- 'Çerçeve yasa' demokrasi yoksunluğuna çare olabilecek mi? Çıkarılması gereken yasa doğrudan demokrasiye yol açmayabilir ama demokrasinin gelişeceği zemini oluşturur. Peşi sıra demokratikleşme için gerekli yasalar gündeme getirilir.
NURETTİN DEMİRTAŞ
Gecikmeli de olsa 'çerçeve yasa'nın gündeme gelmesi olumludur. Henüz yasaya dair kimin neyi savunduğu tam belli olmasa da tarafların mutabık kalacağı bir yasanın çıkması için tartışmak ve bu tartışmaları pozitif düzeyde hızla ilerletip Meclis'te karara dönüşmesini sağlamak gerekiyor.
Bu yasayı, 'AKP yasasıymış' gibi negatif ve tek yönlü ele almak yanlıştır. AKP’nin taslağıymış gibi gayri resmi yoldan yansıtılan maddeler haklı olarak tepki çekti. Bu yöntem ve içerik yanlıştır. Algı yaratmak isterken yasa ve süreç karşıtlığına hizmet etmiştir. Evet, bir yasa olacak ama ilgili tarafların ve partilerin üzerinde uzlaştığı bir tasarı şeklinde olacak. Yani AKP adına yansıtılana bakıp yasa tartışmalarına uzak durmak doğru olmaz, yasanın yapım sürecine aktif katılmak gerekiyor.
Katılımcı yaklaşıma ihtiyaç vardır, çünkü stratejik bir karar verilmiştir. Bu amaca göre düşünüldüğünde “yasallık” sürecin temel karakterini ve gerekliliğini ifade ediyor.
Bilindiği gibi sürecin yasal zemine taşırılması ve yasanın çıkarılması için Önder Apo tarafından yoğun bir çaba sergilendi. Bu çabaları her düzeyde desteklemek ve sahiplenmek için yasa tartışmasını sürecin kendine has politik diliyle ilerletmeye ihtiyaç vardır. Kestirip atanlar genellikle milliyetçi hezeyanlarla hareket edenlerdir. Bunlara prim verilemez.
Kürtlük adına marjinal milliyetçi söylemlerle bu sürece karşı çıkanlar ile Türklük adına karşı çıkanlar, sinsice aynı barikatın arkasında buluşuyor. Bu kesimlerin tarih ve toplum karşısındaki sorumsuz davranışlarına rağmen süreç yasal zemine kavuşmanın arifesindedir. Üstelik bunların büyük çoğunluğu iş birlikçi karakterdedir; demokrasi ve özgürlük adına emek vermemiş, halkın çıkarlarıyla ilgilenmemiş kafa karıştırıcı lafazan kesimlerdir. Buna dikkat ederek yasa tartışmalarına yaklaşmakta fayda vardır.
Dolayısıyla tek yanlı ve dar pencereden bakmak yerine 'çerçeve yasa'nın sağlıklı oluşturulması için çabalamak, çözüm ve demokrasiden yana olan herkesin görevidir. “Yasa boştur, gerek yoktur ya da tam tersinden, yasa çıksın da nasıl olursa olsun” denilemez. Sürecin en kritik aşaması olan yasa bölümü karşısında toptancı ret veya kabul yerine demokratikleşmeye kökenlik yapacak bir 'çerçeve yasa'nın çıkmasını savunmak önemlidir.
'Çerçeve yasa'nın çıkması, tarihi çabaların yasal bir köke kavuşması anlamına geliyor. Önder Apo’nun belirttiği gibi bu bir kök yasadır ve dallanıp budaklanması demokrasi mücadelesine bağlıdır.
“CHP’ye yapılanlar ortadayken yasa çıkmaz, oyalamaya devam edecekler” diyenlerin kaygıları, haksız olmasa da mevcut durumun aşılması için sürece bütünlüklü bakmaya ve oyalamaya son verecek sonuç alıcı siyasi mücadeleye ihtiyaç vardır.
