Bir yıl daha

Hatice ERGÜN yazdı —

27 Aralık 2021 Pazartesi - 23:00

  • 2021 yılını geride bırakırken hayranlık uyandırıcı olduğu kadar dehşet verici, dolaylı ya da dolaysız sonuçları yanında ya da paralelinde taşıyan kocaman insan adımları yeni bir kriz evresine daha ışık tutuyor.

Dünyanın doğrudan dine bağlı olduğu halde seküler addedilen tarihinde, 2021 yılını geride bırakırken hayranlık uyandırıcı olduğu kadar dehşet verici, dolaylı ya da dolaysız sonuçları yanında ya da paralelinde taşıyan kocaman insan adımları yeni bir kriz evresine daha ışık tutuyor.

Kapitalizm, ulus-devlet, sıradan insanın bilgisiyle işleyegelen modern dünyada periyodik olan krizlerin sonuncusunda yaşıyoruz–yaşadığımız son ama en son kriz değil.- İnsanlık tarihi açısından istisnai olmadığı gibi insan olmak hakkında gösterdikleri ve tanık olduklarımızda da yaklaşık 100 yıldır maalesef değişmeyenler var: İnsanlar arası karşılaşmalarda fiziksel ve psikolojik şiddetin artışı, yönetimlerin otoriterleşmesi, halihazırda sorunlu olan liberal demokrasileri bir kez daha sorunsuz gösterecek baskı rejimlerinin yerleşikleşmesi, özgürlük arayışlarının terörize edilmesi, özgürlüğü hedefleyenlerin kapatılması, katledilmesi, sürülmesi, paranın, sermayenin, mülkün gittikçe daralan bir zümrenin tekelinde kalması, doğayla ilişkimizin yıkıcılığı ve insan-dışı-hayvanlar karşısında acımasızlığımızın hiçbir zaman teklemeyen ivmelenmesi…

Özgürlük ve eşitlik için mücadele edenlerin kriminalizasyonu, ulus-devlet yasaları kapsamında adalet talep edenlerin es geçilmesi, barış arayanların hapsedilmesi, susturulması, sessizleştirilmesi, marjinalleştirilmesi salt Türkiye topraklarında değil, dünya genelinde yükselişte.

Ve hınç; yönünü şaşıran öfkenin, çaresizliğe katlanamayan gururun, kendini aklayamayan vicdanın aktığı hınç. Diyaloğu sen-ve-bene, biz-ve-ötekiye kısıtlayan hınç. 2000’li yılların tarihinde ayrı bir yeri olan hınç. 2021 yılında 400 kadının erkekler tarafından katledilmesinde görünen hınç…

Selahattin Demirtaş’ı beş yıldır, Osman Kavala’yı dört yıldır, Aysel Tuğluk’u beş buçuk yıldır özgürlükten eden hınç; polislerin Metin Göktepe’yi linçinde doğrudan gördüğümüz, Tuğluk’un annesinin defninden bildiğimiz, Tuğluk’un maruz kaldığı son vicdansızlık örneğinde tanık olduğumuz…

Maruz kalan isimler bu yazının sınırlarını aşan, bir ismi zikrederken diğer isme haksızlık ettiğimizi düşündüren bir şiddet sarmalı–vicdansızlığı, son yıllarda dillere pelesenk olan akıl tutulmasının ötesinde gönül tutulmasını, Türkiye Cumhuriyeti tarihine yerleşik sistematik devlet şiddetini, hükmedenlerin halklar üzerindeki şiddetini, sermaye sahiplerinin dinmeyen hırsını, beşikteki bebeği, sokaktaki insan-dışı-hayvanı açlığa bırakan, korunmasız çocuğu tacize açık tutan, salt cinsiyetinden/cinsiyet kimliğinden dolayı her an risk altında olan grupları şiddetle bir şekilde yüzleştiren, tükenmeyen, tüketilmeyen sömürü ilişkileriyle dolu bir yıl daha beklerken bizi, yeni olanın hiç de yeni olmadığına bakıp köşelere çekilmek mi gerekir?

İnsanlık tarihinde neredeyse en fazla devamlılık gösteren olgu şiddetse bir diğeri baskı, haksızlık karşısında ve özgürlük için mücadele…

2021’i 2022’ye bağlarken şiddeti görmezden gelmekten ziyade yıllardır kapatılanlara, en temel hakları ellerinden alınan çocuklara, Kürt coğrafyasının çok erken büyüyen çocuklarına, salt insan olmadığı için her türlü zulme maruz bırakılan canlılara borcumuzu ödemenin imkansız olduğu bilgisiyle, her şeye rağmen bize kucak açan yeryüzüne haksızlık etmemekle işe başlamak ve özgür bir yaşam için mücadeleden vazgeçmemekte sorumluluğumuz…

Tam da burada, Machiavelli’nin 1513 ile 1519 yılları arasında yazdığı metinlerden birinde dikkat çektiği bir konuyu yeni yıla birkaç gün kala hatırlayabiliriz:

"Bir halk zincirlerini kırsa bile yaptığı aptallıklardan ya da kötülüklerden ziyade yol açabileceklerinden korkmalı. Çünkü bu tür kargaşalardan tiran ortaya çıkabilir. Buna karşı kötücül bir hükümdarla bunun aksi söz konusudur; zira mevcut fenalıktan korkarız ve hükümdarın kötücül yaşamının özgürlüğe yol açma ihtimaline kendimizi inandırarak umudu gelecekte buluruz. 

… çünkü her istediğini yapabilen bir hükümdar delidir ve yine her istediğini yapabilen bir halk hiçbir zaman bilge olmaz."

Barışa yaklaştığımız bir yıla giriyor olmak umuduyla…

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.