Yaşanan açmazın nedeni

Demir ÇELİK yazdı —

30 Eylül 2021 Perşembe - 23:00

  • Halbuki kent ve küresel toplum tamamen farklı yaşam değerlerini bize dayatan toplumdur. İstikrar yerine istikrarsızlık, toplumsallık yerine bireyci, bencil ilişkilere yol veren toplumdur kent toplumu.

Gelenekçi toplum değerleri ile kent ve küresel toplum değerleri arası çelişki ve çatışmalar olanca yoğunluğu ile devam ediyor. Bu çelişki ve çatışmadan en çokta Kürdistan’dan göçertilen bizler etkilenmekteyiz.

Kürdistan’da ağır basan ilişkiler, yakın zamana kadar gelenekçi toplum değerleri iken, bugün göçertildiğimiz metropoller ile Avrupa’da yaşananlar ise kapitalist modernite değerleri olmaktadır.

Son otuz yılı göz önünde bulundurduğumuzda, bu değerler çatışmasının bizde oluşturduğu bireysel ve toplumsal kırılmanın boyutunu daha iyi görmüş oluruz.

Bugün yaşanan geri düşmenin, kendine göreci ve keyfi yaklaşımların nedenlerini daha iyi analiz edebilmemiz için bu iki toplumsallığın bireye ve toplum dinamiklerine olan etkisini ele almakta yarar vardır.

Gelenekçi toplumda bire bir, cemal cemale ilişkiler baskındır. Toplumsal değerler ve alışkanlıkların hakim olduğu, kıra dayalı bir yaşam söz konusudur. Aile, akraba, aşiret ve cemaat ilişkileri çok belirgindir. Aşiretin, cemaatin çıkarları esastır.

Gelenekçi toplumda Pîr, Şeyh ve ağa gibi şahsiyetler, topluluğun sorunlarını çözen, çıkarlarını koruyan, ihtiyaçların karşılanmasında inisiyatif sahibi olduklarından, topluluk tarafından öncü ve önder kabul edilirler.

Bu nedenle inisiyatif liderde ve otorite sahibindedir. Onun sözüne bağlı kalmak, aşiret ve cemaatin üyesi olan herkes görev bildiği bir ilişki vardır. Aşiretin ve cemaatin himayesini sağlayan liderin, topluluk üzerinde hakimiyet kurmasına, topluluk rızalık vermiştir.

Dolayısıyla itaat kültürü ve tek adama inisiyatif geliştirme, egemenlik kurmasına yol açan toplumdur, gelenekçi toplum.
Toplumun etik kuralları kuşaktan kuşağa taşındığından ve topluluğun genel çıkarları esas alındığından, toplum kendiliğinden yönetilmeye rızalık gösterir.

Topluluk içinde yaşanan her tür sorun, toplumun etik kuralları ile çözüme kavuşturulduğundan, devletçi sistem ile yoğun ilişki söz konusu değildir.

Devletçi sistemin sınır koyan, yasakçı hukuku yerine, toplumun ahlâki değerleri ile sorunu çözme iradesi yaşandığından, siyasal ve toplumsal ilişkilerde ortaklaşmacı anlayış çok öndedir.

Gelenekçi toplumun bu özellikleri nedeni ile birey ve bireysel öncelikler, kaygılar ve korkular yerine grup, aşiret ve cemaatin öncelikleri önde olduğu için birlikte olmak, ortak hareket etmek esastır.

Halbuki kent ve küresel toplum tamamen farklı yaşam değerlerini bize dayatan toplumdur. İstikrar yerine istikrarsızlık, toplumsallık yerine bireyci, bencil ilişkilere yol veren toplumdur kent toplumu.

Sanayi devriminin neden olduğu kent ve küresel toplumda aile, akraba, aşiret ve cemaat bağları, yerini uzmanlaşmış bireye bırakır.

Din, hukuk, siyaset, medya ve eğitim gibi ideolojik aygıtların algı oluşturduğu ve bireyi şekillendirdiği bir toplumdur kent toplumu.

Küresel toplumun sosyal ve siyasal duyarlılıklarını, üretim araçları ve bu araçlar üzerindeki mülkiyet ilişkileri belirlemektedir.
Siyasal düzeni, sosyal hakları egemenin ve yönetenlerin çıkarlarını koruma amacını içeren yasa ve anayasalar belirlemektedir.

Toplumsal üretim biçimine karşın, özel mülkiyetin varlığı siyasal ve toplumsal istikrarsızlığa neden olmaktadır bu toplumda. Yapısal ve tarihsel krizin neden olduğu korku ve endişelerin çokluğu ve büyüklüğü karşısında, çaresiz kalan birey, devletçi sistemin gerekliliğine ve mutlak olacağına ikna edilmiş toplumdur, küresel kentli toplum.

Aşiret ve cemaat örgütlenmesi yerini dernek, cemevi, cami, nav-yek gibi kitle örgütlenmelerine bırakmıştır.
Kitle örgütünün tüzüğü ve yasası yönetimi elinde bulunduranların önceliklerini, kaygı ve korkularını dikkate alan içeriğe sahiptir.

Kentli toplumda himaye kültürü devlete geçmiş olduğundan, küresel kentli toplumda devletli sistemin öncelikleri ve ihtiyaçları esastır. Toplumsal ilişkilerde görelilik, seçicilik ve kendine görecilik ağır basmaktadır. Akraba, aşiret ve cemaat örgütlenmesi küreselleşmeye yerini bırakmış, yerel ve yerinde olma dünya insanı olmaya evrilmiş olan toplumsallık yaşanmaktadır.

Bu nedenle cemaat ve topluluk yerine birey öne çıkmış, bireyin tercihleri, eğilimleri, korkuları ve beklentileri ilişkileri belirleyen olmuştur. Ocax ve aşiret konfederasyonları dağıtılmış, birey ve bireyin ihtiyaçları öncelikli olmaya başlamıştır.

İnsan hakları, ekolojik duyarlılık, kadın hakları ve demokrasi kavramı ile birlikte bilgi ve teknolojik gelişmeler, bireysel alanı ve toplumsal ilişkileri belirleyen değerler olmuştur.

Küresel kentli toplumda, gelenekçi toplum değerleri silikleşmekte, yerini kapitalist modernite değerleri hızla aldığından paylaşma, dayanışma ve ortaklaşma kültürü kaybolmaktadır.

Bugün siyasetten savrulmuş olmamızın, inançsal, kimliksel ve siyasal duyarlılıklarımızın azalmış olmasının önemli nedenlerinden biride işte bu iki farklı toplumsallığı iç içe yaşıyor olmamızdır.

Gelenekçi toplumdan kentli, küresel topluma geçişin yaşandığı bu süreçte, çözüm arayışımız, içinde bulunduğumuz zamanın ruhuna uygun olmak durumundadır. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.