Erdoğan mayın eşeği mi?

Veysi SARISÖZEN yazdı —

15 Mayıs 2020 Cuma - 12:48

Arada sırada Cudi’nin ya da Ağrı’nın zirvelerine çıkmak ve oradan Türkiye’ye bakmak faydalı olur.

Çünkü ovada çok insan var. Bunların dinleri, mezhepleri, partileri çok kalabalık. Aralarına düşüyorsunuz, durduğunuz birkaç metre karelik alanda ne varsa ancak onları görebiliyorsunuz.

Örneğin romatizmanız tutmuş. Hastahaneye gidiyorsunuz, sanki tüm Türkiye hasta olmuş sanıyorsunuz. Nüfusun önemli bir kısmının da doktor, hemşire, hasta bakıcı olduğunu da düşünüyorsunuz. Tıpkı öyle: CHP ile AKP, Kılıçdaroğlu ile Erdoğan arasındaki kayık dövüşünün gürültüsüne patırtısına baktığınızda memleketin AKP ve CHP diye ikiye bölündüğüne, bu ikiye bölünen halkın da siyaset tribünlerinde karşılıklı yer aldığına, sahadaki maçı da bu iki partinin başındaki adamların oynadığına inanıyorsunuz.

İşin kötüsü bu maçları bize aktaran medya programlarının arkasında hepsi de birbirinin aynı olan editörler, montajcılar, reji elemanları, yönetmenler ve sunucular var. Aslında her hafta aynı maçı seyrediyorsunuz. Baş oyuncuları aynı olan bir dizi izler gibi. Televizyon ve sinema öncesinde çadırlarda izlenen Hacivat-Karagöz gölge oyunundaki senaryoda değişen yalnızca teknoloji. Tuluat aynı, olan biten aynı.

İzleyip eğleniyorsunuz diyeceğim ama, pek öyle değil. Karagöz Erdoğan her defasında Hacivat Kılıçdaroğlu’nun ensesine şamarı bastıkça bir kısmınız sinirden tırnaklarını yemekte. Olan size oluyor. Çünkü ertesi gün uyandığınızda yine Erdoğan bildiğimiz Karagöz olarak, Kılıçdaroğlu da bildiğimiz Hacivat olarak karşınıza çıkıyor.

Bu gölge oyununda Karagöz’la Hacivat kavga ede dursun, aklınıza “bu kuklaları kim oynatıyor?” sorusu gelmiyor. Çünkü siz karşınıza gerilmiş perdeye bakıyorsunuz, Perdenin gerisinde ipleri elinde tutan kuklacıdan haberiniz yok.

“Senin nereden haberin oluyor?” diye sorabilirsiniz. Benim de haberim olmuyor ama Cudi’ye, Ağrı’ya çıkanların anlattıklarından biliyorum. Gerçek manzara perdeye yansıyan gibi değil. Bambaşka.

Karagöz’ün ipini tutan kuklacı, adı bende saklı kalsın, Ergenekon’un başındaki adam. Kah Karagöz’ün karşısına Hacivat kılığındaki Cemaat’i koyuyor. Kah HDP’yi. Karagöz’ün bunları dövmesini hünerli ip cambazlığı ile sağlıyor. Oyunun bugünkü aşamasında Hacivat kılığındaki Cemaat’in işi bitiyor, sahneden yüzü gözü dağılmış, çıkıyor. Bu defa HDP’yi Hacivatlaştırmaya kalkıyor. O da ne? HDP bir türlü Hacivat gibi pes etmiyor.

Nokta.

İşte o nedenle bu oyunun sonu bir türlü gelmiyor.

Kuklacı Karagöz’ün iplerini sımsıkı tutuyor, Kürt Hacivat’ı yok etsin diye oyunu uzattıkça uzatıyor. Buna mecbur. Çünkü Kürt ölmedikçe, Ergenekon kuklacısı rahat edemez. Egemen de olamaz. Onu Karagöz-Erdoğan’ın öldürmesi şart. Ama olmuyor. Hafazanallah, günün birinde Kürt Hacivat pes ederse, bu oyunun da sonu o anda gelecek.

İki nokta.

Şu anda Türkiye’de tüm devlet, Ergenekon ve AKP-MHP stratejik olarak Kürdistan Özgürlük Hareketini yok etme amacında birleşmiş. CHP’nin içindeki aşırı ulusalcı kanada Kürt katliamının üstünü “demokrasi şalıyla” örtme rolü verilmiş. Arada itiraz ediyor ama, hayat devam ediyor.

Ergenekon Erdoğan’ı oyunun sonuna kadar kah Cemaat’i tasfiyede rolünü oynayana, kah Kürt Özgürlük Hareketini yok etmek için tepeden tırnağa kadar suça bulaştırana kadar Karagöz rolünde kullanacak.

Sonra?

Kuklacı Erdoğan’ın ipini çekecek.

Yani “darbe” mi olacak?

Vaktiyle Kemalist “solun” “cuntacılığından” bize miras kalmış bir algı var: “Darbe solun işidir.”

Bu da 27 Mayıs’ın sağcı DP’ye karşı yapılmış olmasından kalma bir algı. Oysa o 27 Mayıs darbesini radyodan duyuran Albay, bırakın “sağcılığı”, Türkiye Naziler tarafından işgal edilseydi, İnönü hükümetinin yerine geçecek olan Turancı-faşist grubun temsilcisi olan Türkeş’ti.

Darbenin faşistleşme çizgisi sürekli tırmanışta: 27 Mayıs 60 darbesi “Atatürkçü” kılığındaydı, yarı demokratik bir Anayasa yaptı. 23 Mart 71 darbesini yapanlar, cuntanın sol kanadını tasfiye etti, Denizleri astı, Mahirleri kurşunladı. 12 Eylül 80 darbecileri çocuğun yaşını büyütüp, boynuna ilmiği geçirdi. Amed zindanını salhaneye çevirdi. Erdoğan’ı korkutan “darbe” elbette CHP’den ya da soldan gelmeyecek.

Gelenek sürüyor. Darbeyi yapacaksa faşist Ergenekon kanadı yapacak. Erdoğan’ın vakti dolunca Kuklacı Karagöz’ün ipini çekecek.

Eğer hala çekemediyse, Kürt’ün ölüme inat direnişi sayesindedir. Senaryo icabı Kürt’ün ölmesinden, daha geniş manada ülkede muhalefet adına hiçbir şeyin kalmamasından sonra kuklacı Erdoğan’ın ipini çekecek çekmesine de, Kürt bir türlü ölmüyor. O ölmeyince de “darbe” yapılamıyor.

Erdoğan Kürt’ün ölmemesi için dua et! Ölmediği için yaşıyorsun.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.