Kars kayyumunun düşündürdükleri

Selim FERAT yazdı —

6 Ekim 2020 Salı - 09:00

  • Dağlık Karabağ’a Suriye’den çete gönderenler ile Kars Belediyesi’ni işgal ettirenlerin adresinin aynı olması, Türkiye yönetiminin insanlık suçu işlemeye devam ettiğine işaret ediyor.

Selimferat@web.de

Kayyum Valisi’nin ilk işi Kars Belediyesi’nin önünde namaz kılmak oldu.

Vali, Eşbaşkanlar Ayhan Bilge ile Şevin Alaca’nın görev yaptıkları binayı güvenlik güçleriyle işgal etti.

İlk adımda, tutuklanan Eşbaşkan Ayhan Bilgen; gözaltı süresi uzatılanlar Eşbaşkan Şevîn Alaca ve 14 kişi.

Namaz kıldığında, Cihatçılar’ın, DAİŞ’lilerin, Allah Allah naralarıyla, 7 Ocak 2015 tarihinde Charlie Hebdo Dergisi çalışanlarına karşı yaptıkları cinayet saldırısını andırdı.

Peşinen söyleyeyim:

Vali Türker ile DAİŞ saldırganları arasında nafile bir fark aramak gibi nafile bir uğraşı içine girme tembeliğine mahkum etmedim kendimi.

DAİŞ’çiler sadece iki dakika içinde dergi çalışanlarının büyük bir bölümünü öldürmüşlerdi.

Vali Türker’in gelişiyle, Kars Türk jandarması, askeri, polisi, MİT’i ve DAİŞ’in insan avına serbest bir alana dönüştürülecek.

Onlara kalırsa, öyle zannediyorlar ki, ölüm süreklilik kazanacak.

Başkaldıranın infaz edileceği bir kente dönüştürülmek isteniyor Kars.

HDP sözcüsü Ebru Günay, ceza verilmesi şimdilerde mümkün olmayan bir suç duyurusunda bulundu ve Ankara Adliyesi’nde suç işlendiğini belirtti.

Zannediyorum, şimdilerin Türkiye’sinde, Özel Harekatçı bir İçişleri Bakanı’nın kararıyla atanan Kayyum’un kime hizmet ettiğini tartışmanın enayilik olacağını söylemeye gerek yok.

Kars Belediyesi’nin Kürtçe hesabının silinmesi, namazdan sonra işlenen en ağır suçlardan biri olarak tarihe geçecek derin bir iz taşıyacak.

Vali Türker, gelecekte oluşacak bir suçlular tribününde, sanık sandalyesinden, talimata uyduğunu, beraat etmesi gerektiğini söyleyemeyecek kadar, "kötülüğün sıradanlığı“na bulaşmış oldu

Gerekli olan, Türkiye’de hala Soylu olarak kanıksatılmak istenenlerin, Türkiye’deki Boylu mertebelerinin daha da yükselmesi için, Kürdistan’da kayyum atanmayan;

Kömür, Patnos, Çınar, Karaçoban, Silopi ve Balveren belediyelerini de işgal etmeleri dışında bir şansları kalmayacak.

Topyekünden daha üst bir savaş alanı daha açmalılar. Savaşı daha, daha da tırmandırmalılar.

Daha önceleri yıkılan, yakılan, talan edilen, Kulp, Lice, Nusaybin, Varto ve Cizre’de taş üstüne taş bırakmamalılar ki;

Tayyip ile Bahçeli, Ermenistan’a karşı başlatılan yeni stratejik savaşta, Ermeniler’i Dağlık Karabağ bölgesinden temizleyebilsinler.

Kesinlikle planlandığını düşünüyorum: Azerbeycan’ın gasp ettiği topraklarda yaşayan Ermeniler için ölüm fermanı çıkaran Bahçeli ve Erdoğan.

Aksesuarda Aliyev var ama, üç ay önce bölgede askeri tatbikat düzenleyen gücün Türkiye olması, Türkiye’nin Ermenistan’a karşı bir provokasyon girişiminde bulunacağının işaretini de veriyordu.

Dağlık Karabağ’a Suriye’den çete gönderenler ile Kars Belediyesi’ni işgal ettirenlerin adresinin aynı olması, Türkiye yönetiminin insanlık suçu işlemeye devam ettiğine işaret ediyor.

Kars Ermenistan’a 164 km uzaklıkta. Nüfusu 300 bin civarında; yüzde 55’i Kürt, yüzde 25’inin Azeri, yüzde 15’inin Türkmenlerden oluşması, Kars’a atanan kayyumla ilgili çarpıcı bilgiler oluşturuyor.

Doğrudur, Ankara Adliyesi’nde bir suç işlendi ve Kayyum atandı.

Daha da tehlikesi, böylesi demografik bir bileşkede, Kayyum’dan sonra uygulanacak plan, Kürtler, Azeri ve Türkmenler arasında yeni bir çatışmaya neden olabilir.

Bu planın tutmayacağını, Kars’ta yaşayan halkın, Özel savaşla kodlanan bu plana uymayacaklarını Ayhan Bilgen açıkladı:

“Şu bilinmelidir ki, Kars’taki hiçbir kazanım kaybedilmeyecek ve bu sahiplenme boşa gitmeyecektir.“

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.