• 1977’de Kürtçe konuşarak sahneye çıkan, Diyarbekir’de oyların yüzde 25’inden fazlasını alarak Belediye Başkanı seçilen Zana, sömürgeci siyasete teğet geçerek, dik durdu.

SELİM FERAT

Üzülerek haberlerden okuyorum: “Mehdi Zana yoğun bakımda ve hafızasıyla ilgili sorunlar yaşıyor.”

Zana, adı tarihi belleğe geçecek kendine özgü ender Kürdistani şahsiyetlerden biri.

Siyasi geçmişi 60’lı yılların TİP’inde canlanan Mehdi Zana, Kürtçe konuşarak, Kürdistan’a ve başkent Diyarbekir’e dayanarak, hafızalara yerleşti.

Aradan onyıllar geçtikten sonra, 2021’de Zana, "Diyarbekirliler Kürtçe konuştuğum ve Kürt kimliğine sahip çıkmamdan dolayı bana oy verdi" diyerek, aslolana işaret etti.

1977’de Kürtçe konuşarak sahneye çıkan, Diyarbekir’de oyların yüzde 25’inden fazlasını alarak Belediye Başkanı seçilen Zana, sömürgeci siyasete teğet geçerek, dik durdu.

Kenan Evren’in devrimci gündeme son vermek için başlattığı darbeden sonra, sömürgeci devletçe özel cezalandırılan ve 11 yıl boyunca hapis kalan Mehdi Zana, serbest bırakıldığında susmadı.

Yakından tanıdığım cezaevi arkadaşları, Mehdi Zana’nın cezaevinde, işkence gören yoldaşlarına cesaret ve güç verdiğini ve karanlık tünelin sonunda, ışık olduğunu öğütlediğini anlattılar.

Tansu Çiller’in Kürdistan’ı fetih için başlattığı özel savaş, 90’lı yılların ortalarından sonra Mehdi Zana'yı yeniden hapsetti.

Mehdi Zana’nın belki de bilinmeyen veya yazılmayan bazı özelliklerine işaret etmek için on yıllar öncesine dönüyorum:

90’lı yılların sonuna doğru Berlin’de Kürt PEN’inin kongresindeyiz. PEN’in yapısal sorunlarını tartışıyoruz. Aramızda dönemin medyada tanınan şahsiyetlerinden Sıraç Bilgin ve Mehdi Zana bulunuyordu.

Tartışmanın kritik anlarından birinde mikrofon Sıraç Bilgin’deydi. Sıraç Bilgin, uzun boylu, biraz kilo almasına rağmen kendisini tanıyanların hafızalarında saklı kendisine özgü "Zaza pozu"yla bir yerde dünyaya meydan okurcasına, iyi bildiği Kirmanckî (Zazakî) ile değil, Kurmancî olarak ve hatırladığım kadarıyla "Eğer PEN Kürdistan’da kongre yapacağı mekan bulamazsa, ben size söz veriyorum, PEN kongresinin Kürdistan dağlarında bir mağarada yapılmasını bizzat ben sağlayacağım" dedi.

Sol tarafımda oturan Mehdi Zana’nın yüzünde beliren gülücük dalgasını seyre dalıyorum. Mehdi Zana, bizimle aynı masada oturan ve yıllar boyu Diyarbekir 5 Nolu’da yatan mapushane yoldaşının kulağına ve bizim de duyabileceğimiz kadar Türkçe ve sesli konuşuyor:

"Söyler misin Ev… kim bu…. Kovboy?"

Mehdi Zana da benim kadar, Sıraç Bilgin’in Kürdistan’a özlemini biliyordu. Ve Bilgin’i bilinçaltı konuşturan bu pozun arka planını o da anlıyordu. Masadakiler sessizce bir gülme krizine kapıldılar.

Bilgin, konuşmasına güçlü cümleler kurarak devam etmişti.

Mehdi Zana ise incitmeden, hedef almadan, nazik ironisiyle sürgündekilerin yaşamına düşen gölgeyi aydınlatma kudretine sahipti.

Bu anektod, Mehdi Zana’nın yaşamı duyan, dinleyen, farkına varan ve bir şekilde itirazını dile getirmekten feragat etmediğine de işaret ediyordu.

Brüksel’de defalarca görüştüğümüz Zana, KDP kadrolarıyla konuştuğunda, varsa eleştirilerini KDP’ye yapan, onların huzurunda PKK ve YNK ile ilgili eleştirilerden sakınan, Kürdistan’ı ön planda tutan ender şahsiyetlerden biridir. PKK kadrolarıyla görüşmelerinde de tavrı değişmezdi.

Zana, 2021'de yapılan bir söyleşide "Demirtaş’a sahip çıkılmalı" demiş.

"Bekle Diyarbakır" kitabına uymuş: Son yıllarını kendisini bekleyen Diyarbekir’de geçirmek için geri dönmüş.

85 yaşındaki Mehdi Zana, 16 yılını cezaevinde geçirmiş.

"Biz sürgüne, ayrılığa ve acıya antremanlıyız" derken, Türkiye’deki iktidarın Kürt sorununu çözdüğünü iddia ettiğini, ancak sorunun hiç de çözülmediğinin altını çizdi.

Zana’dan son bir itiraz: "Kürt olmak suçsa eğer, binlerce insan sırf Kürt oldukları için hala cezaevindeyseler, Kürt olanlar özgür değil ve nasıl yaşacaklarına dair karar vermiyorlarsa Kürt'ün özgürlüğü yoktur."