- Özgürlük Hareketi, sürece konjonktürel ve taktiksel değil, stratejik değerde yaklaşmaktadır. Bu nedenle süreç ilerleyecektir ama garantisi, halkın tereddütsüz sahiplenmesidir.
NURETTİN DEMİRTAŞ
Önder Apo’nun tarihi çağrısının ardından gerçekleştirilen 12. Kongre'nin yıl dönümünde sürece dair Özgürlük Hareketi adına önemli bir açıklama yapıldı. Aynı gün Devlet Bahçeli’nin açıklamaları oldu ve AKP tarafından da bunlar reddedilmedi. Hemen ardından DEM Parti, heyetin bugünlerde İmralı’ya gideceğini açıkladı. Böylece 1,5 aydır görüşme yaptırılmamasından kaynaklanan yüksek tansiyon, kısmen düştüyse de sürecin ilerlemesi için bunlar yeterli değildir; amasız fakatsız Önder Apo’nun önü açılmalıdır.
“Teslimiyet, tasfiye” gibi kavramlar başta olmak üzere tahrik ve tahrip edici birçok husus göze batsa da son olarak Erdoğan tarafından sürecin ivme kazanması için çeşitli formüller üzerinde çalışıldığının açıklanması kamuoyundaki beklentileri artırdı. DEM Parti’nin de bu gelişmeleri olumlu karşılaması süreç hakkındaki karamsarlığın kısmen iyimserliğe dönüşmesi için önemli bir işaret oldu. Tam da olumlu bazı gelişmeler yaşanabilir derken CHP yönetimi mahkeme kararıyla düşürüldü. Süreç boyunca CHP’nin başına gelenler demokrasi adına ibretliktir. AKP karşısındaki güvensizliğin bir sebebi de budur.
Bütün bunlara rağmen “geriye dönüş yok” deniliyorsa süreç ilerlemek durumundadır, çünkü siyaset yerinde saymaz. Geriye dönüş olmayacaksa oyalama siyasetine son verilmeli ve süreç ilerletilmelidir. Süreç başarıya ulaşırsa CHP’yi kıskaca alan mengeneler de kırılacaktır. Bu nedenle de CHP’nin herkesten daha fazla süreci sahiplenmesi gerekiyor. Parti içi iktidar kavgasıyla CHP bu baskıların altından kalkamaz. Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ni başarıya ulaştırmaktan başka bir şans ne CHP ne de Türkiye için görünüyor.
Özgür Özel, şimdiye kadar sürece pozitif yaklaşmış olsa da CHP’nin tümünde bir bütünlük görülmedi. Şimdi CHP, iç kavgalarla parçalanacak mı yoksa bu gelişmeleri birleşme vesilesi yapıp tüm gücüyle barış ve demokrasi mücadelesine mi yönelecek? Bu sorunun cevabı CHP’nin Kürt sorununa ve sürece nasıl yaklaştığına bağlıdır. Süreci sahiplenen doğru bir tutum geliştirmedikleri takdirde parçalanma gündeme gelecektir. Parçalanmaları sürece katkı sağlamaz ama süreci bitirecek bir olgu da olmaz. Süreci destekleme konusunda kararlı olurlarsa iç birliklerini de sağlayabilirler. Nedeni bellidir, çünkü ancak partisel çıkardan daha büyük bir amaç CHP’yi birleştirir ve ayakta kalmasını sağlayabilir.
Tüm partilerin çıkarından daha büyük olan sürecin ilerlemesi için herkes, devletin somut adım atmasını bekliyor. Bu nedenle kaygı ve coşkuyla iç içe, yoğun halk eylemleri yapılıyor. Halkın talebi nettir. Tecrit ve oyalama siyasetine son verildiğinde Türkiye’deki gergin siyasi iklim değişecektir.
Sürekli tekrarlandığı gibi, zorlu bir eşikten geçmekteyiz. Henüz bu eşiğin sağlıklı temelde aşılıp aşılmayacağı belli değildir fakat aşılacağına inanmalı, bunun çabasını sergilemeliyiz.
