Öcalan’a özgürlük

Suat BOZKUŞ yazdı —

24 Haziran 2022 Cuma - 23:30

  • Öcalan, yıllar önce daha Bekaa’da iken, TC yetkililerine “Bana altı ay süre verin. Anadolu’yu dolaşıp görüşlerimi ve çözüm önerilerimi Türkiye halkına açıklayayım. Halk kabul etmezse bu mücadeleyi de bırakırım” diyordu.

Türkiye ve bölge siyaseti çıkmaza girdikçe Halk önderi Öcalan’ın durumu gündemin başına oturuyor. Öcalan adına şehir efsaneleri üretiliyor. Bir yandan sağlığı bir yandan da siyaseti üzerine her türlü spekülasyon yapılıyor. Bu da özel savaşın en son, en çirkin ve en tehlikeli aşamasıdır. Bu yalanlara dayalı olarak Kürdistan halkı bölünmek-parçalanmak ve birbiriyle çatıştırılmak isteniyor.

Bu saldırılar ilk günden beri vardı ve güçlenerek sürdürülüyor. Bugüne kadar yapılan açık ve örtülü özel savaş yöntemlerini, psikolojik savaş saldırılarını tekrar etmeyeceğiz. Bütün bunların halkın direnişiyle etkisiz hale getirildiğini hatırlatmakla yetineceğiz.

Öcalan, yıllar önce daha Bekaa’da iken, TC yetkililerine “Bana altı ay süre verin. Anadolu’yu dolaşıp görüşlerimi ve çözüm önerilerimi Türkiye halkına açıklayayım. Halk kabul etmezse bu mücadeleyi de bırakırım” diyordu. Bu, halkların özgürlüğüne ve kardeşliğine inanan, devrimci düşüncelerine, devrimci kişiliğine, özgüvene dayalı bir siyasi cesaret örneğiydi.

Ne var ki, ırkçı-faşist-sömürgeci iktidar sahipleri ona böyle bir fırsat vermek bir yana, tam tersine onu susturmak ve söylediklerinin halka ulaşmasına engel olmak için her türlü bariyeri, engeli oluşturdular. Onu beton bir mezara atarak etkisiz hale getirmek istediler. Bütün bu engellere ve yürütülen kanlı özel savaşa rağmen, hem Kürdistan halkı hem de tüm ezilenlerin önemli bir kesimi Öcalan yoldaşın çözüm önerilerini benimsedi.  Diyalog sürecinde, biraz tartışma olanağı olunca halkın yüzde yetmişten fazlası bu önerileri destekledi. Bu kadarı bile sömürgeci egemenleri korkutmaya yetti.

Erdoğan elebaşılığındaki ırkçı-sömürgeci dikta, hem diyalog sürecine son verdi hem de geçmişte görülmemiş bir vahşetle teröre başladı. Terör saldırılarını sadece Kuzey Kürdistan’a değil, tüm parçalara ve Kürtlerin yaşadığı her yere yaydı. Güney Kürdistan’da, Şengal’de ve Rojava’da son yıllarda artan kanlı saldırıların, ardı arkası gelmeyen katliamların, işgallerin amacı Kürdistan direnişini ezmek ve halka boyun eğdirip teslim almaktır. AKP-MHP çetesinin uğursuz misyonu budur. Bu amaçla dünyadaki savaş ortamından da yararlanarak dört tarafa deli dana gibi saldırıyorlar.

Son günlerde yapılan gazeteci tutuklamaları, HDP ve Kobanê kumpas davaları, kadınlara yönelik saldırılar hep halkı susturmak içindir.
Medyaya düşen bir operasyon görüntülerinde, bir Kürt köylüsünü yakalamaya gelen yüzlerce askerin ellerindeki otomatik silahlarla uzun süre rastgele her yeri taramaları, terör estirmeleri korkularını gösteriyor.

Yaptıkları bütün zulme rağmen halkı sindirmeyi, susturmayı başaramadılar. Tersine direniş çelikleşti ve güçlendi. Bundan sonra zulümleri ne kadar artarsa artsın, halkların çelikleşen direnişine çarpıp dağılmaya mahkûmdur. Bunu gördükleri için, özel savaşın son aşaması olarak Sayın Öcalan’ı araçsallaştırmaya çalışıyorlar. Geçmişte HDP’lileri şahinler-güvercinler vb. sıfatlarla bölmeyi denemişlerdi. Şimdi Öcalan üzerinden yalana dayalı bir propaganda ile halkı bölüp parçalamaya çalışıyorlar. Gün geçmiyor ki, Erdoğan medyasında ya da sosyal medyada Öcalan adına yalan balonları uçurulmasın. Erdoğan’ın borazanı olmaktan başka bir özelliği olmayan majestelerinin “gastecileri” her gün bir başka yalanla halkın zihnini bulandırmaya çalışıyorlar.

Öcalan’a aile görüşü bile yasaklanıp hukuk Dışı bir tecrit uygulanırken, hala bu karanlık ve dumanlı havada Kürt halkını ağına düşürebileceğini zanneden bazı yaralı kurtlar var.

Artık şu anlaşılmalıdır ki, siyasi tecrübesi, olgunluğu ve örgütlülüğü ile Kürdistan halkı, yaşadığı her alanda geri dönülmez bir seviye kazanmıştır. Yasaklasanız da, öldürseniz de bu halk size boyun eğmeyecek ve teslim olmayacaktır.

Bu şartlarda çözüm için tek yol Öcalan’ın özgürlüğü ve özgür bir lider olarak onunla diyalogun kurulmasıdır. Sansür yasalarıyla, yasaklarla, katliamlarla tarihin akışı değiştirilemez.

“Öcalan’a özgürlük” hukuk dışı diktatörlüğe karşı sadece temel bir insan hakları talebi değildir. Artık, bütün halkların özgürlüğü için, kalıcı bir çözüm için bir önşart ve zorunluluk olmuştur. Bırakın Öcalan konuşsun da, herkes kararını versin.
 
 
suatbozkus@gmail.com
twitter.com/suatbozkuş

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.