Sanatçının samimi özrü kendini bir yeniden yaratıştır

İlham BAKIR yazdı —

23 Ekim 2020 Cuma - 08:06

  • Öyle ya insan düştüğü yerden ayağa kalkmalı, kaybettiğini kaybettiği yerde aramalı.

Teatra Jiyana Nû (Yeni Yaşam Tiyatrosu) doksanlı yılların başında İstanbul’da Kürt gençleri tarafından kurulmuş bir tiyatro komünüdür. Bu tiyatro topluluğuna “yeni yaşam” adının verilmesi, kalkıştıkları işin sadece sanat yapmak, tiyatro oyunu çıkarmaktan ibaret olmadığı bilincine sahip olduklarının önemli bir göstergesidir. Düşürülmüş, bütün toplumsal değerleri erozyona uğratılmış, dili, kültürü hatta adı bile yasaklanmış, dünyanın bütün sömürgeci politikalarının toplamına eşit bir saldırı altındaki bir halkın, kendisine yaşatılan bütün bu çürümeye itiraz ederken ve bunu yıkıp yerine yeni bir yaşam inşa ederken verdiği, vereceği mücadelenin aynısının tiyatro oyunu çıkarırken de vereceğinin bilincindedir Jiyana Nû.
Jiyana Nû tiyatro komününün otuz yıla varan tarihinde, oyunlarının yasaklanması, oyun oynayacak salon bulamamaları, üyelerinin sürekli gözaltına alınması, tutuklanması gibi maruz kaldığı baskılar, özgür yeni bir yaşam kurmak isteyen Kürt halkının yaşadığı baskılara paralel bir seyir izlemiştir. Kürt halkının ödediği ağır bedeller karşılığında Kürtlerin yeni özgür yaşam tasavvurunu, yaşamın bazı alanlarında Kürtçe konuşmaya indirgeyen bir politikanın aracı olarak kurulan TRT6 bu anlamda bütün Kürt sanat kurumlarını hedef aldığı gibi Jiyana Nû’yu da hedef almıştır. Jiyana Nû‘dan ve diğer Kürt sanat kurumlarından pek çok isim popülizm ve maddi çıkar motivasyonu ile TRT6’e gitmiş, gidişlerini meşru kılmak ve MKM’de kazandıkları halk gözündeki değerlerini korumak için gidişlerini “Kürt diline hizmet edecek bir alanı değerlendirmek” olarak ifade etmişlerdir. Zaman içerisinde gerçekten Kürt diline hizmet kaygısı ile gidenler TRT6’nın Kürt dilini geliştirmek bir yana Kürtçeyi yozlaştırmak, Kürtlerin değerlerini aşağılamak, Kürtlerin yeni özgür yaşam tasavvuruna saldırmak için kurulduğunu anlamış ve buradan ayrılmışlardır.
Yeni Özgür Politika gazetesinde yazdığı bir yazıyla, TRT6’ya gidiş pratiği ile ilgili Kürt halkından özür dileyen Murat Batgi de bu gerekçeye sığınmış, Kürtçenin gelişimine hizmet edecek bir alanın değerlendirilmesi maksadıyla gittiğini dile getirmiştir. Eğer gerçekten bu maksat ile gitmiş olsa idi TRT6’nın Kürtlere karşı nasıl bir saldırının merkezi olduğunu anlaması ve buradan uzaklaşması belki de birkaç haftadan fazlasını almazdı. Zaten Murat Batgi’de özür yazısının bir kısmında devletin, Kürtlere karşı yaklaşımının, her hamlesinin nasıl bir düşmanlığa tekabül ettiğini ve bu durumun hiçbir tarihte değişmediğini tahlil etmiştir. Dolayısıyla Murat Batgi TRT6’ya giderken de, kendisi ile beraber pek çok insanı götürmek için büyük bir çaba harcarken de uzun yıllar boyunca TRT6 içinde çalışırken de burada Kürt diline ve kültürüne, özgür Kürtlüğe karşı geliştirilen projelerin içinde yer alırken de pekala TRT6’nın uğursuz amacını ve niteliğini TRT6’ya giden pek çok insandan çok daha iyi bilmekteydi. Dilenen bir özrün kabul edilebilmesi ve o insana yeni bir şans verilmesi için dilenen özür de samimi ve dürüst olmak gerekir.
Herkes hata ya da hatalar yapabilir, bunun farkına varır, bunun bilince çıkarır ve döner muhataplarından, halktan özür diler ve halk samimiyetine inanırsa yeniden halkıyla buluşma şansını elde eder. Murat Batgi’nin samimiyetsizliğini sorgulatan bir başka durum ise özür yazısına Jiyana Nû’nun yasaklanan oyununa atıftan ve devletin baskıcı yüzünü ifade ettikten sonra kendisinin Jiyana Nû’nun kurucusu olduğunu ifade etmesidir.
Eğer yazısı boyunca yaptığı tahlillerde, halktan özür dileyişinde, Jiyana Nû’ya sahip çıkışında samimi ise bu açıklamasının ve özrünün gereği olarak Jiyana Nû’nun Kürt dilini, Kürt kültürünü, Kürt sanatını geliştirmek için mücadele verdiği, bedel ödediği ülkeye geri döner, onlara katılır ve onlarla birlikte mücadele eder.
Öyle ya insan düştüğü yerden ayağa kalkmalı, kaybettiğini kaybettiği yerde aramalı. Bildiğim kadarıyla geri dönüşü için herhangi bir cezai tehlike, yasal bir engel bulunmamaktadır. Samimiyetsizliğinin ve dürüst olmayışının muhataplarınca anlaşılmayacağını düşünen pek çok kişi halkı kandırdığını zannederek özür dileyip yaptığı geri dönüşlerde kısa süre içinde teşhir olmuş ve halkı kandırdığına dair kendini kandırdığı yanılgısı ile baş başa kalmıştır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.