CHP şahsında demokrasiye darbe vurulduğunu söylüyoruz ama ortada bir demokrasi yok ki ona darbe vurulsun! Demokrasi yoksunluğu yeni değil ve CHP de bunun mağdurudur.
“Şu an demokrasi yoktur” demenin bir anlamı var mı? Bunu zaten herkes biliyor olsa da evet, yeniden belirtmenin bir anlamı vardır. Demokrasi yoktur; demokrasi olsaydı ne kayyum ne butlan ucubelikleri olurdu ne de 'çerçeve yasa' arayışına gerek kalırdı!
Yol temizliği ve bu yolda ilerleme yasasız olmaz. O halde demokrasinin olmadığı ortamda demokrasiye giden yol için temel bir yasa arayışı, bunun mücadele ve müzakeresi çözümleyici olabilir.
'Çerçeve yasa' demokrasi yoksunluğuna çare olabilecek mi? Çıkarılması gereken yasa doğrudan demokrasiye yol açmayabilir ama demokrasinin gelişeceği zemini oluşturur. Peşi sıra demokratikleşme için gerekli yasalar gündeme getirilir. Şimdikine “Kök Yasa” demenin böyle bir anlamı vardır. Yani demokrasi adına her türlü talebi karşılaması mümkün olmasa da demokrasi mücadelesine engel olmayacak; baskıyla, zorla, darbeyle engellemeyecek, yeni bir siyasi kültürün, demokrasi kültürünün güvencesi olacak ve sonraki yasaların önünü açacak bir yasa.
AKP yasa yapmaz diyerek sorumluluklarımızdan kurtulamayız. AKP’nin hesabı ne olursa olsun demokrasi güçlerinin de hesabı vardır. 'Çerçeve yasa', AKP’nin yasası olmayacak. Bu işler öyle tek yanlı yürütülmeyecektir! Her parti kendi yaklaşımını belirledikten sonra bir ortaklaşma sağlanırsa süreç ve demokrasi adına büyük bir kazanım olacaktır. Bu noktada CHP’ye büyük sorumluluk düşüyor.
CHP bir darbe aldı, bu gerçektir ve içte çok negatif sonuçları oldu. Aynı zamanda Özgür Özel yıpratılmak istendi, bu da gerçektir ama tutmadı. Aksine, çabası ve duruşuyla Özgür Özel bu sürecin en güçlü ismi olarak öne çıktı. Öyle ki DEM Parti'nin de onun yanında durması sayesinde şu an seçim yapılsa Özgür Özel sadece CHP genel başkanı olarak değil cumhurbaşkanı olarak sandıktan çıkabilecek kadar güç kazandı.
Yıpranan kim oldu? Bu darbeyi yapanlar ve kayyumluğu kabul edenler oldu. Kılıçdaroğlu’na geçmiş olsun diyeceğiz ama umarız yol yakınken yanlıştan döner ve CHP’nin bölünmesini önler.
AKP’nin payına düşen nedir? DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan’ın vurguladığı gibi yarın AKP kapısının da bir mahkeme kararıyla kırılmasının yolu açılmış oldu. Öte yandan Erdoğan’ın en yakın rakiplerinin eli güçlendi.
İktidarı elde tutma mantığıyla bakıldığında AKP zor durumdadır. “CHP’yi yıpratmışken ne diye demokrasiye zemin olabilecek yasaların çıkmasına razı olsun ki?” Böyle de düşünülebilir fakat AKP siyaset matematiğini kurmayı bilmeyen bir parti değildir. Yeniden muhasebe yapmak zorundadır.
Bunca kaosun ardından görünen şudur ki; ters tepen yargı darbesinden sonra ortaya çıkan sonuç nedeniyle baskın seçim bile AKP’yi kurtaramaz. Mecburiyetler vesilesiyle demokrasiye duyarlı olmalarının zamanı gelmiştir. Dünya ve bölge konjonktürü dışındaki nedenini özetleyelim:
* CHP’nin içi karıştı ama darbe çift yönlü etki yaparak AKP’yi de yıprattı. Buna karşın Özgür Özel ismi güçlendi.
