Siyasi İslam’dan terörizme!

Suat BOZKUŞ yazdı —

6 Kasım 2020 Cuma - 20:09

  • Erdoğan diktası MİT eliyle yaptığı örgütlenmelere hazır kadro ve kitle desteği olarak da geleneksel faşist MHP-Ülkü Ocakları-mafya gibi kaynakları kullanıyor.

Soğuk savaş döneminde NATO tarafından komünizme karşı müttefik olarak görülen ve beslenen-desteklenen “Siyasi İslamcı” örgütlenmeler, Sovyetlerin dağılmasından sonra hepsinin başlarına bela olmuş bulunuyor. Ama en çok da hala DAİŞ çeteleriyle ortaklığı sürdüren Erdoğan diktasının başına bela olacak gibi görünüyor.
Soğuk savaş döneminde kurulan İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) örgütü Suriye ve Mısır gibi Sovyet müttefiki rejimlere karşı kanlı bir çatışma içindeydi. Ancak Sovyetlerin dağılmasından sonra bu örgütler dağılmadı. İslam alemi içinde hatta her yerde kullanışlı örgütlerdi. Mutasyona uğramış değişik biçimlerde varlıklarını sürdürdüler.
Aynı süreçte AKP iktidarı ve Yeni Osmanlı yönelimi başladı. İhvan-ı Müslimin, Erdoğan ve onu destekleyen tüm güçler için en iyi müttefik ve Allah’ın bir lütfuydu. Zaten eskiden beri NATO bünyesinde Türkiye aracılığıyla beslenen İhvan-ı Müslimin ve Türkiye devleti birbirine hiç yabancı değildi. Böylece bu işbirliği yeni hedefler için yeniden yapılandırıldı.
Özellikle hızla gelişen ve bütün parçaları saran Kürdistan Özgürlük Hareketine karşı ortaklık aciliyet kazandı. Hem Kürdistan Özgürlük Hareketini bastırmak hem de bütün İslam aleminde Erdoğan’ın politikalarına destek yaratmak için DAİŞ’e dönüşen İslamcı-Cihadist Örgütlerle açık bir işbirliği yapıldı. Bu işbirliği hem Suriye’ye karşı hem de Kürdistan Özgürlük Hareketine karşı gelişerek sürdü. DAİŞ’in Türkiye’nin Musul Konsolosluğunu işgaliyle başlayan “dostane ilişkiler” Şengal’in işgali ile tüm Kürdistan’a yayıldı.
Özellikle Rojava Devrimine karşı ortak saldırı Erdoğan’ın ağzından sevinç içinde “Kobani düştü, düşecek” denilerek ilan edildi. Ne var ki Kobani düşmedi. DAİŞ çöküş sürecine girdi. Erdoğan bu suç ortaklarının artıklarını İdlib’de toplayıp reorganize etti. Kuvay-ı Milliye ilan edip maaşa bağladığı bu çeteleri hem Türkiye içinde hem de dışında tetikçi olarak kullandı. 2015 seçimleri öncesi ve sonrasında Amed’den Ankara’ya kadar bir çok kanlı katlianın tetikçileri bu çetelerdir. Şimdi de Libya’dan Azerbaycan’a kadar her yere gönderip savaştırıyor.
Avrupa’dan gelip Türkiye üzerinden DAİŞ’e katılan çete artıklarını Erdoğan’ın yeni görevlerle Avrupa ülkelerine geri gönderdiği anlaşılıyor. Erdoğan diktası MİT eliyle yaptığı örgütlenmelere hazır kadro ve kitle desteği olarak da geleneksel faşist MHP-Ülkü Ocakları-mafya gibi kaynakları kullanıyor.
Son dönemlerde Avusturya’dan Fransa’ya kadar bütün Avrupa ülkelerinde artan DAİŞ saldırılarının altında yatan gerçek budur. Yeni Osmanlı hayalleriyle sahneye dalan Erdoğan kendisine destek olmayanları, engelleyenleri DAİŞ ile tehdit etmektedir. Avrupa devletlerinin buna karşı aldığı tedbirleri İslam düşmanlığı-Türkiye düşmanlığı olarak lanse eden Erdoğan, böylece halkı kışkırtmakta ve kendisine bir nevi haklılık zemini yaratmaktadır.
Ne yazık ki bazıları hala “Biz Cumhurbaşkanımıza hakaret ettirmeyiz” diyerek Erdoğan’ın zulmünü savunmaktadır. Oysa her gün bütün vatandaşlara saldıran, binbir bahaneyle hakaretler yağdıran Erdoğan bu haliyle halklarımızın cumhurbaşkanı değildir. Seçim hileleriyle kendisini kazanmış göstermesi ona meşruiyet kazandırmaz. Şimdi de kendisini dinin ve milletin kurtarıcısı gibi göstererek ayakta kalmaya çalışıyor.
Kendi kanlı diktasını sürdürebilmek için de her türlü suç örgütü ile işbirliği yapıyor. Suç örgütleri de varlıklarını borçlu oldukları Erdoğan’a sarılıyor. Bu durum her türlü ırkçılığı, din düşmanlığını körüklerken tüm Müslümanları da zora sokacaktır.
Erdoğan ve suç ortakları ne yaparlarsa yapsınlar hepsi birden tarihin çöp sepetine atılmaktan kurtulamayacaklar. Döktükleri kan yanlarına kar kalmayacak.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.