- Kürt sorununun tekrar bir şiddet sarmalına kapılması istenmiyorsa, iktidarın zaman kaybetmeden üstüne düşenleri yapması gerekiyor. Boşa harcanacak bir gün bile kalmadı.
CİHAN DENİZ
Sadece Ortadoğu’nun değil, Avrupa, Kafkaslar, Uzakdoğu, Amerika başta olmak üzere tüm dünyanın siyasi, ekonomik olarak yeniden şekillendiği bir süreçten geçiyoruz.
Tüm aktörler, kartların yeniden dağıtıldığı bu süreçte, kendi egemenlik sahalarını genişletmenin, bu olmuyorsa da korumanın hesabını yapıyor.
Ortadoğu, özellikle son HAMAS-İsrail savaşı ile başlayan, oradan Lübnan, İran, Suriye’ye sıçrayan bir türbülans içindedir. Tüm bölgede taşlar yerinden oynadı. Çok uzun dönemdir bölgenin dayandığı siyasi, ekonomik, askeri güç dengeleri altüst oldu, yerine yenilerinin kurulduğu bir dönem başladı.
Kürtler neden hedeftir?
Yeniden şekillenen, dengelerin yeniden kurulduğu bir bölgede, bölgenin en diri ve örgütlü halklarından biri olarak Kürtler üzerine de tehlikeli oyunlar oynanıyor. Tüm parçalarda Kürtlerin büyük bedellerle elde ettikleri kazanımlar, hedef alınıyor. Kürtler üzerinden bölgeyi yeniden dizayn edecek planlar devreye konulmak isteniyor.
Kürtlerin hedef haline getirilmesinin en önemli nedeni, son 30 yılda başardıklarıdır. Belki daha önemlisi bu başarıların dönüştürücü gücüdür. Bu başarıların başında ise bölgeye bir yüzyıl kaybettiren; halklara kan, acı, gözyaşından başka bir şey getirmeyen; coğrafyanın ulusal, dinsel ve kültürel çeşitliliğini yok sayan tekçi anlayışın tam olarak olmasa da halkların direnişi ve mücadelesi ile ciddi oranda geriletilmesidir. Bugün geriletilmiş bu tekçi anlayış, bir kez daha halklara eskiyi de aratacak şekilde dayatılmak isteniyor. Halkların fiziki kazanımlarının ötesinde bölgeye ve dünyaya dair tahayyülleri hedef tahtasındadır.
Kürtlerin olması tesadüf değil
Amaç; halkların, ezilenlerin siyasi birer özne olacağı yapılar değil, tersine tüm gücün tek elde toplanacağı ve bu şekilde büyük güçlerin hedef ve amaçlarıyla daha uyumlu çalışacak siyasi düzenlerdir. Bu plan ve hedeflerin karşısındaki en direngen ve dinamik güç, kuşkusuz Kürt halkı ve tüm eksik ve yetmezlikleriyle birlikte onun örgütlü siyasi gücüdür. Bundan dolayı da bölgeye dair her türlü plan ve hesabın merkezinde Kürtlerin olması tesadüf değildir.
Kurulmuş tuzaklara yanıt
Dün Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye teslim edilmesiyle hedeflenen halklar arası boğazlaşma, bugün başka yol ve yöntemlerle hâlâ devrededir. Buna bağlı olarak da tıpkı Türkiye’ye getirildiği 1999 sonrasında olduğu gibi bugün de Abdullah Öcalan’ın tüm siyasi hamleleri Kürtlere ve Kürtler üzerinden tüm bölge halklarına kurulan tuzakları boşa çıkarmayı hedefliyor. 1999’dan bugüne Abdullah Öcalan’ın Kürt sorununa barışçıl ve demokratik bir çözüm için attığı tüm adımlar ve başlattığı süreçler, aslında kurulmuş bu tuzaklara verilmiş yanıttır.
Kürtler adımlarını atıyor
En son olarak da Kürtlere Halep’teki Şêxmeqsûd’da kurulan Gazze tuzağına, yani toptan yıkım ve katliama, bir Kürt-Türk-Arap boğazlaşmasına karşı Abdullah Öcalan, Kürtler üzerine kurulan oyunun Türkiye açısından taşıdığı tehlikelerin farkında olan devlet içindeki bir kanat ile beraber yeni bir sürecin fitilini ateşledi. Amaç açıktır; büyük güçlerin müdahalelerine gerek kalmadan Kürt sorununa barışçıl ve adil bir çözüm bulmak. Kürtler bu hedef doğrultusunda kendi üstlerine düşen adımları atmaya başladı. Kürt gerillası, bir yıl önce çözüm ve barış konusundaki kararlılığını ve samimiyetini, dosta ve düşmana gösterecek şekilde silah yaktı. Asla basite alınmaması veya sıradanlaştırılmaması gereken bu eylemin gerçek anlamı ve değeri, ancak şiddet ve silahın bu coğrafyada denklemin dışına itilmesinden rahatsız olanların yaptıkları her türlü çarpıtma, yaratmaya çalıştıkları ikilikler düşünüldüğünde daha net bir şekilde görülüyor.
Devlet ve iktidar geri duruyor
Yine geçmiş süreçlerdekine benzer şekilde devlet ve iktidar kanadı ise yapması gerekenleri yapmaktan, atılması gereken adımları atmaktan geri duruyor. Geçen bir yılda süreç bağlamında önemli gelişmeler yaşanmış olsa da yapılması gerekenler düşünüldüğünde heba edilmiş bir yıldır. Sürecin sürüncemede bırakıldığı her gün, ancak şiddet ve silahın bu coğrafyada denklemin dışına itilmesinden rahatsız olanların, hesaplarını bölgede halklar arasındaki gerilim ve kaos üzerine kuranların umutlarını artırıyor. Süreci boşa çıkartabilecek provokasyonlara zemin hazırlıyor.
Büyük yanılgı içindeler
Bazıları, Ortadoğu’daki mevcut belirsizliklere bakıp ham hayallerle bundan nemalanma hesapları içinde süreci sürüncemede bırakmayı düşünebilir. Ama geçmişte boşa harcanmış süreçlerin maliyeti, sebep olduğu acılar ve kimseye bir faydası olmadığı düşünüldüğünde, bunlar büyük bir yanılgı içindedir ve sadece kendilerini değil, tüm bölge halklarını ateşe atıyorlar. Eğer Kürt sorununun tekrar bir şiddet sarmalına kapılması istenmiyorsa, zaman kaybetmeden iktidarın üstüne düşen adımları atması gerekiyor. Artık boşa harcanacak bırakın bir yıl bir ay, bir gün bile kalmadı.