- Son dönemde artan dozda Mamdani’ye ve partisine saldıran Trump, tıpkı Celal Bayar gibi komünizm hayaleti görmeye başladı. Onun gibi halkı komünizm ile korkutmaya çalışıyor.
SUAT BOZKUŞ
NATO liderleri, Ankara Zirvesi’nde buluşmaya hazırlanıyor. Erdoğan hükümeti, NATO karşıtı gösterileri bastırmak amacıyla polisiye önlemleri arttırıp Ankara’yı adeta “esir kent”e çevirirken, ABD’nin en büyük şehri New York’ta da ilginç gelişmeler oluyor.
Trump, ‘Yeniden Büyük Amerika’ veya ‘Önce Amerika’ gibi parlak sloganlarla yeniden başkan seçildikten sonra, alışılmış politikaları terk etti. Deyim yerindeyse dünya politikasını altüst etti.
İsrail ile ittifak kurarak Gazze’yi insansızlaştıran, İran rejimine savaş açan Trump elbette tek başına değildi. ABD’nin teknoloji devleri arkasındaydı. Elon Musk gibi isimler ile bilişim ve yapay zeka üreticisi yeni zenginler, hem ABD içinde hem de dünyadaki egemenliklerini perçinlemek istiyorlardı.
Bir gün Danimarka’dan Grönland’ı, birgün Meksika’yı isteyen, Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu kaçıran Trump, kendisini yeni dünyanın, yeni efendisi olduğunu ilan ediyordu.
Bu sırada ise ABD’nin en büyük şehri New York’ta tersine bir rüzgar esmeye başladı. Bir mülteci çocuğu olarak 7 yaşında ABD’ye gelen Uganda doğumlu bir genç, Demokratik Sosyalistlerin adayı olarak New York Belediye Başkanı seçildi.
“Kasım başlarında Başkan Donald Trump, Zohran Mamdani'nin belediye başkanı seçilmesi halinde New York şehrine sağlanan federal fonları kesmekle tehdit etti. Mamdani, 4 Kasım 2025'te belediye başkanı seçildi. Mamdani, 1892'den bu yana şehrin en genç belediye başkanı, ilk Asyalı Amerikalı ve Müslüman belediye başkanı olurken, Birleşik Krallık’ta doğan Abraham Beame'den bu yana da kentin ilk yabancı doğumlu belediye başkanı oldu.”
Trump dünya sistemine savaş açarken, sanki Mamdani de yerleşik ABD sistemine karşı savaş açmıştı. Mamdani’nin bir yılı bile doldurmayan belediye başkanlığı, şimdiden Trump ve muhafazakarları korkutmuş bulunuyor. Bir yandan dünyayı savaş alanına çeviren Trump, ABD içinde de Mamdani ve demokratik sosyalistlere savaş açmış görünüyor. Son dönemde artan dozda Mamdani’ye ve partisine saldıran Trump, tıpkı Celal Bayar gibi komünizm hayaleti görmeye başladı. Onun gibi halkı komünizm ile korkutmaya çalışıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin karşı karşıya olduğu en büyük tehdidin komünizm olduğunu söyledi. Demokrat Partili New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani'nin desteğiyle parti içi ön seçimleri kazanan Demokratik Sosyalistleri (DSA) hedef alan Trump, DSA adaylarını, "Amerikan yaşam tarzını tamamen yok etmek isteyen komünistler" olarak niteledi.
ABD Başkanı, "Yiyecek olmayacak, konut olmayacak, ordu olmayacak, hukuk ve düzen olmayacak. Hiçbir şey olmayacak. Her bakımdan üçüncü dünya ülkesi olacaksınız ve herkes ya acı çekecek ya da ölecek. Olan budur" ifadelerini kullandı.
Ardından, "Komünizm her şeyi yok eder ama çok kolaydır. Dürüst olmak gerekirse tarihin en büyük komünisti ben olurdum" diyerek salondakileri güldürdü.”
Trump palyaçoluğa soyunurken, bazı siyasi çevrelerde bir süredir seslendirilen bir görüş de gittikçe yaygınlaşıp güçleniyor gibi: “Madem ki ABD başkanları fiilen bütün dünyayı yönetiyor, öyleyse ABD başkanlarını da bütün dünya seçmelidir.”
İlk başta çok saçma gibi görünse de, hiç de yabana atılacak bir görüş değil. Diyelim ki bu görüş ağırlık kazandı. Anketçiler gibi soralım: Siz olsanız oyunuzu kime verirsiniz?
Dünyayı yeniden paylaşma hayaliyle kana bulayan muhafazakar Trump’a mı yoksa kiraları donduran ve her türlü ayrımcılığa karşı savaş açan, onur yürüyüşlerine katılan, demokratik sosyalist Mamdani’ye mi?
Gerçi Mamdani, kapitalizmin Kabe’sinde salyangoz satmaya kalkışmış bir çılgına benzese de tüm ezilenlerin özlemlerini temsil ediyor. En gelişmişi de olsa kapitalizmin açmazlarını gösteriyor.