Mazdek’in yoldaşlığı

Medya DOZ yazdı —

17 Eylül 2020 Perşembe - 09:00

  • Ne güzeldi tertemiz hafızanı bilmek. Ne düşündüğünü tahmin edebilmek... Hiç çekinmeden kendini sana ifade edebilmek... Her zorlukta seni yanıbaşımızda görmek, o temiz yoldaşlığından pay almak ne güzeldi. Ve biz ne şanslıydık ki seni tanıdık.

İnsan merhamet ile, adalet ile, metanet ve sükûnet ile anılacak kaç insan biriktirebilir hayatında? Belki bir, belki iki, belki de hiç… Ben seni tanıyarak, seni biriktirerek ve yoldaşın olacak kadar şanslıydım. Gidişin üzerinden tam bir yıl geçti, hala sanki bir yerlerden çıkıp gelecekmişsin gibi geliyor. Oysa her gün kendime Mazdek için de diren, onun için de çalış diyorum. Ama sorsalar uzağa gitti, gelecek derim. Hem gittiğini biliyorum hem de gitmiş olabileceğine inanmıyorum.

Mazdek yoldaşı 2017’nin bahar ayında tanıdım. İkimiz de farklı projeler için gerillanın mekânı dağlara gitmiştik. Araştırmalarımız sürerken aynı noktada buluştuk. Koskocaman bir çınar ağacının altında kalabalık bir grup gerilla oturmuş, çay içiyorlar. Hemen kenarımızda gürül gürül akan bir ırmak... Sıcak bir sohbet var. Herkes fikrini söyleyip diğerini dinlerken, gözlerim Mazdek’in arkasındaki koca kafalı ve gerillaların “Hirço 13 yıldır bizimle yaşıyor” dedikleri ve gerçekten artık yaşlılıktan dolayı epey ağır hareket eden kediye takıldı. Önce gözlerime inanamadım ama iyice eğilip bakınca gördüğümün gerçek olduğunu anladım. Kedinin sırtından dumanlar çıkıyordu ve tuhaf bir biçimde kedi bu durumu hiç umursamıyordu. “Ya bu kedi yanıyor mu?” diye sorduğumda herkes dönüp baktı. Gerçekten kedi yanıyordu. Mazdek, atılıp kediyi yakalamak isteyince yanınca bile yerinden kalkmayan kedi, ormana kaçtı. Bütün gerillalar kahkaha ile gülüp “ormanı da yakacak” diyordu.

Mazdek, sonunda koşup kediyi yakalamış, sırtında tüten dumanı söndürmüş, sonra gelip oturmuştu. “İyi de nasıl olur, kedinin sırtından niye duman çıksın” diye sormaktan kendimi alamadım. Mazdek arkadaş alnını kaşıyıp gözlerini kısarak, “ben sigaramı arkaya atmıştım, kedinin sırtına düşmüş” deyince durum anlaşılmıştı. Böyle bir atmosferde tanışmıştık. Sonraki zamanlarda farklı mekânlarda birbirimizi görünce “Kedi” deyip kahkaha ile gülerdik.

Sonra aynı projede yer aldık. Çoğunlukla uzun yollarda beraberdik. Saatler süren yolculuklarda geçmişini, hayallerini, Kürt sinemasının geleceğini, nelerin yapılabileceğini anlatırdı. O arabayı sürer, ben ise genelde konuşurdum. Bazen “Mazdek kafanı şişirdim, bana sus der misin” derdim. Gülerdi. “Yo yo, bak sen taş pişirsen yerim, ne konuşsan dinlerim, bu iki konuda netim” derdi. Ne güzeldi tertemiz hafızanı bilmek. Ne düşündüğünü tahmin edebilmek... Hiç çekinmeden kendini sana ifade edebilmek... Her zorlukta seni yanıbaşımızda görmek, o temiz yoldaşlığından pay almak ne güzeldi. Ve biz ne şanslıydık ki seni tanıdık. Fedakârlığına tanık olduk, aynı lokmayı pay ettik. Şanslıydık Mazdek.

Yorgun bir günün sonunda Mazdek’in kaza yaptığını ve yoğun bakımda olduğunu duymak tarifsiz bir acıydı. Günlerce zamanla yarıştık, yarıştın. İyileşeceğine olan inançla devinip durduk. Ve bir gün seni soğuk bir morgda katafalkın üstünde gördük. Uzanıp alnını öptüm. Soğuktu ama yine de uyuyor olabileceğine inanmak daha adil geliyordu. Saatin başucumda hiç şaşmadan her gün başka bir güne evrilirken saat tam on ikide zil çalar. Her gün seni hatırlatan gerçeklerden sadece bir tanesidir camı kırılmış o saat. Mazdek olsaydı bunu derdi, Mazdek olsa tepkisi böyle olurdu, Mazdek olsa buna susar, buna kahkaha ile gülerdi dediğim o kadar çok şey var ki!

Biliyor musun kendine yalan söyleyen insanın artık hiç kimseye inanmaması bu çağın ironisidir yoldaş. Yaşam bir hata, aşk bir hata olalı beri yüksek sesle çiçeklere şarkı söyleyemiyor insan. Bilmiyorum ama derin bir utanç var dimağımda. Henüz ölümün ne olduğunu bilmeyen çocukları öldüren insanlarla aynı çağda yaşamak zor geliyor insana. Ağız dolusu gülen kadınların tabutlarını görünce, katiller dudağımda bir uçuk oluyor. Bu çağa dair çok şikâyetim var. İçime attığım çok şey var. Kezzap döktüğüm çok yaram var. Başımı omzuna koyup hıçkıra hıçkıra ağlayacak çok sebebim var. Yanıbaşımdaki yaşayanlara anlatamayıp sana anlatmak istediğim çok şey var. Seni özlemle anarken, hayallerini gerçeğe taşırmanın yükünü taşırken, seni yanımızda hissederken bile özlüyorum.

* Sinemacı Mazdek Ararat (Ömer Bağcı), 13 Eylül 2019 yılında geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybetmişti.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.