• Bir ömre ne kadar acı, sevinç, sevgi sığarsa yaşadı. Bir ömre ne kadar film sığarsa daha fazlasını sığdırdı. Şimdi barışı ve huzuru yaşamasının zamanıdır. Bunu hak ediyor.

NURETTİN DEMİRTAŞ

Küçücük bir esintinin büyük yangınlara sebebiyet verdiği günümüzde kanlı hesaplaşmalarla birbirini boğazlayanlara karşın barışın, demokrasinin, insanca yaşamın sesini yükseltmeye çalışanlar dünyamızı aydınlatıyor.

Bu aydınlık yüzlerden biri olan değerli sanatçı Kadir İnanır bir süredir ciddi hastalıklarla mücadele ediyor. Ümit ediyoruz ki tez zamanda sağlığına kavuşur ve barış günlerinde kucaklaşarak kendisine dair güzel, sıcak, samimi sohbetlerden oluşan anılarımızı paylaşırız. Böylesi zamanlarda elden ne gelir diye düşünürken “Allah'a emanet, doktorlara emanet…” gibi sözlerle sevgi ve saygımızı paylaşarak yanında olduğumuzu belirtmek isteriz.

Akciğerinde sorun varmış, yeterince oksijen alamıyormuş fakat moralli ve mücadeleci olduğunu biliyoruz. Yeğeni Levent anlatmış, espriler yapıyormuş; “beni çıkarın, Levent’i yatırın” demiş. En büyük destekçisi Jülide Kural. En çok da ondan yansıyan enerji Kadir Abiyi koruyor. En çok da onun için bu badireyi de atlatacağına inanıyoruz. Aşk değil midir tüm yaraları iyileştiren?

Sevgiyle örülmüş hayatın sırrıdır ki gam yükünü candan paylaşıyoruz. İnanıyoruz ki bizi duyacak, hissedecek; bu üzüntüyü ve endişeyi dağıtacak, gülüşünü sevenlerinden esirgemeyecektir.

Umudumuz o ki; iyileşip sevenlerine kavuştuğu gibi setlere de döner. Oyunculuğu için çok şey söylenebilir ama kısaca ifade edersek öykülerin onunla ete-kemiğe büründüğünü; can, ruh ve kimlik kazandığını belirtebiliriz. Nasıl ki Türkan Şoray ve Ahmet Mekin’le birlikte Selvi Boylum Al Yazmalım’ı emek, duygu ve anlam dünyamıza kattıysa İsyan, Katırcılar, Kapı ve daha onlarca filmde olduğu gibi toplumsal meselelere eğilir; oğlunun kemiklerini kargoyla alan babanın acısını yürekten duyumsadığı için belki onu canlandırır. Belki engin deneyimlerini gençlerle paylaşarak yeni sinemacılara nefes olur. Biz en çok da sağlığına kavuşup Barışın Mimarı'yla buluşmasını hayal ediyoruz. Niye olmasın ki?

150’den fazla filmde oynadı; belki de haklı olarak artık yoruldum diyecek ama iyi biliyoruz ki yolundan dönmeyecek. Yine şah turna geliyor aklımıza. Yorulsa da yoldan ve yolculuktan vazgeçmeyen turna, turnaların şahı…

V harfi şeklinde uçarken görürüz turnaları. En uçta onlara öncülük edeni şah turnadır. Göç vakti geldiğinde turnalara yol göstermek için kanat açar ve önlerine geçer. Ömrü boyunca öncülük yapar. Ömrü boyunca rüzgârı ilk o göğüsler. Ta ki gözleri görmeyene dek sürdürür öncülüğünü. Sonra ömrünün son demlerini yaşamak için yerini yeni bir şah turnaya devreder ve arka sıralarda huşu içinde uçmayı sürdürür. Artık gözleri görmez ama diğer turnaların kanat seslerini takip ederek yönünü bulur. Uçmaktan asla vazgeçmez…

Turna habercidir. Güzel haberleri ve selamları getirir-götürür. Güzel mevsimlerin müjdecisidir. Ondan da bir müjde bekliyoruz. Turnalar selamımızı götürsün, ömrüne ömür katsın…

Bir ömre ne kadar acı, sevinç, sevgi sığarsa yaşadı. Bir ömre ne kadar film sığarsa daha fazlasını sığdırdı. Şimdi barışı ve huzuru yaşamasının zamanıdır. Bunu hak ediyor. Sevenleri ve tüm ülke de bunu hak ediyor.

Niye bu kadar seviliyor diye sorulurken bir arkadaş “Karadenizliler böyledir, 12 Eylül darbesinden sonra değiştiler ama o değişmedi, duruşunu korudu” diyorken bir diğeri “aynen Tatar Ramazan gibidir de ondan” diyor.

Onu, haksızlıklar karşısında bir sinema figürü olmaktan öteye herkesin malumu karizmasıyla ve mertliği kadar nezaketiyle tanımlayanlar oluyor. Sadece hayranlığını belirtenler ya da çocukluk kahramanı olduğunu söyleyenler var. Bir arkadaşımız ise “bir gül niye seviliyorsa o da ondan seviliyor” diyor.

Bu sempatiyi nasıl yarattı? Çünkü bir barış insanı. İktidarın en vahşi kesimleri çete ağzıyla tehdit ettiler ama “ne yapıyorsam barış içindir” deyip geri adım atmadı.

Yakından tanıyanlar, abartılı övgüyü ve hele ki yersiz söz ve davranışları sevmediğini anlatıyor. Biz de uzatmayalım. Barışın, barış analarının, sanatın ve mücadelenin ona ihtiyacı var!

Akil İnsanlar grubundaki çabaları unutulmadı. Bugün sanatçıların, aydınların sürece sahip çıkması çok daha önemli hale gelmiştir. Onu örnek alanlar çoktur ve daha da çoğalırlar umarız.

Dünyayı kendi çiftliğine çevirmek isteyen vicdansız zalimlere; kendi küçük kurnaz akıllarıyla her türlü insani değeri tasfiye edebileceklerini ve kibirleriyle tarihe yön vereceklerini sananlara; güç zehirlenmesiyle her şeye ahlaksızca hükmetmek isteyenlerin tuzaklarına düşüp birbirini yemeye çalışanların yaydığı karamsarlığa ve sevdiklerimize musallat olan her türlü illete rağmen sağlık, etik, özgürlük, barış ve demokrasi kazanacaktır.

Güncel siyasi gelişmelerin ötesinde apaçık insani bir durum var ortada. Toplum olarak sanatçılarımıza her yönüyle sahip çıkma sorumluluğumuz vardır. Bu hastalıkla baş etmesi için herkesin Kadir İnanır için duyarlı davranması gerekir.

Bu inançla selam, sevgi ve saygılarımızı sunuyor; kendisine ayrı bir değer veren Amed arkadaşın ve tüm arkadaşların geçmiş olsun dileklerini iletiyor, acil şifalar diliyoruz. Güzel haberlerini almak umuduyla…