En onurlu gün

Suat BOZKUŞ yazdı —

16 Temmuz 2022 Cumartesi - 09:00

  • Zindanlar, cehennem kuyuları üzerindeki kıldan ince kılıçtan keskin denilen Sırat köprüsünün taa kendisiydi. Ama onurlu bir yaşam için o köprüyü geçmek şarttı.
  • Mazlumların, Ferhatların, Kemallerin, Hayrilerin direnişi tarihin en onurlu sayfalarıdır. Bugün de onların direniş ruhuna sahip çıkanlar, günümüzün Esat Oktaylarına karşı Kürdistan’ın ve Türkiye’nin dört köşesinde kahramanca direnişi sürdürmektedir.

14 Temmuz Ulusal Onur Günü anmaları nedeniyle  Amed zindanı ve işkenceleri, buna karşı gerçekleşen tarihi direniş detaylı olarak anlatılıyor. Bugünü anlamak için, o günleri ne kadar anlatsak, ne kadar tartışsak azdır. Çünkü o direnişlerle tarihin bir perdesi kapanmış yepyeni bir perde açılmıştır.

Geçmişten beri Kürdistan halkları üzerinde her türlü zulüm uygulanmış, her türlü katliam yapılmış, yaşamın her alanında amansız bir soykırım sürekli hale getirilmiştir. Bütün bunlar halkları teslim alamamış, direniş şöyle ya da böyle kan ter içinde sürdürülmüştür.
12 Mart 1971 faşist darbesinden sonra darbecilerin zulmüne tepki olarak devrimci hareket her alanda güçlü bir atılıma girmiştir. Bu aynı zamanda Kürdistan halkları içinde de, bir devrimci yükselişin gerçekleşmesi demektir. İşte bu yükseliş, ırkçı-sömürgeci faşistleri korkutmuş ve halklara karşı yeni bir faşist darbeyi gündeme getirmiştir. Faşist darbeciler her türlü direnişi ezmek ve halkları pişman ederek, onların hafızasından silmek istiyorlardı.

İşkencehanelerine Derin Araştırma Laboratuvarı-DAL diyorlardı.
Zindanlarına okul diyorlardı. Bu okulda “yeni bir nesil” yaratacaklardı. Ama bunun için “eskiyi” tamamen silmek, toplumsal hafızayı sıfırlamak gerekiyordu. Özgürlükçü düşünceleri ve değerleri kökünden kazıyacaklarını ilan ediyorlardı. Hiçbir hukuka ve kitaba sığmayan zulmün amacı, sadece oradaki devrimci önderleri sindirip teslim almak değidi. Onlar üzerinden aileleri ve tüm halkı teslim almak istiyorlardı. Bu nedenle ilk işleri, neredeyse gardiyanlardan başka herkesin Kürt olduğu bir zindanda Kürtçe’nin yasaklanmasıydı. Türkçe bilmeyen bir çok tutsak ailesi, Kürtlüğün ne demek olduğunu cezaevi ziyaretlerinde öğrendi. Çocuğunu ziyarete giden ve başlangıçta çocuklarını direnişten vazgeçirmeye çalışan bir çok aile orada PKK sanığı olarak tutuklandı. PKK önderleri “Berxwedan jiyane” demişti. Bu çığlık boğulmak istendi ama tam tersine zindan hücrelerinden dalga dalga yükselip tüm Kürdistan’ı sardı. Zulümle susturulmak ve bastırılmak istenen direnişten yeni bir yaşam doğdu.

NATO, ABD, AB ve tüm süper güçler darbenin ve darbecilerin arkasında hatta içindeydiler. Ankara’daki CIA şefi Washington’a gönderdiği mesajda “Paul, your boys have done it” diyordu. Darbeciler Amerika’nın ve NATO’nun oğlanlarıydı. Türkiye siyasetinin ve medyasının, YÖK üniversitelerinin önde gelenleri faşist cuntaya bağlılık andları içiliyordu.

Prof. kılıklı CIA uzmanları, zindanlardaki direnişçi tutsaklar üzerinde işkence ve zorla içirilen bilinmeyen ilaçlarla irade kırma deneyleri yapıyordu. Bütün boyutlarıyla bir devlet terörü uygulanıyordu.

Zindanlar, cehennem kuyuları üzerindeki kıldan ince kılıçtan keskin denilen Sırat köprüsünün taa kendisiydi. Ama onurlu bir yaşam için o köprüyü geçmek şarttı. Bir çokları o köprüyü geçemedi ve  gayya kuyusuna düşmeyi kurtuluş zannetti. Ama canı pahasına direnenler yepyeni bir yaşamın temelini attılar.

Avrupa Konseyinde Türkiye’yi temsil eden Prof. Turan Güneş, 1983’te Strasbourg’daki AK toplantısından sonra, bir soru üzerine “Kürtçe dil ve kültür haklarını devletin kabul etmesi 200 sene sürer” diyordu. Ama halkın direnişi sonrası devletin Kürtçe kurslar ve Kürtçe TV açmak zorunda kalması on sene sürmedi.

Günümüzün ironisi ise şudur:
Halk üzerinde bu kadar insafsız ve entegre bir terör uygulayanlar, kendi teröristliklerini gizlemek için hala Özgürlük savaşçılarını teröristlikle suçlayıp bastırmak ve diz çöktürmek istiyorlar. Mazlumların, Ferhatların, Kemallerin, Hayrilerin direnişi tarihin sayfalarında kalmış değildir. Elbette onların direnişi tarihin en onurlu sayfalarıdır. Ama bugün de onların direniş ruhuna sahip çıkanlar, günümüzün Esat Oktaylarına karşı Kürdistan’ın ve Türkiye’nin dört köşesinde kahramanca direnişi sürdürmektedir.

Bugün çok daha güçlü olarak haykırmanın zamanıdır:
Berxwedan jiyane!

14 Temmuz şehitlerini saygıyla ve minnetle anıyoruz.
14 Temmuz direnişi bitmedi, her yerde sürüyor.

suatbozkus@gmail.com
twitter.com/suatbozkus

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.