* Kürt halkının içinde olmadığı bir denklemde demokrasinin gelişemeyeceği ve kimsenin kazanamayacağı bir kez daha teyit edildi.
Pragmatik yaklaşımın ötesinde bir durum var, realite budur: Kürtler yine kilit önemdedir! Üstelik bu kez kimseye destek olma pozisyonuyla değil, ülke ve bölgede en büyük değişim ve demokrasi dinamiği olarak varlık gösteren bir halk gerçekliği vardır.
Kürt halkı, kimseye payanda olmaz ama çözümden yana olan AKP, MHP kim olursa olsun herkesle ilişkilenir, gerektiğinde mücadele eder, gerektiğinde ortak hareket eder. Demokrasi ve özgürlük için bu halk kadar büyük bedel ödemiş kimse yoktur. Elbette demokrasi mücadelesine öncülük yapacak ve sağlıklı bir 'çerçeve yasa'nın çıkması için çabalayacaktır. Bu çabayı gösteren kim olursa onunla da birlikte hareket etmesi siyasi aklın gereğidir.
“Yasayı boş verin” denilemez. Beklentide kalmak ne kadar yanlışsa boş vermek de o kadar yanlıştır.
Zaman konusunda da aynı duyarlılığı göstermeliyiz. Haziran ayı içinde bu yasanın çıkmasını sağlamak önemlidir. Temmuz ortasında Meclis tatile giriyor. Tatil yapılacak zaman değil ama Meclis resmiyetini de göz ardı etmeden sonuç almaya endeksli bir politika izlenebilir. Zaman uzadıkça her türlü sabotaj ihtimali artıyor. Bunun önüne geçmenin tek yolu hızlı ve duyarlı davranmaktır.
'Çerçeve yasa', ilk bakışta basit görünebilir ama yeni bir sürecin önünü açması açısından tarihi öneme sahiptir. Yasa kişilerin ne olacağı yasası değildir fakat bu da müzakere konusudur ki yasadan yararlanacak isimler ne kadar kategorize edilirse edilsin ilk sırada Önder Apo olacaktır.
Yürütülecek pozitif tartışmalar sayesinde aşırı kategorize edici vb. adeta yasa çıkmasın diye ortaya atılan iddialar aşılabilir. Süreci ve tartışmaları uzatmak ya da tek yanlı beyanlarla daraltmak işi yokuşa sürmek olur. Ne yapılacaksa birlikte yapılmalıdır. Çözümden yana olan tüm partilerin kendi aralarında mutabık kalması siyaset kurumunun işlerliğini gösterecektir; sabote edici yaklaşımların önüne geçmek için bu yönteme ihtiyaç olsa da toplumun bilgilendirilmesi, bilinçlendirilmesi, sürecin sahiplenicisi haline getirilmesi de bir o kadar önemlidir.
Sağlıklı bir 'çerçeve yasa'nın oluşması için partiler ve sivil toplum örgütleri başta olmak üzere herkesin pozitif çabasına ihtiyaç vardır. Pozitif çaba eleştiriyi dışlamaz. Eleştirmek, yanlışa tavır almak ve doğrunun hâkim olmasını sağlamak, sahiplenmek, bu sayede herkesi ilgilendiren 'çerçeve yasa'nın şekillenmesine ortak olmak, içerisinden geçmekte olduğumuz kritik aşamanın vazgeçilmez gereği ve görevi olmaktadır.
Herkes tartışacak ama sürecin baş müzakerecisi Önder Apo’nun sesini toplum duymayacak, yasayla ilgili ne düşündüğü kendisinden dinlemeyecek? Bu yapılırsa yasanın sağlıklı şekilde yapılmasına en büyük katkı olur. Neden Medya Haber’in yayınına bağlanıp düşüncelerini söylemesine izin verilmesin ki? Süreç ilerlesin isteniliyorsa bu aşamada en azından buna fırsat verilmelidir.
“Şimdi Önder Apo’ya bağlanıyoruz!” diyerek kendisini karşılayacak sunucunun heyecanıyla yasanın çerçevesini anlamak ve buna dahil olmak için Önder Apo’yu duymak, dinlemek istiyoruz.