Müzakereye oyalama, CHP’ye darbe
Veysi SARISÖZEN yazdı —
- CHP’ye karşı darbe ile Başkan Öcalan ve PKK’ye karşı oyalayarak çökertme arasındaki bağ, özellikle İran savaşıyla birlikte inkar edilmez bir gerçek olarak karşımıza çıktı.
İmralı'yı ziyaret eden delegasyonun yaptığı açıklamalara göre; Başkan Öcalan, birçok kereler CHP’nin barış ve demokratik toplum sürecinde önemli bir rol oynaması gerektiğine değinmenin dışında, AKP iktidarının CHP’ye yönelik tırmanan baskılarını açıkça eleştiriyor. Bir yıldır süren ve CHP’nin haklı olarak “darbe” diye nitelendirdiği bu baskılar ile sürmekte olan müzakerelerin hiçbir somut adım atılmadan uzamış olması arasındaki bağı, Öcalan’ın ilk aylardan sonra kurmuş olduğu da bir gerçektir. CHP’ye karşı darbe ile Öcalan’a ve PKK’ye karşı oyalayarak çökertme arasındaki bağ, özellikle ABD ve İsrail’in İran’a karşı savaş açmasıyla birlikte inkar edilmez bir gerçek olarak karşımıza çıktı.
27 Mayıs darbesi dışında gerek 12 Mart, gerekse 12 Eylül darbelerinde cuntalar tarafından partilerine yönelik saldırılara karşı direnmeyen, en küçük bir sivil itaatsizlik eylemiyle itiraz etmeyen, kurulduğu günden beri devletin partisi olmakla övünen CHP gibi bir partinin, sistem içi partiler arasındaki ilişkiler tarihimizde görülmemiş bir şekilde tasfiye edilmeye çalışıldığı bir ülkede barış ve demokrasi hedefli bir süreçten söz edilemeyeceği de açıktır. İç hukukun üstünde olduğu kabul edilen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının hiçe sayıldığı bir ortamda, sadece gerillanın silahsızlanması şartıyla çıkarılacak bir “dağdan iniş yasası"nın pratikte en küçük bir güvence sağlamayacağı da ortadadır.
CHP'yi kapatabilir de
Aynı zamanda Anayasa’nın 78. maddesine dayanarak boşalan 7 milletvekilliği için “ara seçim” yapılması, yerel seçimlerden sonra bir kere daha AKP’nin yenilgisiyle sonuçlansa dahi, CHP’nin kazanacağı düşünülen bu 7 vekil bir yana, başta Özgür Özel olmak üzere önde gelen CHP’li vekillerin bile dokunulmazlığı tek bir oylamayla kaldırılabilir. Dahası istinafta bekletilen “mutlak butlan” davası, bir günde CHP aleyhine sonuçlandırılabilir; butlan davası lehte sonuçlansa bile İBB davasının İmamoğlu ve arkadaşlarının hüküm giymesine yol açacak şekilde sonuçlandırılması ile Cumhuriyet’in kurucu partisi AYM’nin tek celsesinde kapatılabilir. Bunlar olur mu, olmaz mı ben bilemem ama olduğu zaman “hukuk yolundan” ve “parlamento içinde” önleyebilecek hiçbir güç olmadığını bilirim. Gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmese de eğilimin bu yönde olduğu artık kesinleşmiş bulunuyor.
Bir kesim darbede kararlı
Bu koşullarda Başkan Öcalan’ın CHP’ye yönelik saldırılar karşısında yaptığı uyarı ve müzakere sürecinin oyalanmasına karşı yaptığı eleştiri, büyük bir önem taşıyor. Bu uyarı ve eleştirileri, DEM Parti heyeti ile yaptığı görüşmelerde hazır olan “devlet temsilcileri"nin önünde yaptı. Hatta böyle giderse hala yasal bir statüye kavuşmayan “fiili” muhataplıktan çekilebileceğini bile ifade etti. Bu görüşmeden sonra Öcalan’ın uyarı ve eleştirilerinin nasıl bir sonuç verdiğini bilmiyorum, ancak gerek müzakere süreci “demokratik adımların silahsızlanmanın teyidi sonrasına bırakılacağı” açıklamalarından ve Bursa Belediye Başkanı ile CHP Ankara İl Başkanı'nın tutuklanmasından ve CHP’li Ankara Belediye Başkanı hakkında İçişleri Bakanı tarafından soruşturma izni verilmesinden hareketle diyebilirim ki; AKP ve muhtemelen devletin önemli bir kesimi “darbe süreci"ni sonuna kadar götürmekte kararlıdır.
