'Statü' meselesi ve silahsızlanma

Veysi SARISÖZEN yazdı —

  • Başkan Öcalan, hukuki statüsünü dağdan inecek gerillalar için bir “öz savunma meselesi” olarak görüyor. Bu çözülmeden silah bırakan gerillanın legal alandan da tasfiye edileceğini düşünüyor olmalı.

DEM Parti, müzakere sürecinin daha öteye evrilmesinde “Öcalan’ın statüsü"nü en önemli mesele olarak dile getiriyor. Statü, fransızcadan dilimize geçmiş bir kelime. Tek başına sıfatsız kullanılırsa pek bir şey ifade etmez. Kürt halkı açısından statü kelimesi “Öcalan’ın hukuki statüsü” meselesi olarak kullanılıyor. Bu kullanım yerindedir.

Öcalan hukuki bakımdan statüsüz mü? Hayır. Türk devletinin adada kurduğu “özel” mahkeme, Öcalan’a “ağırlaştırılmış müebbet hapis hükümlüsü” denilen “statüyü” vermiş. Bunun anlamı, ağırlaştırılmış müebbet hapis hükümlüsünün dünya yıkılsa bir daha hapisten çıkamayacağıdır. Yani hükümlünün hapisten çıkmayı umut etme hakkı yoktur. Oysa şu andaki müzakere süreci, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Öcalan gelsin TBMM’de konuşsun, savaşa son versin, PKK’yi feshetsin, umut hakkı kapıları ardına kadar açılsın” sözleriyle başladı. Öcalan, Meclis'te olmasa bile İmralı’da 27 Şubat’ta konuştu, PKK’ye demokratik adımların atılması temelinde silahlı mücadeleye son verilmesi ve silahlı mücadele örgütü olarak kurulmuş PKK’nin yapılacak Kongresi’nde feshedilmesi çağrısını yaptı. Gereği de tastamam yerine getirildi.

Aradan bir buçuk yıldan fazla zaman geçti, ne 'umut hakkı'ndan eser var ne de demokratik adımlardan. İktidar, 'umut hakkı'nı da demokratik adımları da MİT’in, PKK’nin silahsızlandığını “teyit” etmesine bağlamış. Yani arabayı atın önüne sürmüş ve müzakere yokuşunda elindeki kırbaçla atı değil de arabayı kamçılıyor. Atın kolları yok ki arabayı arkadan itebilsin. Zavallı at şimdilik toynaklarını yokuştaki balçığa gömmüş, tarihi bir çözümsüzlüğün müthiş ağırlığını taşıyan arabanın geriye doğru, kendisini de ezerek yuvarlanmasını önlüyor. Ne zamana kadar?

Oysa yazıp duruyorum. TBMM Komisyon Raporu’nun altında AKP’den CHP’ye ve elbette DEM Parti'ye kadar Meclis çoğunluğunun imzaları var. İş, bu çoğunluğun umut hakkı da içinde önerilen yasaları tek bir Meclis oturumunda çıkarmasıdır. Amaca uygun olmak şartıyla, yani tek bir kararnameyle geri alınamayacak ya da AYM kararları gibi keyfi şekilde çiğnenemeyecek bu yasaların çıktığı gün, gerilla dağdan silahsız olarak inecek. İktidarın adım attığı gün gerilla da adım atacak. Aynı anda. Biri önce, diğeri sonra değil.

Şimdi gelelim, Öcalan’ın statüsü meselesine. Mevcut statü, “ağırlaştırılmış müebbet hapis hükümlüsü” statüsüdür. Bugüne kadar çoğu yaralanarak teslim alınan bütün gerillaların statüsü de aynıdır. Dağda yalnız PKK yöneticileri değil, eline silah alıp dağa çıkmış tüm gerillalar, Öcalan’a ve PKK yöneticilerine yüklenen “ceza” neyse, o “cezayla” hüküm giyme adaylarıdır. Mesele sadece Öcalan’ın statüsü değildir. Tüm PKK üyelerinin ve savaşçıların statü meselesidir. Demek ki gerilla müzakere sürecinde silahsız olarak dağdan indiği anda, eğer ortada hepsi için var olan statü meselesi çözülmemişse 'Terörle Mücadele Kanunu'nun amir hükümleri gereği bilekleri kelepçelenerek tutuklanacaklar, hala statüleri kökten değişmemişse, tek bir celsede ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılacaklar.

