Müslümanlar ve kadına şiddet

Ahmet TURHALLI yazdı —

30 Kasım 2020 Pazartesi - 23:00

  • Kadına ya da yaratılana şiddet bir dinin kuralı olamaz. Hele İslam gibi evrensel ilkeler vaz eden, bir dinin kuralı asla şiddet olamaz. Kadına şiddet uygulayanları teşir etmeli ve kadına şiddeti durdurmak için mücadele etmenin, ön saflarında Müslümanlar olarak yer almalıyız.

25 Kasım 1960'ta Dominik Cumhuriyeti'nde diktatörlüğe karşı mücadele eden üç kız kardeş Patria, Minerva, Maria Mirabel'in cesetleri bir uçurumun dibinde bulundu. Mirabel kardeşlerin, tecavüz edilerek vahşice öldürüldüğü ortaya çıktı ve onlar diktatörlüğe karşı mücadelenin sembolü oldu. Bütün dünyada yankı bulan bu gelişmeler karşısında Birleşmiş Milletler 17 Aralık 1999'da, 25 Kasım'ın "Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması İçin Uluslararası Mücadele Günü" olarak benimsenmesine karar verildi.

Bu karar Birleşmiş Milletlerde verilsede, Birleşmiş Milletler, birleşmiş, devletler olarak kaldığı sürece kadına şiddet ve başka toplumlara şiddet de devam edecektir. Şiddetin en vahşicesini uygulayan devletlerin, kadına şiddeti durdurmalarını beklemek amiyane tabirle aptallıktır. İktidar yapı itibarı ile ötekileştirici ve başkasına tahakkümcüdür.

Dünyanın her köşesinde hüküm kurmak gibi hastalıkların, yaygınlaştığı asrımızda, kadına şiddet uygulamasıda tavan yapmış durumdadır. İslam coğrafyasında ve biz Müslümanların yaşadıkları zeminde, kadına karşı şiddet sarmalının büyümesinde, İslam adını kullanarak iktidar olmuş kesimlerin rolleri belirleyicidir. Her şeyi ve her kesi kendi iktidarları için kullanıp tüketen kesimler, Tv’lere hocaları çıkartarak kadınların dövülmesinden bahs etmekteler. Bu da toplumda erkeğin iktidarı için, kadına şiddeti meşrulaştırdığı gibi, şiddeti teşvik etmektedir.

Genelde bu iktidara çanak yalayıcısı Hoca ve sözde Alimlerin, kadına şiddeti meşrulaştırmayı Nisa suresindeki 34. Ayetindeki ‘darbe’ sözcüğüne dayandırmaya çalışırlar.

Darb kelimesini Kur’an’da her yerde dövme anlamında kullandığımızda, garipliklerle karşılacağımızı ve Kur’an’ın dilini paramparça edeceğimizi müşahede etmekteyiz.

Kur’an’da “darb” sözcüğünü kimi yerde yola “çıkmak”, kimi yerde boyun “vurmak”, kimi yerde karanlığa “bürümek”, kimi yerde parmakları “doğramak”, kimi yerde örnek “vermek”, kimi yerde verilen bir şeyi geri “almak”, konulan bir şeyi “kaldırmak”, birini “dövmek”, birini “yatırmak”, “uyutmak”, “örtmek” vb anlamına geldiğini, görmekteyiz. Nisa 34’deki karşılığının ise “çıkarmak, uzaklaştırmak” olduğunu, bunun da evden çıkarmak, uzaklaştırmak, ondan ayrılmak olarak anlaşılması gerektiği ortadayken, böyle zorlama yorumlar getirmek ise akıl karı değildir. Bu tür tercüme ve yorumlar, sadece iktidar çevrelerinin tercümesi olarak ele alınmalıdır.

Kadına şiddeti bu ayetin içindeki sözcüğe dayandıranlar, uydurma hadislerlede savlarını desteklemeye çalışmaktadırlar.

Hz. Peygamber (s.a.v.) eşlerini döven bazı kişilere karşı Medine'de minberine çıkar ve şöyle buyurur; "Sizden bir kısmınız eşlerinizi gündüz dövüyor ve gecede aynı yatağı paylaşıyorsunuz. Bundan utanmıyor musunuz?"

