Arabayı yokuşa süren altında kalır

Veysi SARISÖZEN yazdı —

  • Bu “teyit” işi sakat iş. Ya bu işin içinden çıkamıyorsunuz ya da “teyit” edemedik diye diye, müzakere sürecini kadük ediyorsunuz. Belli ki ikinci şık daha akla yakın. 

Bu iktidar herkesi aptal yerine koyuyor. Türkiye Meclisi Komisyonu raporunda imzasıyla kabul ettiği yasa önerilerini gerilla “silahsızlanmadığı için" bütün isteklerine rağmen çıkaramıyorlarmış. Vah vah! Şu çok istedikleri “yasalar” nasıl şeyler acaba? Eldeki askerlerini bu yasayla terhis edip ordusuz mu kalacaklar yoksa?       

Vallahi eğer böyle bir yasa çıkaracaklarsa hala silahsızlanmadığı söylenen gerilla çok ayıp ediyor derim. “Biz gerillanın silahsızlanmasından önce ordumuzu silahsızlandırırsak bu gerilla bizi ‘ham’ yapar” diyorlarsa yerden göğe kadar haklılar. Diyelim ki böyle bir “karşılıklı silahsızlanma yasası” çıkaracaklar. O zaman benim tavsiyem, aynı anda “bir, iki, üç” diye sayalım, iki tarafın silahsızlanmasını, eşitlik içinde sağlayalım tavsiyesi olacaktır.

Bu işin şakası. Çıkarmayı “çok” istedikleri ama şu gerilla bir türlü silahsızlanmadığı için çıkaramadıkları yasalar, diyelim ki gerilla silahsızlanmadan önce çıkarılırsa ne olur? Devlet silahlı gerilla karşısında çaresiz mi kalır? Mesela “tutuklama istisna olsun yasası” ya da “AYM ve AİHM kararlarına uyma yasası”, “hasta tutsakları tahliye yasası” ya da “ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum olanlara, onları serbest bırakma değil, ileride, belki ‘çıkmaz ayın son çarşambasında’ özgürlüğü umut etme yasası” ve nihayet “dağdan inenin suçsuzluğunu kanıtlama karşılığında evine dönme yasası”, Erdoğan’ın kafasına taş düştü ve bir hafta sonra silahsızlanmadan önce çıktı diyelim… Bunlar çıktığı halde gerillanın da mızıkçılık yaptığını düşünelim.

Ne olur? Devlet ne kaybeder? Gerilla ordusuyla Türk devletinin ordusu arasındaki güç dengesi gerilla lehine mi değişir? Nasıl değişir? Bu yasalar çıkınca Bakurê Kurdistan’daki “kalekolları” mı sökeceksiniz? Her köy yolundaki karakolları mı yıkacaksınız? Ordunuzu Kürdistan şehirlerinden, köylerinden geriye mi çekeceksiniz? Korucularınızı işten mi atacaksınız? MİT muhbir ağındaki adamlarınızın maaşını mı keseceksiniz? Bütçenizde silahlanmaya ayırdığınız payı mı kısacaksınız? Kürt köylerinde maden aramaydı, baraj yapmaktı filan derken, Kürdistan dağlarını ağaçsız bırakıp “kel oğlana” çevirmeye son mu vereceksiniz? Hapisanelerinizi havaya mı uçuracaksınız? Polis işkence odalarını ‘işkenceye sıfır tolerans” olsun diye, herkesin görülebilmesi için camdan mı inşa edeceksiniz? Engizisyon Mahkemesi denilen mahkemelerinizin yargıçlarını halkın seçmesini mi sağlayacaksınız? Seçilmiş belediye başkanlarına, meclis üyelerine dokunulmazlık mı getireceksiniz?

Getirmeyeceksiniz. Erdoğan yine başımızda kalacak, Beştepe yine TBMM’nin yerine geçmiş olacak. Ordunuz tepeden tırnağa müsellah, Kürdistan’da müstevli haline devam edecek.

O halde “önce gerilla silahsızlansın” diye müzakere sürecini neden uzatıp durursunuz?

Efendim, MİT silahsızlanılıp silahsızlanılmadığını “teyit” etmeliymiş ki, sıra devlete gelsinmiş. MİT gerillanın silahsızlandığını nasıl teyit edecek? Bunun nasıl olacağını bilen var mı? MİT ajanları gerilla bölgelerine mi gidecek? Tek tek tüm gerillaları sıraya dizip “üst araması” mı yapacak? Gerilla üslerine gidip bireysel ve ağır kaç silah olduğunu yerinde sayacak da, sonra teslim edilenlerin sayısıyla tespit edilenlerin sayısını mı karşılaştırarak, bu “teyit” raporunu sayımın sonunda mı verecek?

Soruyorum: “PKK bitme noktasına geldi” dediğinize göre bu gerilla kaç kişi kaldı? Bitti diyorsanız teslim edilecek silah sayısı gerilla başına iki üç silah edecek? Bitire bitire yüz gerilla kaldıysa kişi başına üç silahtan, otuzunu yaktıklarına göre ikiyüz yetmiş silahın size teslim edilmesine razı mısınız?

Sakın aceleyle “on bin terörist var, kişi başına bir biksi ile bir kalaşnikof, en az on el bombası, toplam yekun beş altı yüz 'suikast tüfeği', bir o kadar ağır makineli, bazuka, ve omuzdan fırlatılan hava savunma roketi, bin küsur drone falan var” demeyin. O zaman halk size “hani teröristleri bitirmiştiniz” diyecektir.

Bu “teyit” işi sakat iş. Ya bu işin içinden çıkamıyorsunuz ya da “teyit” edemedik diye diye, müzakere sürecini kadük ediyorsunuz. Belli ki ikinci şık daha akla yakın. 

Oyun oynanacak zaman değil. Dürüst olun. Gerillanın dağdan inip sosyal, ekonomik ve siyasal hayatta yer almasını sağlayacak yasayı hemen çıkarın.

Çıkaracağınız yasa hilesiz hurdasız ise bir tür “teslim ol” yasası değilse, hele hele bir “tuzak” olarak işlev görmeyecekse gerilla belli ki, dağdan, “mekaplara kuvvet” o gün inecek.

İnecek de nasıl inecek?

Pek tabiidir ki, “silahsız” inecek.

Hah, işte o zaman “teyit” işinin içinden çıkabilirsiniz. Bir bakışta, “gerilla silahsızlanmış” diye raporunuzu hükümete verebilirsiniz.

Bakur dağlarında ve gerillanın çekildiği her yerde gerilla kalmadığına göre, hani çoluk çocuk oralarda bırakılan silahlarla oynamasınlar diye araziye gider silahları toplarsınız.

Müsaadenizle gerillanın kendi eliyle silahını size vermesini de artık şart koşmayın. Bir zahmet edin, silahlar nereye bırakılmışsa oraya gidin, kendiniz toplayın.

Ya işte böyle.

Silahsızlanma dediğiniz şey şu müzakere sürecinde en kolay iş. Onu bilerek yokuşa sürüyorsunuz. Bilin ki yokuşa sürdüğünüz araba bir anda dağdan inen çığ gibi geri basmaya bir başlarsa Alimallah tepedeki gerilla değil, siz o arabanın altında kalırsınız.

Benden söylemesi.

 

 

 

 

  

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.