Bir aydın tavrı olarak savaş karşıtlığı

İlham BAKIR yazdı —

29 Temmuz 2022 Cuma - 08:00

  • Türkiye aydını, sanatçısı, Türkiye entellejyası mı? Hani nerde böyle bir tutum? En azından bir basın açıklaması, bir protesto. Dokuz sivil insanın katledilişi karşısında, kendi devleti diye sus pus kalana aydın denebilir mi? 

Dünya siyasetinin ikiyüzlü olduğu; toplulukların, halkların değil devletlerin çıkarları gözetilerek siyaset yapıldığı; tavır ve tutum alındığı herkesin malumudur. Onca yıkımdan, savaş ve dehşetten geçtikten sonra, Birinci ve İkinci Dünya savaşı gibi milyonlarca insanın öldüğü, dünyanın kaynaklarının heba edildiği, doğanın tahrip edildiği felaketlerden sonra insanlığın ortak evrensel haklar ve iyilikler yasasını inşa etme çabaları belirli oranlarda sonuç verse de bütün bu iyi olma çabalarının ulus devlet merkezli bir hukuk üzerine oturtulması haklar ve iyilikler sisteminin inşa edilememesinin başlıca nedenidir.

Yaşatılan kötülüğün, ihlal edilen hakkın ne olduğundan ziyade kim tarafından ve kime yapıldığı; kötülüğü yapanın ve kötülüğe maruz kalanın gücü, statüsü, nasıl ve ne kadar stratejik ve ekonomik fayda üretiyor olduğuna göre bir tutum alış şekillenmektedir. Nitekim onca kötülüğe maruz kalmasına, en temel insani hakları binlerce kez ayaklar altına alınmış olmasına rağmen Kürtlerle ilgili meselelerde tutum alış neredeyse en ufak insani bir motivasyonla gerçekleşmemekte, tamamen devletlerarası ilişkiler bu tavır alışın niteliğini belirlemektedir. Son olarak Kürdistan’ın güneyinde Perex bölgesinde dokuz sivilin katledildiği olay tam da bu durumun bir özeti gibiydi. Ölenlerin Kürt değil Arap olması başta Irak hükümeti ve Arap Birliği olmak üzere pek çok devlet ve uluslar arası kurum tarafından gündem yapıldı. Oysa aynı bölgede aynı fail tarafından defalarca sivil insanlar katledilmişti. Benzer şekilde başta Rojava olmak üzere Kürtlerin yaşadığı her yerde egemen güçler tarafından Kürtlere bu katliamlar yaşatılırken uluslar arası camia bunu görmezden gelmekte ve söz konusu egemen güçle çıkarlarını esas alan bir tavır göstermektedir.

Kürt özgürlük hareketinin ve periferisinedeki örgütlülüğün, bu mesele ile ilgili yaklaşımı öldürülen sivillerin hangi etnisiteden olduğuna bakmaksızın evrensel insan haklarını esas alan bir ölçü olmuş; bu katliam şiddetle kınanmış, hesabının sorulacağı belirtilmiştir. Kimi milliyetçi Kürt çevreleri hatta bunların içerisinde kimi yazarlar, sanatçılar da yer almakta, bu durumu iki egemen güç arasındaki bir çatışma olarak niteleyip adeta bu sivillerin ölümlerine sevindiklerini ifade etmektedirler. Bu son derece gayri ahlaki ve gayri vicdani bir tutumdur. Hele hele bir sanatçının, böylesi bir tutumun sahibi olması kabul edilebilir bir şey değildir. Bir sanatçının dünyanın neresinde olursa olsun savaş araçlarının sivillere yönelmesine “ama”sız, “fakat”sız karşı durması gerekir.  Savaş araçlarını yönelten kim olursa olsun, katledilen kim olursa olsun bu tutum değişmemelidir. Yoksa Türkiye”deki aydın ve sanatçıların durumuna düşülmüş olur. Dünyanın dört bir yanında her türlü hak ihlali karşısında demokrasi havarisi kesilip kendi devletinin, kendi muktedirinin suçları karşısında sus pus kalmaları hatta açıktan desteklemeleri Türkiye entellejyasının temel karakteristiğidir.

Mevcut iktidarı eleştiren, onları alaşağı edip yeni insani bir iktidar kuracağını söyleyen Türkiye muhalefeti, ana muhalefeti Perex’te yaşanan olayla ilgili bırakalım iktidarı eleştirmeyi, en azından “sen bizim ordumuzu dünyanın gözünde nasıl sivilleri katleden bir ordu durumuna düşürürsün? Bu olayı incele ve sorumlularını yargıla” demeyi, iktidarın arkasında saf tutarak adeta bu katliama ortaklığını ilan etmektedir. Ve bu muhalif zihniyet, bizi çürümüş iktidardan kurtarıp yeni insani bir düzen kuracağı iddiasındadır. Peki, bu zihniyeti kim teşhir edecek. Türkiye aydını, sanatçısı, Türkiye entellejyası mı? Hani nerde böyle bir tutum? En azından bir basın açıklaması, bir protesto. Dokuz sivil insanın katledilişi karşısında, kendi devleti diye sus pus kalana aydın denebilir mi? Peki buna şaşırmak gerekir mi? Hayır? Bu ülkede benzeri, hatta daha vahimi olaylar karşısında aynı tutumun sahibi olmamışlar mıdır? Aydını bu olan bir ülkenin, muhalefetinden ne beklenebilir? Bir gelecek tasavvuru kurulabilir mi?

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.