Demokrasi güçlerine düşen sorumluluk nedeniyle bu eşiğin aşılması için oldukça titiz ve duyarlı bir yaklaşım benimsenmelidir.
Halkın demokratik eylemleri sürecin ilerlemesi için büyük önem taşımaktadır, ancak taleplerde ortak bir dilin yakalanmasına da ihtiyaç vardır. Halk olarak halen yasalarda yerimiz yoktur fakat bu böyledir diye her türlü hakkımızın tümünü birden elde edecekmişiz gibi yaklaşamayız. Bu kritik eşik aşılırsa hak mücadelesi siyasi ve hukuki alana çekilmiş olacak ve demokrasi mücadelesi tarihi bir ivme kazanacak, deyim yerindeyse önümüzde yeni bir kapı açılacaktır.
Kısa süre açısından gerçekçi olmayan beklentiler yerine eşiğin aşılması için Önder Apo’nun özgür çalışacak koşullara kavuşmasını sağlamak her şeyden daha önemlidir.
Yasallığın engel oluşturmadığı toplumsal inşa çalışmaları ise demokrasi güçlerinin en büyük sorumluluğu oluyor. Bunun için merkezi değil, yerel düşünmek ve yerellerde inşa çalışmasına ağırlık vermek hayati önemdedir.
Bu sürecin önemli bir kriteri de Türk halkıyla diyalogdur. Kürt halkı süreci sahipleniyor ve büyük bir hassasiyet gösteriyor fakat aynı şey Türk halkı için belirtilemez ya da önü alındığı için yeterince yansımıyor. Böylesine kritik bir dönemde Türk halkının sahiplenici bir tavır sergilemesi, Kürt halkının tavrından bile daha büyük bir etkide bulunacaktır.
Türk halkı öncelikle her gün yüz yüze oldukları provokatör basın-yayın organlarına tavır almalıdır. Kürt halkı için kutsallık derecesinde önemsenen değerler vardır ama Türk basını bu konuda son derece saygısızdır. Oysa Kürt halkı, Türk halkının önemsediği değerler konusunda hassas ve saygılı davranıyor. Olması gereken bunun karşılıklı saygıya dönüşmesidir.
Basının olumsuz diline rağmen Kürt halkıyla görüşenler çok olumlu etkileniyor ve bunu yazılarına da yansıtıyorlar. Basite alınamaz. Bu kesimlerin daha çok temas kurması ve anlatması sürecin önünün açılmasında önemli bir katkı olacaktır.
Gündemin ağırlığı ve ciddiyetine göre düşünülürse suni gündemlere de fırsat verilmez. Bu anlamda kimi sanatçıların son günlerde yürüttüğü tartışmaları daha fazla sürdürmenin yararı yoktur. Diyalog ve demokratik uzlaşı kültürüyle sorunların aşılması sağlanmalıdır. Kurumların sahiplenilmesi olumludur, ancak ayrıştırıcı, dışlayıcı ve hele ki rencide edici dilden uzak durmalı ve sorunları doğru yöntemlerle, kendi mecralarında çözüme kavuşturmalıyız. Bunu sağlamanın bir yolu da esas gündeme odaklanmaktır. Bu durumda her türlü sorunu pozitif bir yaklaşımla çözmek imkân dahiline girer.
Tarihin geri döndürülemeyeceği biliniyor fakat ileriye doğru atılacak her olumlu adım, halklarımız adına değerli sonuçlar doğuracaktır. Yeter ki demokratik inşa anlayışının pozitif dilini ve ruhunu yakalayalım!
Sürecin başarısı için esas gündemimize odaklanmalı, Önder Apo etrafında özgürlük yürüyüşüne yaraşır bir kenetlenme ve birlik ruhuyla hareket etmeliyiz. Önder Apo tarihi bir süreç başlatmıştır ve en zorlu koşullarda bile bunun mücadelesini vermektedir. Özgürlük Hareketi de sürece konjonktürel ve taktiksel değil, stratejik değerde yaklaşmaktadır. Bu nedenle denilebilir ki -geriye çekmek isteyenlere rağmen- süreç ilerleyecektir ama garantisi halkın tereddütsüz sahiplenmesidir.