Kadına ya da yaratılana şiddet bir dinin kuralı olamaz. Hele İslam gibi evrensel ilkeler vaz eden, bir dinin kuralı asla olamaz. Çünkü İslam’da kısas vardır: Kadına uygulanan şiddet de, kısastan muaf değildir. Yani hiç bir insan cinsine ya da karşıt cinsine şiddet uyguladığında kısastan kaçamaz. İslami bir toplumda, kişi uygulamış olduğu şiddetin karşılığını yaşamalıdır. Kadın ya da erkek olması, statü farklılığı, durumda değişikliğe neden olamaz. Hiç bir cinsin diğer bir cinsten üstünlüğüde söz konusu değildir.

Yalnızlık ve teklik, yani vahdâniyet sadece Allâh’a mahsustur.

Cenâb-ı Hak, bu itibarla bütün varlıkları çift olarak yaratmıştır. İnsan, bitki ve hayvanlarda bu keyfiyet erkek-dişi, cansız varlıkların kimyevî terkiplerinde ise artı (+), eksi (-) sûretinde tecellî etmiştir. Nitekim Kur’ân-ı Kerim’de pek çok âyet-i kerîmede bu husûsa vurgular vardır:

“Yerin bitirdiklerinden, insanların kendilerinden ve henüz mâhiyetini bilmedikleri şeylerden bütün çiftleri yaratan Allâh’ı tesbih ve takdis ederim.” (Yâsîn, 36)

Bütün mahlûkat, bu çift olma özelliği bakımından birbirlerine muhtaçtır. Çünkü birisinde olan bir husûsiyet, diğerinde yoktur. Hepsi birbirini tamamlayarak bir bütün teşkil eder.

İnsan için, erkek ve kadın olmanın da hakikati bundan ibarettir.

“Kadınlar erkeklerin, diğer yarısıdır.” (Ebû Dâvûd, Tahâret, 94; Tirmizî, Tahâret, 82)

Ancak insan hakikatinin bu iki yarısı, tıpkı artı eksi kutuplar gibi, kendine mahsus husûsiyetler taşır.

Hazret-i Ömer’in ifadesi:

“Doğrusu biz, câhiliye devrinde kadınlara hiç önem vermezdik. Nihayet Allah, İslâm’ın gelişiyle kadınlar hakkında âyetler indirdi ve onlara birçok hak tanıdı.”

Kadın İslâm’dan önce doğarken dahi istenmeyen bir varlıktı. Allah o câhiliye insanının zalim ve cahil hâlini şöyle anlatır:

“Onlardan birine kız (ının doğduğu) müjdelendiği zaman, öfkeden yüzü kapkara kesilir. Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı kavminden gizlenir. Onu, aşağılanmaya katlanıp yanında mı tutsun, yoksa toprağa mı gömsün! Bakın ki, verdikleri hüküm ne kadar kötüdür!” (en-Nahl, 58-59)
İslam peygamberi:

“Her kim iki kız çocuğunu yetişkinlik çağına gelinceye kadar büyütüp terbiye ederse, kıyâmet günü o kimseyle ben yan yana bulunacağız.” (Müslim, Birr, 149)

“–İkram ve ihsanlarınızla çocuklarınıza eşit muâmelede bulunun. Eğer ben birini üstün tutacak olsaydım, kızları üstün tutardım.” buyurdu. (Heysemî, IV, 153; İbn-i Hacer, el-Metâlibü’l-Âliye, IV, 69)

“Sizin en hayırlınız, ailelerine en güzel muâmelede bulunanınızdır!” (İbn-i Mâce, Nikâh, 50; Dârimî, Nikâh, 55)

“Kadınları dövmeyiniz! Kadınlarını döven kimseler, sizin hayırlınız değildir.” (Ebû Dâvûd, Nikâh, 42; İbn-i Mâce, Nikâh, 51)

“Mü’minlerin îmân bakımından en mükemmeli, huyu en iyi olanıdır. Hayırlınız, kadınlarına karşı hayırlı olanlardır.”

Tirmizî, Radâ 11. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Sünnet, 15; İbni Mâce, Nikâh 50.

Müslüman olupta kadına şiddet uygulayanları, teşir etmeli ve kadına şiddeti durdurmak için mücadele etmenin, ön saflarında Müslümanlar olarak yer almalıyız.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.