CHP cenahındaki senaryolar
CHP’nin bu gidişe nasıl karşı koyacağı hakkında, miting yöntemi dışında hiçbir şey bilmiyorum. Buna karşılık, “mutlak butlan” ve İmamoğlu’nun tasfiyesi şartlarında CHP kulislerinde konuşulan “çare” hakkında bir YouTube kanalında yapılan konuşmayı tesadüfen izledim. Adını şu anda hatırlamadığım bir CHP’li avukat, bu durumda Özgür Özel ve arkadaşlarının CHP’den ayrılmak yerine, butlan kararıyla CHP’nin başına geçecek olan Kılıçdaroğlu, Ankara Belediye Başkanı Yavaş’ı Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday gösterirse onu desteklemesini, milletvekili seçimine ise Müsavat Dervişoğlu ile anlaşarak İyi Parti saflarında katılmasını en optimal çare olarak savundu. Ateş olmayan yerden duman, bu gibi görüşlerin konuşulmadığı yerden de bu avukatın savunduğu görüşler çıkmaz. Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesi için 2027'de yapılacak seçimin kokusu böylece çıkmış bulunuyor. İyi Parti’nin Özgür Özel ve grubuna kapıyı açması, kesinlikle müzakere sürecinin sonunu haber verecektir.
Caydırıcı etken oluşturulabilir
Bu gidişi durduracak gücün sağlanması, Kürt Özgürlük Hareketi'nin ulusal birliği sağlamasına ve onunla ittifak halindeki sosyalistlerin, çevrecilerin ve feministlerin yeni bir temelde Kürt Özgürlük Hareketi ile ittifakı tazelemesine; tümünün her türlü duruma hazırlık derecesi ve birliğine bağlıdır. Bu güç, CHP yönetiminde ve tabanında barış ve demokrasi yanlısı eğilimi genişletebilir, CHP’ye karşı darbenin yeni bir aşamaya tırmanmasına karşı caydırıcı bir etken oluşturabilir.
Özgür Özel İstanbul ilçelerinin son mitinginde, bundan sonra “mitinglerden evlere dönmeme” işaretini vermişti. Bu işarete rağmen sanıyorum bunun zamanlamasında tereddüt ortaya çıkmış olmalı ki, sonraki mitinglerde “eve dönmeme” sözünü tekrar etmedi. CHP sözünü ettiğim Kürt Özgürlük Hareketi'nin ve militan müttefiklerinin aktif destek ve katılımı olmadan böyle bir yöntemi göze alamaz. Alamayacağı gibi, söz konusu bu güçle ittifakla “eve dönmeme” yöntemine şu haliyle cesaret edemez.
İyi Parti’nin kucağı yerine
Bu açmazın aşılması, böyle bir “eve dönmeme, meydanda süresiz oturma” yöntemini tartışmadan önce, CHP yönetiminin yapması gereken en önemli ve acil adım, müzakere sürecinde Meclis Komisyonu raporunu onaylayan, başta DEM Parti olmak üzere muhalif partilerle, raporda tavsiye edilen yasaları TBMM gündemine getirmek, AKP’yi baskı altına alarak zorlamaktır. Bu yapıldığı zaman CHP tabanı söz konusu barış ve demokrasi hedefli süreçle ilgili yıkıcı unsurların etkisinden kurtulabilir, hem CHP’ye karşı darbeyi püskürtme ve hem de müzakere sürecini sonuçlandırma hedefinde konsolide olup günü geldiğinde de Kürt Özgürlük Hareketi'yle birlikte alanları doldurmaya psikolojik olarak ne kadarsa o kadar hazırlanmış olur. Kolay değildir ama CHP’yi İyi Parti’nin kucağına atılmaktan kurtarmanın da bir başka çaresi görünmüyor.