PKK’liler ve devrimci sosyalistler, “suç işlemedik ki genel af isteyelim” deseler bile statü meselesinin kökten çözülmesinin en kestirme yolu, silahsız olarak dağdan inme önkoşuluyla “genel af” ilan etmektir. İnmeyenin aftan yararlanamayacağı, inenlerin yararlanacağı bir “genel af"tan söz ediyorum. Ne kadar basit değil mi? İktidar ise genel affın baş harfini bile ağzına almıyor, çünkü Fethullah Gülen Cemaati ile bağı olanların, özellikle NATO ve Batı yanlısı generallerin, albayların, astsubay, hatta Harbiye öğrencilerinin bile hapisten çıkmasını “tehlikeli” buluyor. Daha önemlisi, böyle bir genel af ilan edildiği gün CHP’yi iktidara taşıyacak olan başta Ekrem İmamoğlu’nun ve DEM Parti oylarını yüzde 15-20'ye yükseltecek olan Selahattin Demirtaş’ın hapisten çıktığı gün iktidardan düşüceğini hesaplıyor. Bu iktidar hesabının sonunda da arabayı atın önüne koyuyor.

Geçmişte gerilla olduğu iddiasıyla hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle aranmakta olan sürgündeki bir yurtsever ile konuştum. “Neden müzakerenin ön koşulu gibi Öcalan’ın hukuki statüsünden söz ediyorsunuz?” diye sordum. Eski gerilla “çünkü gerillayı silahlı mücadeleden vazgeçiren, onu partisini kapatmaya razı eden Önder Apo’yu hala ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü statüsünde tutan bu devlet, bırakalım Başkan’ın özgürlüğünü, ‘özgür olma umudunu’ bile ondan esirgeyen bu devlet, Başkan’ın çağrısı olmasaydı dağdan inmeyecek olan, savaşa devam edecek olan, partisini kapatmak şöyle dursun daha da büyütecek olan bizlere, silahsız olarak dağdan inersek özgürlük verecekmiş ha? Bizi çocuk yerine koymasınlar, Başkan Öcalan’ın ‘ağırlaştırılmış müebbet hapis hükümlüsü’ statüsüne kökten son versinler, onun özgürce bizi dağdan indirmekte rolünü oynamasını sağlasınlar” diye yanıt verdi. Öcalan’ın mevcut statüsüne bakan her gerillanın bu konuştuğum yurtsever gibi düşündüğünden eminim.

Başkan Öcalan, belli ki kendi hukuki statüsünü dağdan inecek olan gerillalar için bir “öz savunma meselesi” olarak görüyor ve bu statü meselesi çözülmeden silahlı mücadeleyi sona erdiren gerillanın siyasi, barışçı, legal alandan da tasfiye edileceğini düşünüyor olmalıdır. Böyle düşünmesi normaldir, çünkü “teslim olma” çağrısı yapmadı, silahsız yoldan herkesi yeni bir mücadele dönemine çağırdı.

Başkan Öcalan, defalarca devletten kendisi için en küçük bir talepte bulunmayacağını açıkladı. Ben de iddia ediyorum ki; şu anda “benim statüm nedir?” diye sorarken, “ben ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü statüsünde kalırsam gerillayı siz mi dağdan indireceksiniz, çekileyim de indirin bakalım” mesajını devlete de, iktidara da veriyor. Öcalan "çağrı" yaptı. Örgütü çağrının gereğini yaptı. Gerillanın son adımı atmasını ise Öcalan "işte ben en ağır sorumluluğu taşıyan olarak özgürüm, siz de özgür olacaksınız, dağdan silahsız olarak inin" diyerek sağlayacaktır. Ne devletin ve Bahçeli'nin ne de Erdoğan'ın sözleri gerillayı dağdan indirebilir. Kendisi esaret altında ve "statüsü" belirsiz Öcalan da gerillaya "dağdan inin hapse girin" demez. Statü meselesi, “silahsızlanma” meselesinin bam telidir. Çözüldüğü gün biz dağlardan  silahsız olarak inenlerin mekap seslerini duyacağız.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.