Kıyıma karşı

Hatice ERGÜN yazdı —

17 Mayıs 2021 Pazartesi - 23:00

  • Ulus-devletlerin yöneticilerinin ve bağlantılı sermaye çevrelerinin salt kendileri için yükselttikleri demokrasi iddialarını ve bu iddiaların nasıl bir güvenlik retoriği üzerinden işlediğini görmek, yaşananlara şiddetsiz birlikte yaşama ihtimaline işaret eden ulus-aşırı bir işbirliğiyle karşı çıkmak gereğine işaret ediyor.

“Ortadoğu’ya baktığımızda… Burada İsrail’i desteklediğimiz için ... ki çoğumuz destekliyoruz İsrail’i, özür dilemeyi bırakma zamanımızın geldiğini düşünüyorum. Özür dilenecek bir şey yok. ... Yaptığımız en düzgün 3 milyar dolarlık yatırım bu. ... İsrail olmasaydı Amerika Birleşik Devletleri’nin bölgedeki çıkarlarını korumak için bir İsrail icat etmesi gerekirdi. Birleşik Devletler’in harekete geçip bir İsrail icat etmesi gerekirdi.”(1)

1986 yılında, Senatör Biden’ın İsrail’e ABD yardımıyla ilgili notu, bugünün ABD başkanı Biden’ın ağzından Filistin’de yaşanan kıyımı “İsrail’in kendini savunma hakkı”yla tanımlanmasında, yönetimin sessizliğinde okunan görünmezleştirme çabasıyla devam ediyor. Ama ABD’de, İsrail yönetiminin “terör örgütüyle savaşmak; sivilleri, İsrail halkını korumakla” kısıtlamaya çalıştığı işgal ve kıyım uygulamalarını, stratejileri, kurumsal politika ve sivil toplumsal düzeyde reddedenlerin sesleri artık daha örgütlü ve güçlü çıkıyor. Bu, umudu yitirmemek açısından önemli bir dönemece işaret ediyor.

ABD yönetiminden ve Avrupa hükümetlerinden duymaya alıştık: Saldırgan bir terör örgütünün dört bir yana yayıldığı iddiası ile İsrail’in sivil halkı hedefleyen ölümcül uygulamalarına sesli veya sessiz destek veriyorlar. Ulus-devletlerin yöneticilerinin ve bağlantılı sermaye çevrelerinin salt kendileri için yükselttikleri demokrasi iddialarını ve bu iddiaların nasıl bir güvenlik retoriği üzerinden işlediğini görmek, yaşananlara şiddetsiz birlikte yaşama ihtimaline işaret eden ulus-aşırı bir işbirliğiyle karşı çıkmak gereğine işaret ediyor.

ABD’de, ilk Filistin kökenli Amerikalı Temsilciler Meclisi üyesi Raşida Tlaib konuşurken sesi titredi; neredeyse bütün kadınların bu ya da benzer-benzemez durumlarda olduğu gibi... Ama aynısı değil. Sesi yalnızlıktan değil, erkek ortamların üzerimize yükledikleri tuhaflık hissinden değil, öfkeden, üzüntüden titriyordu:

“Burada sadece ... kongre üyesi olarak değil aynı zamanda Filistinli göçmen anne-babasıyla gurur duyan ve Filistinli büyükannesi işgal altındaki Falastin’de yaşayan biri olarak bulunuyorum. Bu bilgiyi alın ve Amerika’nın en güzel, en siyah şehirlerinden biri olan, sivil haklar ve sosyal adalet hareketlerinin doğduğu, Detroit’te büyümüş olmamla birleştirin. Adaletsizlik, hakikatin karartılması karşısında öylece duramam. Güneybatıdan gelen bu kıza Detroit’in aktardığı bir şey varsa o da gücün karşısında hakikati söylemektir, sesin titrese bile. Filistinliler’in özgürlüğü dünya genelinde zulme karşı mücadeleyle bağlantılıdır. Son olarak, Falastin’deki büyükanneme: Burada olmamın nedeni sensin.“(2)

