Taş devri!
Suat BOZKUŞ yazdı —
- Anlaşılıyor ki; bir süre daha taş devri yaşanacak ve fetret devri sürecektir. Diğer devletler ve toplumlar bu çıkmaz sokaktan kurtulmak için bir çözüm yolu bulabilir mi?
SUAT BOZKUŞ
İnsanlık binlerce yıllık geleneklerini, kuralları sanki unutmuş ya da silip atmış gibi kuralsız biçimde boğazlaşıyor. SSCB ve Varşova paktının dağılmasından sonra ne pembe hayaller görülmüş ve ne balonlar uçurulmuştu. “Şeytan imparatorluğu” çöktüğüne göre devrimler ve savaşlar çağı kapanmış, ebedi huzur ve barış çağı başlamıştı. Yeni dünya düzeni kurulacak ve de herkes mutlu olacaktı. Daha bu sözlerin buharı tüterken, önce Balkanlar ve Kafkaslarda art arda patlayan savaşlar bitmeden kısa sürede tüm Ortadoğu'yu savaş alevleri sardı. Bu da yetmedi. Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesiyle bütün Avrupa savaşla burun buruna geldi. Nükleer bir yok oluşa karşı Putin’in insafına sığınıyoruz. Son iki yılda İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü vahşi soykırımı bütün dünya seyrediyor.
1. Körfez Savaşı sürecinde Irak’ı işgale hazırlanan Bush yönetimine “BM kararları yok” diye itiraz edenlere karşı Baba Bush, “BM gibi bir kuruma ihtiyaç var mı diye, uzmanlarıma inceletiyorum” demişti. Aslında Bush kararını çoktan vermiş ve Körfez işgalini başlatmıştı. Ardından "Arap Baharı" adı altında Ortadoğu’da ABD ve AB’ye ayakbağı olan rejimlerin en kanlı biçimde tasfiyeleri gündeme geldi.
2. Emperyalist Paylaşım Savaşı'nda Hitler faşizminin ezilmesinden sonra oluşan iki kutuplu dünyada kurulan uluslararası kurumlar, mahkemeler ve tüm anlaşmalar artık çöpe atılmış gibidir. İnsanlık sanki bütün birikimlerini sıfırlamış ve taş devrine dönmüş, orman kanunlarına teslim olmuştur. Uzun süredir sözü edilen 3. Paylaşım Savaşı artık her yerde ve her türlü kuraldan bağımsız olarak sürmektedir. Bırakınız uluslararası hukuku binlerce yıllık feodal kurallar bile çiğnenmektedir. Kan davalarında bile kadınlara ve çocuklara dokunulmaz, bunlar ahlaksızlık ve suç sayılırdı. Oysa şimdiki modern savaşlarda en çok kadınlar ve çocuklar ölmektedir. Bırakın ölmeyi-öldürmeyi,insanlar kaçırılıp pazarlarda satılmakta ve kölecilik hortlamaktadır. Teknolojinin bu kadar geliştiği, üretimde rekorlar kırıldığı bir çağda insanlar ya bombalar altında ya da açlıktan, soğuktan ölmektedir.
Türkiye’de Kürtlerle savaşı durdurup barışçı siyasi çözüm gündeme gelmişken ciddi bir ilerleme olmadan sürecin tıkanması ve DAİŞ artıkları eliyle adeta Kobanê’nin intikamı alınırcasına Halep’te Kürt mahallelerine yönelik saldırılar yapılması, dünyadaki karamsar durumu daha da ağırlaştırmaktadır. Kürt sorununa barışçı siyasi çözüm bulunması, bölge ve dünya sorunlarına da bir nefes aldırabilir ama bu kargaşada kimse çözümü düşünmüyor gibi.
Trump Amerikası ise Venezuela’ya yönelik korsanvari saldırıdan sonra aynı saldırıları Küba ve diğer Latin Amerika ülkelerine, hatta Grönland üzerinden Danimarka’ya da yapmaya niyetlenmektedir. Bugünkü dünyada ABD’ye dur diyecek bir güç yoktur. Her devlet kendi çıkarına krizden fırsat çıkarmaya çalışmaktadır. Trump, Meksika’dan Kanada’ya, oradan Danimarka’ya kadar her yerde at koşturmaktadır. ABD’nin kendi içinden gelen cılız itirazlar dışında ciddi bir güç yoktur. Bu şartlarda bir dönem daha “gücü yeten yetene” bir süreç yaşanacak gibidir. Bu sürecin sonunda dünya yeniden şekillenebilir. Sanki ABD ve Rusya zımni bir anlaşma-uzlaşma içindedir. Çin söylemdeki bazı farklılıklar dışında kendi derdine düşmüştür.
Dünya sanki yeniden taş devrindeki kuralsız çatışmaların içine yuvarlanmıştır. Diğer devletler ve toplumlar bu çıkmaz sokaktan kurtulmak için bir çözüm yolu bulabilir mi? “Biz burayı almasak Mafya çökecekti” demişti Mehmet Ağar. Mafya çökmesin diye kendisi Yalıkavak’a çökmüştü. “Biz Venezuela’yı almasak Rusya ya da Çin alacaktı” buyurmuş Trump. Yani o da oraya çökmüş. Sırada Küba, Meksika ve Grönland var. Başka daha neler var bilmiyoruz. Anlaşılıyor ki; bir süre daha taş devri yaşanacak ve fetret devri sürecektir. Taşlar yerine oturdukça da halkların direnişi ölçüsünde yeni bir dünya kurulacaktır.
