Ebru’nun özgür gökyüzü altındaki çıkışı

Selim FERAT yazdı —

31 Ağustos 2020 Pazartesi - 23:00

Hepimiz duyduk!

Ebru Timtik, tarihsel tanıklığını ettiğimiz bir günde, Türkiye’nin kutlamaya hazırlandığı 30 Ağustos’tan üç gün önce 30 kiloya düşen bedeniyle, anıtlaştı.

Selimferat@web.de

Bunu, özgür gökyüzü altında, Ebru’nun çıkışı olarak tanımlamak istiyorum.

Türkiye’de "sus“un kanıksatıldığı bir dönemden geçiyoruz.

Daha da tırmanacak bu katl çarkını durdurma gücü bulamayan onbinlerce akademisyen, öğrenci, avukat Türkiye’yi terketti.

Ebru ve Aytaç, emsal teşkil edecek bir davada, devletin pilot bir projesinin rehinleri oldular.

Ebru ve Aytaç, sadece adil yargılamanın olmadığını söylemediler.

Adil yargılama olmalı, adil yargılanmalıyız, dediler.

Bu devasa bir çarka karşı direniştir; özgür gökyüzünün sadece egemenlere ait olmadığına dair tarihi bir itirazdır; bundan dolayı da bu özgür gökyüzü altında, bir Ebru çıkışı oldu.

Ebru gittikten sonra, Saray kurmayları düğmeye bastılar ve basın nezdinde bir sınıf kavgası da yükselmiş oldu.

Sarayın ilk sıra azmettirici kalemlerinden Ahmet Hakan, daha önce yazmıştı ve sonradan bu yazdığını hatırlatarak İstanbul Barosu’nu güvenlik güçlerine ihbar etti:

"İstanbul Barosu, Beyoğlu’ndaki merkezinin duvarına Ebru Timtik’in dev bir posterini astı“ dedi ve ekledi:

"Ki ben de “Ölmesin, yaşasın” diye iki kez yazı yazdım.“

Yaşa(ma)dıklarının adını yaşam mı koyuyor Ahmet Hakan?

Albert Camus’un bir romanında idama mahkum edilen birine göre, Ahmet Hakan beş dakika bile yaşamadığını biliyor mu?

Sadece bir hatırlatma; kendisini yaşatanlar olacak ve bundandır ölmeyeceği Ebru’nun; öncesinde olduğu gibi…

82 yılının ikinci yarısında Kürdistan’da, Kemal Pir, M. Hayri Durmuş, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek yaşamlarını yitirdiler.

Tarihi not: “Rüzgar eken, fırtına biçer!“ oldu.

1984’te Metris’te ölüm oruçları sonucu, Abdullah Meral, Haydar Başbağ, M. Fatih Öktülmüş, Hasan Telci tarihe bir başka not düştüler:

Oradaki tarihi not:

"İrademizi kıramazsınız!“ idi.

F tipi cezaevlerine karşı direnenler, ölüm orucuna girdiler; devlet 28 devrimci tutsağı katletti.

Oradaki tarihi notun çevirisi şuydu:

"Dönüşümü/devrimi durduramazsınız!“

Saygı duydum, 210 gündür ölüm orucunda olan Avukat Aytaç Ünsal, Ebru Timtik, özgür sandığımız gökyüzünde o çıkışı yaptıktan sonra yazmış:

"Halk için avukatlığın asla yok edilemeyeceği görülüyor.“

Kim için sorusuna verilen net bir yanıt.

"Kemikten ibaret kalmış bedenim titriyor“ derken Ünsal, kendisinin de Ebru gibi bir hastane hücresinde duygularını tarihe not düşmüş:

“Acı, öfke, sevgi.“

Kimler karar verdi, bu halkların görme menzili dışınaymış gibi kurulan, tarihi momente işaret eden sahnedeki katle?

Aynı sahnede, gönüllü cellatların yürümesine engel olmak istedikleri çarkın nöbeti devralmaya hazır olan, şimdilerde ikinci namzeti, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi Aytaç, Ebru için kaleme aldığı mektubunda yazıyor:

"Mesleğinin gereğini yapmayan doktorlar, hakimler ve iktidar el birliği ile katletti. Halkın gözünün içine baka baka öldürdüler.“

238’inci gününde abideleşti Ebru; Aytaç ölüm orucunun 210’uncu gününde…

Bilince tüm zamanlar için düşen notu, kemikten ibaret vücudun sahibi, nöbeti devralan Avukat Aytaç Ünsal yazdı:

"Bu hukuksuzlukları aşacağız. Hakkımız olanı alacağız!“

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.