Herkesin rutini ve tarihi direnişe yaklaşım sorunu

Nurettin DEMİRTAŞ yazdı —

21 Haziran 2021 Pazartesi - 23:00

Türk ordusu savaş uçaklarıyla, köpeklerle, korucularla, çetelerle yetinmiyor aynı zamanda kimyasal silah kullanıyor. Ve Zendura direniyor. Metîna direniyor. Zap, Avaşîn, Xakurkê, Heftanîn direniyor.

Zap, Avaşîn, Metîna direnişlerinde 2 ay geride kaldı. Kabul etmeliyiz ki bu direnişi hakkıyla yansıtabilmiş, anlatabilmiş değiliz. Ne kendimiz ne de basın yayın organları...

Bir sürü neden sıralayabiliriz ama sadece Zendura tepesindeki direnişe bakın. 2 aydır her gün kimyasal silahlar dahil her türlü yöntemle saldırıyorlar. O tepede binlerce gerilla direniyor sanılacak! Öyle olmadığı biliniyor. Etraflarında destek verenler var ama orada direnişin merkezinde sadece küçük bir grup gerilla kuşatma altında tarihin en inanılmaz, akılla izah edilmez, insanüstü direnişini sergiliyor. Bunu sıradan bir haber olarak dinleyenlerin hissetmedikleri bir şey olmalı. Nedir o?

Hissedilmesi için neyi anlatmalı, neyi hatırlatmalıyız? Cizre bodrumlarında yakılan insanlık karşısında hissedilenleri hatırlatmak acı mı olur? Burası dağdır! Evet bir binanın bodrum katında değiliz ama faşist işgalciler kimyasal silahlarla aynı zihniyet ve pratiği sergiliyor. 

Aslında derinliğine hissedilirse herkes rutininden vazgeçer! Öyle bir direniş ki insanlık tarihinde eşi benzerine rastlanmamıştır. Belki Stalingrad direnişi sırasında “Pavlov’un Evi” olarak adlandırılan binada sergilenen direnişle karşılaştırılabilir. Ama bu bile dağlardaki direnişin hakkını vermeye yetmez çünkü koşullar ve eşitsizlikler çok farklı düzeylerdedir.

Pavlov ve müfrezesinin direnişi 2 ay sürmüş ve Sovyet askerlerince kurtarılmışlardı. Pavlov’un Evi’nde yaşanan da elbette bir kahramanlıktı ama orada kimyasal silahlar kullanılmamıştı. 

Türk ordusu savaş uçaklarıyla, köpeklerle, korucularla, çetelerle yetinmiyor aynı zamanda kimyasal silah kullanıyor. Ve Zendura direniyor. Metîna direniyor. Zap, Avaşîn, Xakurkê, Heftanîn direniyor.

Avaşîn’de şehit düşen kahramanların kimlikleri netleştirildikçe açıklanıyor. Onların fotoğraflarına bakın, ülkemizin en genç, en aydınlık, en yiğit insanları. Her biri bir Pavlov, bir Che Guevara, bir Agîd, bir Sara…

İnsanlık tarihinde bunun kadar eşitsiz bir savaşta bu kadar büyük direniş sergilemiş olan çok örnek var diyemeyiz. Belki de tek örnektir demek yerinde olur. Koşulları, teknik ve askeri donanımları, sayı ve daha birçok karşılaştırmayı yapmak zor olmasa gerek. Bunu savaş tarihinin dersleri arasında anacak olanlar çıkacaktır. Ama bugün konumuz savaş dersi değil. Bunlardan bahsederken şu an direnen genç gerillaların desteklenmesi için çırpınıyoruz. Onları yürekten hissetmek, hemen şimdi, şu an onlar için harekete geçmekten bahsediyoruz.

Mamreşo yiğitleri çekilmediler ve sonuna dek direnerek şehit düştüler! Gerillanın mevzisine her türlü vahşilikle saldıran bir düşmana karşı gerilla korkusuzluğunu, kararlılığını daha nasıl göstersin? Üstelik sadece savunmada kalınmadı, bu barbarlara darbe vurarak şehit düştüler. Şimdi direniş alanlarının tümünde benzer bir durum vardır. 

