- Uluslararası tablo, Kürdistan halklarının çıkarlarını koruyacak, tüm parçaları temsil edecek "Kürdistan Konseyi"nin aciliyetini zorunlu kılıyor.
SELİM FERAT
“Devrimi başlattık ve Amerika'dan hiçbir şey istemedik. Onlar buradayken bile Kürtlere yardım etmediler” sözleri, Kürdistan Sosyalist Demokrat Partisi (PSDK) Genel Sekreteri Muhammed Hacı Mahmud‘a ait.
Hacı Mahmud, bu açıklamasına ekte bulunarak, ABD’nin 1975, 2017 ve Rojava’da olduğu gibi, kritik dönemlerde Kürtlere zarar verdiğini savundu.
Bu açıklamaları, şuuru açık bir parti önderinin görüşü olarak not ediyorum.
ABD askerlerinin, Hewlêr (Erbil) Hava Üssü’nden ayrılmasından sonra, "ABD Kürtleri sattı“ gibi bir yorumun, Kürtlerin kaderini başkalarına teslim ettiğine dair izler taşıması açısından tehlikeli bir yaklaşım olacaktı.
Dengesi kaybettirilen Ortadoğu’da yeni dengeler kurmak üzere hareket eden ABD/İsrail ve müttefikleri, etkin olmak için askeri üstünlük sağlamak istiyorlar.
Son olarak Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitri Medvedev’in, "İran’la ilişkimizi asla başka bir ülkeyle ilişki için feda etmeyiz… Biz ve İran stratejik ortağız ve bu ilişki kalıcıdır“ açıklaması, İran’ın ABD’ye karşı askeri alanda kendi başına değil, müttefikleriyle hareket ettiğine dair tarihi bir itiraf içeriyor.
Çin’in, Trump’ın Pekin’i ziyaretinden sonra Tahran üzerinden ekonomik kozlarını kullanma tehdidini alçaltmasını bekleyenler için doğruluk ekseninin kayıp kaymayacağı muğlak.
Bloomberg yazarlarına göre; İran’da son veriler, ekonomik daralma ortamında Temmuz'daki yıllık enflasyon oranının yüzde 88 seviyesine tırmandığını göstermektedir.
Bu, aslında İran’da içsel bir ekonomik krizin, bir halk itirazına dönüşebileceğine dair önemli bir zemin.
Yüz binlerin İslami değerler için yaşamlarını feda etmeye hazır olduğu bir İran’da, Molla rejimini tehlikeye düşürecek ciddi emareler belirgin değil.
Bu resim, birçok ani provokasyon ve reaksiyonlarla yerini devrimci bir dönüşüme terk edebilir.
Hiçbir şeyin kırılmadığı İran’da, her şey kırılabilir.
İran’ın, Güney Kürdistan'a saldırıları, Kürdistan’ın geleceği açısından önemli bir tehdit oluşturuyor. Molla rejiminin Kürtlere kanıksatmak istediği şey, her yolun Roma’dan değil Tahran’dan geçeceğine biat etmeleri.
Ankara’nın, Kürdistan’ın anahtarını teslim alacağı sinyalini verdiği bir dönemde, Rusya Dışişleri Bakanı’nın "Suriye’deki Kürtlerle iyi ilişki içinde“ olduklarını açıklaması, İran’ın da Rusya eşliğinde yeniden Suriye sahasına ineceğine dair ihtimali yükseltiyor.
Bu uluslararası tablo, Kürdistan halklarının çıkarlarını koruyacak, tüm parçaları temsil edecek "Kürdistan Konseyi”nin aciliyetini zorunlu kılıyor.
Kürdistan, kendi kaderiyle baş başa yoğrulacak; kendi kaderini tayin edecek ihtiyatla hareket edecek.
Kürdistan coğrafyası, yaklaşık 500 bin kilometrekarelik bir alan; bu Federal Almanya (358 bin) coğrafyasından yüzde 30 daha fazla.
Kürdistan halklarının dünya çapındaki nüfusunun 60 milyon olduğu varsayımlardan biri.
Bundan dolayı da KNK’nin “Kürt Ulusunun Birleşmiş Milletler’de Temsilini Gerçekleştirme Komitesi”ni kurması tarihi bir girişim olarak not edilmeli.
Uluslararası platformlarda var olma, devletlerarası hukuka göre sadece devleti olanlar için geçerli değil.
Kürdistan’ı temsil gücünü kullanabilecek mekanizmalar kabul görecektir.
Her Kürdistan parçasının bir naratifi var.
Tüm Kürdistan’ın da ortak bir naratifi var.
Kaderi bir olanların tek güç olmaları, kendini dayatan tarihi bir sorumluluk oluyor.
Bu mücadelenin uzun bir geçmişi var; kısa ve orta vadede kaderiyle baş başa olan Kürdistan’ı bir bütün olarak temsil edeceklerin, sadece uluslararası platformlarda temsil edilmeleri değil, dünyada yeni bir "Statü“ kazanma ihtimalleri daha da yüksek.