- Ana dil, bir ulusu tarif etmek için temel ögelerin başında geliyor. Ana dilde yaşam, ideolojik bir talep değil, varolmak için mücadeledir.
SELİM FERAT
Hemen yazmak istiyorum:
Kürtler’i "ulus“ olarak betimleyen uç, bugün ve gelecek için vazgeçilmez olan Kürtçedir.
Kürtler, Kürtçesiz yok olmakla karşı karşıya kalacak; Kürtçe ile yeniden doğacak ve varlıklarını devam ettirecekler.
Bu bağlamda son günlerde Amed'de gerçekleşen "Mezopotamya Psikoloji Kongresi"nin kapanış konuşmasını (Terapi ve Ana dil) ulusun ruhu açısından isabetli buluyorum.
Ana dilde yapılan dalı ne olursa olsun tüm terapilerde, kendini ifade eden kişi çocukluk duygularını daha derinlemesine ifade etme şansına sahiptir.
Ana dil, duygusal derinlik, karmaşık duyguları ifadede, değerleri ve deneyimleri aktarmada belirleyicidir.
Böylece eğer Kürt bireyler, ana dilden feragat etmeye zorlanırlarsa bu giderek ulusun tümünü ana dilinden yoksun kılmak gibi bir felakete yol açar.
Sonuçta böylesi bir feragat, bir ulus ve onun ruhu için kendine yabancılaşma olur.
Psikobilim, terapi dalında ana dil (L1), ikinci dil (L2) arasına kesin bir ayrım koyar:
* Duygusal Rezonans Etkisi: Ana dil duygusal bir kod olarak limbik sisteme (beynin duygularla ilgili merkezi) derinden bağlıdır. "Korku", "sevgi" gibi kelimeler veya çocukluktan kalma belirli sevgi sözcükleri ve hakaretler, anında fiziksel ve duygusal tepkileri tetikler.
İkinci bir dil genellikle daha rasyonel ve bilişsel olarak işlenir. Danışanlar genellikle bilinçsizce yabancı dili, acı verici duyguları entelektüel olarak kontrol etmek için bir kalkan (mesafeli koruma) olarak kullanırlar.
* Kültürel Anlayış ve İnce Nüanslar: Birçok psikolojik durum yalnızca kültüre ve dile özgü ifadelerle dile getirilebilir. Bu ortak temel olmadan, çeviride çok şey kaybolur. Dil, değerleri, rol modellerini ve tabuları iletir. Ana dili konuşan bir terapist, uzun açıklamalara gerek kalmadan örtük kültürel bağlamı (örneğin, aile dinamikleri veya utanç duyguları) genellikle anlar.
* “İki Kişilik” Fenomeni (Dile Bağlı Bellek): Anılar genellikle yaşandıkları dille bağlantılıdır. Çocukluk travması, daha sonra öğrenilen bir dile göre, ana dilinde çok daha fazla duygusal hassasiyetle yeniden yapılandırılabilir ve işlenebilir.
Tüm bu özellikler, Rojava’da Kürtlerin ana dil için yürüttükleri mücadeleye anlam yüklüyor: Bir kez kendilerini ana dillerinde ifade eden, ilkokul yaşında olanların 15 yıla yakın bir sürede, üniversiteye kadar eğitim gördükleri Rojava’da insanların kendilerini ve ruhlarını terketmelerini bekleyemezsiniz.
Biliniyor: Zor başkaldırıya yol açar.
Rojava’yı Bakur’a; Başûr’u Rojava’ya, Rojhilat’ı Rojava’ya bağlayan temel olgu dildir; dil, ulustur.
Ulus nedir sorununa birkaç örnek:
Ortak kök, gelenek, ortak soyağacı, ortak dile dayanan "Kültürel Ulus“;
Köken ve ortak dili olmayan, aynı yasalar altında yaşayan ve aynı ortak değerleri oluşturan sisteme bağlı olanlara "Siyasi Ulus“ (Sovyetler Birliği, İsviçre örneği);
Siyasi temelde yapılanan bir devletin yapılandırdığı nüfusa "Devlet Ulusu“ (DDR örneği) demek mümkün olabilir.
Bu tanımlamaların tümünün ulusu tarif için mümkün olmadığına işaret etmek istiyorum ama dil, bir ulusu tarif etmek için temel ögelerin başında geliyor.
Ana dilde yaşam, ideolojik bir talep değil.
Ana dilde yaşam, var olmak için mücadeledir.
Ana dilde eğitilerek, yetişmek:
Kendini savunmak, müzik, sevgi, yetişmek, yetiştirmek, iletişim ve mücadelede var olmak, varolmayı devam ettirmek, yaşamanın ana başlıklarından bazıları.
Ana dil özgürse birey ve "ulus" da özgürdür;
Geriye yaşamı güzelleştirmek için mücadele kalıyor.