Bu direniş haberlerde her gün işleniyor; iki aydır kahramanca savaşıldığı da söyleniyor ama sonra normale dönülüyor. Bunu anlamak mümkün değil. Muhalif, demokrat geçinen bazı yayın organlarının gündeminde yok bu direniş. Sadece haberlerde değinip geçenler de var. “Neyin muhalifliğidir, neyin demokratlığıdır bu?” diye artık onlara sormuyoruz bile. Her alanda bu sorunla karşılaşılıyor. Nasıl oluyor diye sorunca ne yazık ki “o direnişçileri hissetmek, onlarla o anı yaşamak” konusunda sorun olduğu akla geliyor ve gerilla ortamında bunlar da tartışılıyor.

Oysa Zendura’da bir grup gerillanın etrafını aç kurtlar gibi sarmış olan ve kimyasal silahlar kullanarak saldıran bir düşman var. Onurunu korumak isteyen her insan buna karşı duyarlı olmalıdır deyip genel bir çağrı yapsak da yeterince anlaşılmıyor çünkü daha fazlası söylendi. 

Bir anlığına Zendura’daki gerilla gibi düşünün. 2 aydır her türlü saldırı altında direniyorsunuz!

Pavlov’un Evi’ndeki askeri birlik 2 ay sonra kurtarılmıştı. Neyle, nasıl? Sovyet askeriyle deniliyor ama o savaşın en önemli özelliği halkın savaşa katılmış olmasıdır. Anlaşılması için bazı istatistikleri hatırlatabiliriz: Tüm halk yüzbinlerce insan mevzi yapma işine, lojistik, sağlık gibi çalışmalara katılmış, 75 bin kadın doğrudan savaş cephesinde yer almış, 750 bin asker, Japonlara karşı başka cephede bekletilen kayaklı özel birlikler ve yeni uçak filoları devreye girmiş ve direniş öylece başarılmış. Eksi 40 derecedeki soğuk hava da Hitler ordusunun kırılmasında rol oynamış.

Şimdi Zendura tepesine nereden, nasıl yardım gidiyor? Zendura direnişini bir grup gerilla sırtını dağa vererek yürütüyor. Onların etrafını sarmış olan vahşi, yırtıcı, aç hayvan sürülerine karşı halkın her yerde bu savaşta yer almak için ısrarı olmalıdır. Almanya ya da Hewlêr’de engellenen heyetler bir ışık yaktı ama heyetler yetmez buradaki barbarlığı önlemeye. Bu barbarlara destek verenlerin alçaklığı da gün gibi ortadadır.

Zendura tepesindeki direnişi yine çevrelerindeki gerillalar destekliyor ve direnişin parçası oluyor. Daha fazlasını da yapmakta tereddüt etmeyecek bir gerilla gerçekliğinin olduğunu söylemeye gerek yok.

Bu direnişi yürekten hissettikten sonra kimse rutinin peşinden koşmaz, koşamaz. Kimse her zamanki işleriyle ilgilenmez, ilgilenemez! Haberleri dinleyip sadece “bijî” diyerek kimse katkı sağlayamaz; gözyaşı dökmekle de olmaz, hele ki o müzikler öyle dönmez, dönemez; araya arabeskini, her türlü kendini kaybetmişini koyarak savaşın ruhunu yaşadığımız iddia edilemez. İnancını, ibadetini, kültürünü, sanatını, ekonomisini, her şeyini bugünkü olağanüstü duruma göre ayarlamak rutin dediğimiz gafletten çıkışı sağlayabilir.

Başûrê Kurdistan Hükümetinin otoritesini tanıma anlamında bir sorunumuzun olmadığını ama şu an çok sert bir savaş durumunda bulunduğumuzu KDP’ye anlatan Heval Cemal’in bahsettiği “olağanüstü durum” sadece KDP için değil herkes için geçerlidir.

Bu vahşet önlenene dek tüm vasat, rutin, önemli-önemsiz, sıralı işler bir yana bırakılmalıdır. Kimyasal silahlar kullanarak gerillayı imha etmek isteyen barbarlık karşısında:

VİCDAN, VİCDAN, VİCDAN!!!

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.