Kaypakkaya’dan Karer’e Karer’den Dörtlere 18 Mayıs…

Cihan DENİZ yazdı —

22 Mayıs 2020 Cuma - 13:49

18 Mayıs Türkiye ve Kürdistan Devrimlerinin birbirlerine kopmaz bağlarla bağlı olduğunun simgesidir. Bu nedenle, Anadolu ve Kürdistan coğrafyasının ezilen halklarının, ezilen sınıflarının, kadınlarının, ötekileştirilmiş kimliklerinin mücadelesinin aynı özgürlük ve eşitlik nehrinin farklı kolları olduğunu görmek için 18 Mayıs’a ve onun simgelediği değerlere bakmak yeterlidir.

18 Mart’a bakan ilk önce İbrahim Kaypakkaya’yı görür. Sadece pratik değil teorik olarak da sistemle hesaplaşan bir devrimci öndedir İbrahim Kaypakkaya. Bir yanda yaralı yakalandıktan sonra götürüldüğü Diyarbakır Cezaevi’nde maruz kaldığı ağır işkenceler karşısında ser verip sır vermeyen bir İbrahim Kaypakkaya vardır. Diğer yanda ise işkence karşısında gösterdiği aynı kararlılık ve dirençle sistemin ideolojik kodlarıyla mücadele eden, resmi ideolojinin Türkiye solu içindeki uzantıları ile hesaplaşmaktan bir an olsun geri durmayan bir İbrahim Kaypakkaya vardır. İbrahim Kaypakkaya’nın işkence ile katledilmesinin temelinde tam da bu gerçek yatmaktadır.

İlericilik, antiemperyalizm, halkçılık ve benzeri kılıflar giydirilerek Türkiye’de 68 kuşağı solcu gençlere “sol”muş gibi gösterilen ve tarihsel olarak anlaşılabilir bazı nedenlerle kimi devrimci önderlerin de kısmen kabul ettiği resmi ideolojiyi soldan ilk eleştiren ve mahkum eden İbrahim Kaypakkaya’dır. Kayakkaya, resmi ideolojinin yani Kemalizm’in Kürtler başta olmaz üzere tüm halklar karşısındaki inkarcı, asimilasyoncu, imhacı özünü, sol olmadığını ve asla da olmayacağını ortaya koyup Kemalizm’in sol içindeki uzantıları ile giriştiği örgütsel mücadelenin bedelini 18 Mart 1973 ödemiştir. Dahası, Türkiye’de solun resmi ideolojiden kopuşu halen tamamlanmadığı, tersine mevcut iktidar altında resmi ideolojinin adım adım “solu” daha fazla etkisi altına aldığı bir süreçte, yani Türkiye’de resmi ideolojinin her tonu ile mücadele devrimci üçüncü yolun inşası için bir zorunluluk olmaya devam ettiği için İbrahim Kaypakkaya tarihsel değil güncel bir figür olarak büyük bir öneme sahip olmaya devam etmektedir. Resmi ideolojiye karşı verdiği mücadelesinin halen ne kadar güncel olduğunu anlamak için bugün faşist ittifakın en kirli ortaklarından Doğu Perincek’e karşı İbrahim Kaypakkaya’nın giriştiği mücadeleyi ve Perinçek’in Kaypakkaya’nın infazını emrettiğini hatırlamak yeterlidir.

18 Mart’a bakan Türkiye halklarının devrimci mücadelesinin ortak mayası Haki Karer’i görür. Haki Karer, Kürt olmamasına rağmen ancak Kürt halkı özgürlüğüne kavuşursa Türk halkının da özgürlüğüne kavuşabileceğine inanan bir devrimciydi. Bu inançla Haki Karer, bir devrimci, bir sosyalist olarak, Türkiyeli sol örgütler içinde örgütlenen Kürt gençlerinin aksine Türkiye’de devrimin yolunun Kürdistan Devrimi’nden geçtiğine inanmış ve bu devrimin örgütlenmesi için büyük bir mücadeleye girişmişti. Bu coğrafyada yaşan halkların verdiği devrimci mücadeleler arasındaki kopmaz bağların sembolü olan Haki Karer’in bu birlikteliği hazmedemeyen sistem unsurları tarafından İbrahim Kaypakkaya ile aynı gün olan 18 Mayıs 1977 tarihinde katledilmesi büyük bir tesadüfün ötesinde ezilenlerin birliği karşısında ezenler cephesinin tüm bileşenleriyle duyduğu korku ve hazmedememenin tarihsel bir sürekliliğidir adeta. Kaypakkaya’nın katledilmesi resmi ideolojiye meydan okunmasının bir cevabıysa, Haki Karer’in katledilmesi de Türkiyeli devrimci ve sosyalistlerin Kürt mücadelesi ile ortaklaşmasına verilmiş bir cevaptır.   

Rejimin İbrahim Kaypakkaya’nın ve Haki Karer üzerinden verdi mesaja Kürt halkı cevabını, tam da Kaypakkaya’nın katledildiği Diyarbakır Cezaevi’nden Karer ile Kaypakkaya’nın katledildiği 18 Mayıs 1982 günü Dörtler ile vermiştir. Mazlum Doğan’ın yolundan giden Ferhat Kurtay, Necmi Öner, Mahmut Zengin ve Eşref Anyık, 12 Eylül faşizmin Diyarbakır Cezaevi’nde Kürtlere dayattığı kimliksizliğe, onursuzluğa ve örgütsüzlüğe karşı bir adeta asla sönmeyecek bir meşale, o meşalenin içinden yükselen bir türkü olmuşlardır. “Bu eylem mutlaka halka ulaşmalı” diyen Dörtlerin sesi tüm Haki Karer’in ruhuyla da buluşarak bugün de sadece Kürtlerin tüm ezilenlerin tekçiliğe, sömürüye, asimilasyona, onursuzluğa karşı verdiği mücadelelerde yankılanmaya devam etmektedir.

Sonuç olarak verdikleri mücadeleler ile, temsil ettikleri değerler ile İbrahim Kaypakkaya da, Haki Karer de Dörtler de halen günceldir. Bugün verilen mücadelenin de yolunu aydınlatmaya devam etmektir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.