Tlaib’in sesine bir kadın sesi daha eklendi. Somali’deki evinin bombalanmasını hiç unutmadığını belirten Ilhan Omar, “... savaşı birebir deneyimlemiş biri olarak neden olduğu acıları derinden biliyorum. ... Filistin ve İsrail’de ailelerin acı ve ıstırabını derinden anlıyorum. ... Roket saldırıları ya da hava saldırısı farketmez. Şiddet insanların daha güvende olmasını sağlamaz. Sadece muktedirlerin çıkarlarına yararken, yaşamlara, geleceklere ve ailelere mal olur. Ama bu çatışmanın kökleri ve bugün ne olduğuna dair hakikati tüm gücümüzle söylemeliyiz. Bu iki devlet arasında bir çatışma değil. ... Birleşik Devletler yönetiminin fonladığı ve desteklediği, bir ülkenin bir halk üzerinde yasadışı askerî işgaline devam ettiği bir çatışma” diyordu.(3)

Ekip’ten (Squad)(4) bir diğer kadın, Ayanna Presley, Birleşik Devletler yönetiminin Cumhuriyetçi – Demokrat ikiliğini sıfırlayan ortak dış politika stratejisinin kökten değişmesi gerektiğine işaret ediyordu: “Birleşik Devletler yönetiminin Filistinlilerin evlerini yıkmak, Filistinli çocukları hapsetmek ve Filistinli aileleri yerinden etmekte kullanılmak üzere 3.8 milyar dolar göndermesine seyirci kalamayız. Hükümetimiz hiçbir şekilde ve yerde devlet şiddetini fonlamamalı” diyordu.(5)

Alexandria Ocasio-Cortez, daha az titrek ve daha alçak ses tonuyla sorguluyordu: “Sorumluluğumuzu tanımlama cesaretine sahip olmalıyız. … Filistin’in çocuklarının hapsedilmesine karşı çıkmaktan korkmamızın nedeninin, bunu yaparsak, burada, sınırlarımızda çocukların hapsedilmesiyle yüzleşmek zorunda kalacağımız olup olmadığını sormadan edemiyorum” derken (6), ABD’nin siyasi tarihinde açılmakta olan sayfaya adını yazıyordu. Özellikle Kuzey Dakota boru hattı örneğinde gördüğümüz, yerli halkların yaşam alanlarının sermayenin çıkarları uğruna talan edilmesine karşı mücadelelerle, Black Lives Matter hareketlenmesinde talep ve tecrübe edilen başka bir demokrasi pratiğiyle hamuru yoğrulan bu yeni sayfaya eklenebilmek için beyaz, (üst-)orta sınıf adamların ve beyaz adamlaştırılanların ezberledikleri üstünlükçü cümleleri unutmaları gerekiyor. Salt iç politikada değil dış politikada da yeni cümlelere geçmeleri gerekiyor.

Ekip’ten akan cümleler, İsrail devletinin Filistin halkına yönelik sistematik kıyımına engel olmuyor. Ama Yesh Din’in 2020’de, B’Tselem’in Ocak 2021’de “apartheid” tespitinin (7) Human Rights Watch tarafından Nisan 2021’de benimsenmesine ekleniyor. (8)

Halkların toplu kıyımına susmak, muktedirlerin kakofonisine eklenen gürültüden başka bir şey değildir. 

***

(1)  https://www.democracynow.org/2021/5/14/israel_palestine_hanan_ashrawi_rashid_khalidi
(2)  https://www.democracynow.org/2021/5/14/rashida_tlaib_israel_palestine_gaza_war 
(3)  Ryan Grim, As Israel Attacked Gaza It Heard Something New: Opposition from Congress. The Intercept. 14 Mayıs 2021.  
(4) https://www.theguardian.com/us-news/2020/nov/03/aoc-wins-election-with-squad-ilhan-omar-rashida-tlaib-ayanna-pressley
(5)  Grim.  
(6)  Grim. 
(7)  https://www.btselem.org/publications/fulltext/202101_this_is_apartheid 
(8) https://www.nytimes.com/2021/04/27/world/middleeast/israel-apartheid-palestinians-hrw.html ; https://www.hrw.org/report/2021/04/27/threshold-crossed/israeli-authorities-and-crimes-apartheid-and-persecution#

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.