bugün hak savunuculuğuna her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Bu gidişatı geriye çevirmek, yok etmek mümkün olmasa da aşındırmak, aşındırarak durdurmak mümkün. Bu ise ancak hak temelli faaliyetler, örgütlenmeler ve nihayetinde biraradalık, dolayısıyla barış içinde birlikte yaşamayı öncelemekle, umut etmekle mümkün. İnsanların haklarının tüm canlıların ve canlıları kucaklayan doğanın haklarıyla bütünleşik olduğu fikrinden vazgeçmeden, bu doğrultuda adım atmaktan çekinmeden yaşama özgürlüğünde inat etmekle mümkün.
Hak temelli örgütlenme ve bağlantılı politikalar salt belirli gruplar içerisinde sıkıştırılıp bırakıldığında muktedir araçlarından başka seçenek kalmadığı ölçüde, içerisinde yaşadığımız ortamlar, daha geniş çevrede bizimle birlikte yaşamaya çalışan canlıların haklarından bağımsız kurulduğunda bugün uluslararası düzeyde karşı karşıya kaldığımız, insan hakları rejiminin krizi kaçınılmaz oluyor. Bu amaçla kurulan uluslararası örgütler neredeyse biçare kılınıyor.
Zira, insanların yeryüzünde yalnız, salt insan türü olarak yaşaması imkânsız. Zira, yeryüzü salt insanların yurdu değil.
Öyleyse, Newroz’la anlatılan, ateşin gücüyle, suyun bitimsiz akışıyla, havanın huzuruyla, yeryüzündeki tüm varoluşlarla birlikte, barış içinde özgür yaşamaya selam olsun!
Newroz pîroz be!







