Çürüyen ve çürüten kapitalizmin resmi

Cihan DENİZ yazdı —

  • Chomsky örneği bize bir kez daha göstermiştir ki; muhalif olmak, hem bireysel hem de örgütsel olarak her gün yenilenen bir tavır, verilmesi gereken bir sınavdır.

CİHAN DENİZ

Cinsel saldırıdan hükümlü ve tutulduğu cezaevinde “şüpheli” bir şekilde yaşamını yitiren Epstein’e ilişkin Amerikan devletinin elindeki belgelerin kamuoyu ile paylaşılması bir yıldır geciktiriliyordu. Bu gecikmenin en önemli nedeni, şüphesiz en başta Trump olmak üzere iktidar çevresindeki kişilere ilişkin belgelerin ayıklanarak iktidar mücadelesinde bir şantaj aracına dönüştürülmesini için zaman kazanmaktı. Sonunda beklenen oldu ve geçtiğimiz günlerde ABD Adalet Bakanlığı, Epstein’e ilişkin elindeki üç milyondan fazla belgeyi kamuoyu ile paylaştı.

Fotoğraflar, videolar, yazışmaları da içeren bu belgelerle Epstein adasında kadınların ve çocukların maruz bırakıldığı her türlü sapkınlık bir kez daha gözler önüne serildi. Bir kez daha diyoruz, çünkü belli ayrıntılar ve belli isimler dışında o adada neler olduğu, o adaya dünyanın dört bir yanından çocukların, genç kadınların nasıl zorla götürüldüğü zaten bilinen gerçeklerdi. Aynı zamanda yayınlanan belgeler, fotoğraflar, videolar, Epstein’ın kurduğu kirli ilişkiler ağını da bir kez daha bizlere gösterdi. Paylaşılan belgelerde kamuoyunun yakından tanıdığı aralarında Türkiye’nin de olduğu dünyanın dört bir yanından “siyasetçi”, “sanatçı”, “bilim insanı”, “entelektüelin” ismi geçiyor.

Şunu belirtmek önemli; burada adı geçen herkes otomatik olarak Epstein’ın suç ortağı, kirli ağının bir parçası değildir. Bazı isimler, ki bunların arasında onlarca yıl önce yaşamını yitirmiş olanlar da vardır, kendilerinden bağımsız ve habersiz bir şekilde Epstein için hazırlanan bilgi notlarında geçmektedir. Kamuoyu ile paylaşılmayan yüz binlerce dosyanın da varlığı hesaba katıldığında, hangi dosyaların hangi kritere göre paylaşıldığı veya paylaşılmadığıdır. Paylaşılan birçok dosyada da mağdurların her türlü mahremiyeti ihlal edilirken birçok belgede en kritik yerlerin sansürlenmesi, kendisi onlarca yıl bu kirli ağın bir parçası olmuş Trump’ın başındaki yönetiminin amacının hakikatin ortaya çıkarılmasını, bu ağa bulaşmış herkesin hesap vermesini sağlamak değil ama bir bilgi kirliliği yaratarak gerçek failleri görünmez kılmak olduğuna işaret ediyor. Epstein olayını yapısal, sistemik, yani son tahlilde iktidar ve kapitalizmle olan ilişkisinden soyutlayıp Epstein ve çevresindeki bir avuç kişinin sapkınlığına indirgeyerek kapatma niyetindeler.

Çürüten bir sistem olduğu

Ne yaparlarsa yapsınlar mızrak çuvala sığmıyor. Ne yaparlarsa yapsınlar hakikatin üstünü tamamen örtmeyi başaramıyorlar.    İstedikleri kadar üzerinde oynasınlar, istedikleri kadar kendi çıkarlarına ve kendi işlerine gelen belgeleri paylaşmış olsunlar, bu haliyle bile belgeler bir suç ve suçlunun anatomisinin ötesinde bir resme işaret ediyor. Bu resimde tüm çıplaklığı ile kapitalizmin bir üretim biçimi olmanın ötesinde bir ilişkiler ağı olarak nasıl çürüyen ve kendisi ile beraber temas ettiği her şeyi, herkesi, her kurumu çürüten bir sistem olduğunu bir kez daha görmekteyiz. Tam da bu nedenle, bu kirli ağını emekçilerin üstünden yaptığı spekülasyonlar sayesinde kazandığı milyarlarca dolarla kuran Epstein’ın yanında dünya ekonomisinin büyük bir kısmına yön veren şirketlerin sahiplerinin olması tesadüf değil, tam işin doğası gereğidir. Buna bağlı olarak da nasıl ki; faşizm kapitalizm için arızi değil ama yapısal bir sonuçsa Epstein olayı da aynı şekilde bireysel bir sapkınlık değil, kapitalist ilişkilerin varabileceği en uç noktadır. 

Son olarak, yukarda orada olanların, Epstein’ın kurduğu kirli ağ ve bu ağla ilişkilenen kişiler büyük oranda bilindiğini, kapitalizm bağlamında bu kirlilikte şaşırtıcı, beklenmedik bir şey olmadığını söylemiş olsak da, belgelerde geçen bazı isimler, muhalifler arasında bile büyük bir şaşkınlık ve hayal kırıklığı yarattı.

Her gün verilmesi gereken sınav

Bu isimlerin başında şüphesiz 70’lerden beri Amerikan emperyalizmi ve yayılmacılığı karşısındaki duruşu, Kürt sorunu ile ilgili tutumunu bildiğimiz Naom Chomsky geliyor. Ne gerekçe ile olursa olun Chomsky’nin Epstein’ın uçağındaki fotoğraflarının, Epstein’ın yaptıkları bilinmesine rağmen onunla ilişkilenmesinin, karşılaştığı suçlamalar ile ilgili tutumu ve ona akıl vermesinin savunulur ve kabul edilir bir yanı yoktur.

Bununla beraber, Chomsky’nin bu ilişkiler ağının öyle ya da böyle içinde olması, tüm ezilenler ve ezilenler için mücadele edenler açısından bir üzüntü, hayal kırıklığı kaynağı olmaktan çok kapitalist ilişkilerin nasıl kirletici olduğunu gösteren bir uyarı olmalıdır.

Sonuç olarak, Chomsky örneği bize bir kez daha göstermiştir ki; muhalif olmak, ezilenlerin yanında olmak, hem bireysel hem de örgütsel olarak, her gün yenilenen bir tavırdır; her gün verilmesi gereken bir sınavdır. Dolayısıyla da asıl olan muhalif olmak değil, muhalif olmayı sürdürmektir. 

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.