Şiddetli güvenlik

Hatice ERGÜN Haberleri —

31 Mayıs 2022 Salı - 08:55

  • Bugün, muhalif olmak terörist faaliyete katılmanın bir adım öncesi addediliyor. Ulus-devletlerin lügatçesinde halihazırda sorunlu terör kavramı böylelikle daha da anlamsızlaşıyor.

Türkiye’de, Hasta Mahpuslarla Dayanışma ve Aysel Tuğluk’a Özgürlük Platformunun imzaya açtığı, Hasta Mahpuslarla Dayanışma metninde, ülkedeki cezaevlerinde mahpusların içinde bulundukları vahim koşullar özetleniyor; bu koşulların iyileştirilmesi ve cezaevlerinde bulunmaları sağlıkları açısından ölümcül sonuçlara yol açacak mahpusların salıverilmesi çağrısı yapılıyor. Aysel Tuğluk’la dayanışma kampanyası bir süredir devam ediyor; yetkililerden olumlu herhangi bir adım yok. Çünkü cezaevi denen şeyin kendisi, birilerinin mevcut hukuk mekanizmasında suç addedilen fiilleri gerekçe gösterilerek aynı mekanizmada öngörülen kurallar ekseninde kapatılması halihazırda insan hakları mefhumuna aykırı. Kaldı ki, hakkındaki suçlamalar suya yazı, rüzgâra fısıltı formunda olan politik tutsaklar, soruşturmaları tutuklu devam edenler; işlemedikleri suçlarla kapatılanlar; yasanın tarifinde suç addedilen mücadelelerden doğru hak talep eden insanların maruz kaldıkları hak ihlâlleri kesilmiyor. 

Modern toplumlarda bir arada yaşayanların güvenliğinden sorumlu oldukları varsayılan ulus-devlet yönetimleri sıklıkla devlet güvenliğini insanların/bir arada yaşayanların güvenliğinin üstünde ve ötesinde tespit ederler – dolayısıyla, devlete ve yöneticilere yönelik suçlar ulusal güvenlik/kamu güvenliği kapsamında değerlendirilir. Bugün sadece Türkiye’de değil dünya genelinde birçok gelişmiş, az-gelişmiş, gelişmemiş ülkede otoriter yönetimlerin yaygınlaşması ve hükmetme gücünü yoğunlaştırmasına paralel bir şekilde artan polis şiddeti ve kapatılma oranları yükseliyor. Türkiye’de halihazırda olağan şüpheli addedilen politik mahpusların, özellikle devrimcilerin, Kürt Özgürlük Hareketi, Kürt kadın hareketi üyelerinin ve Kürt siyasetçilerin yanına artık devrimci ya da Kürt olması gerekmeden toplumsal ve siyasal muhalefet içerisinde yer alanlar ekleniyor: Bir zamanlar, Kürt komşu olmanın ötesine adım atan ve hak talep eden suçlulara artık hak talep eden ve/ya da savunan herkes katılıyor. Zira bugün, muhalif olmak terörist faaliyete katılmanın bir adım öncesi addediliyor. Ulus-devletlerin lügatçesinde halihazırda sorunlu terör kavramı böylelikle daha da anlamsızlaşıyor. Ama bu, devlet terörünün hafiflediği anlamına gelmiyor. Aksine: Kapatılma oranları artıyor, kapatılanların sayıları artıyor, kapatma alanları genişliyor. Bireysel zarar verdikleri, cinayet işledikleri, küçük/büyük adi suç işledikleri için değil kaynakların dağıtımında alternatif/karşıt formlar önerdikleri, rejimin işleyişine hak temelli rötuş atmaya çıktıkları, kurumsal iktidara talip oldukları için kapatılıyor insanlar. 

Ülkede her gün birçok kadın, her ay onlarca, her yıl yüzlerce kadın eril fiziksel şiddete, tacize maruz kalırken, öldürülüyor. Kadın cinayetleri, şiddet gören kadınların şikayetlerine ve güvenlik talebine rağmen şiddet faili erkeklerin kapatılmaması bir yana kadınlara yaklaşmamalarının garanti altına alınmamasıyla yükselişe geçiyor. (Bu şiddetle mücadele eden Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, ‘kanuna ve ahlâka karşı faaliyet yürütmek’ gerekçesiyle açılan kapatma davasının ilk duruşması bugün görülüyor.) Kara mizahın diz boyu olduğu bu anlarda polis güçlerinin kimlerin güvenliğini, nasıl sağladıkları sorusu gündeme geliyor.

Dr. Gülden Özcan, modern polisin (Batı’da/Küresel Kuzey’de) ortaya çıkışına dair eleştirel okumasında polis güçlerinin öncelikle kamusal alanların düzenini kurmak, sonrasında bu düzeni korumak rolüyle tanımlandığının altını çizer. Bunun anlamı kamusal olanın sınıfını korumaktır: ‘… polisin görevleri ve yetkileri kamu düzeni, kamu sağlığı, kamu hijyeni, kamu ahlâkı vb. temelinde tanımlandığında burjuva toplumlarda mevcut maddi toplumsal ilişkilere bağlı olarak birden fazla kamusal alan olduğu açıklık kazanır; burjuva siyasetinin, iyi yönetim ve dolayısıyla kapitalist birikimin hayrına bu farklı kamusal alanları tek bir alana indirmeyi hedeflediği de.’ (Orchestrating the Public: A Contribution to the Critique of Modern Police, Yayınlanmamış Doktora Tezi, 2017).

Bir önceki yazımda paylaştığım vefat haberinde Gülden Özcan’ın bu dünyadan zamansız ayrıldığı tarihi yanlış yazmışım. Düzeltirim: 11 Mayıs 2022.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.