Bu 14 Nisan farklıdır

Nurettin DEMİRTAŞ yazdı —

24 Nisan 2022 Pazar - 23:30

  • AKP-MHP Enfal’in yıldönümünde saldırmakla öncelikle Güney Kürdistan’ı bir “savaş ganimeti” haline getirmek istediğinin mesajını vermiştir.

Gerilla komutanı Amed Malazgirt saldırının 14 Nisan tarihinde havadan başladığını açıkladı. Önce 17 Nisan diye duyurulduğunda bu tarihin anlamı bilinememişti. Doğrusu 14 Nisanmış, anlaşıldı. 
Özel harp kafası sembolik tarihlere önem verir. 

Niçin 14 Nisan? Hemen ilk akla gelen 2009’da başlatılan siyasi soykırım saldırısının yıldönümü olmasıdır. Böylece saldırı konseptinin sadece askeri olmadığı anlaşılıyor. Zaten askeri saldırıyla eşzamanlı olarak HDP hedef haline getirildi. Geniş çaplı tutuklamalar hemen başladı. Fakat bununla yetinmezler. Bugünlerde linçle birlikte Şehit Deniz Poyraz örneğinde olduğu gibi katliamlar yapabilirler.

Newroz’da milyonlarca insan meydanlarda, sokaklardaydı ama toplumu rahatsız edecek tek bir olaya yol açmadılar. Bu gerçek karşısında Türk halkının iktidarın “terör” bahanesi ile yürüttüğü savaşa tavır alması gerekir.
CHP Genel Başkanı soykırım saldırılarına destek vererek halkın temsilcisi olamayacağını bir kez daha kanıtladı. Buna rağmen CHP çevreleri de hedef yapılabilir. 

Bu kez sadece HDP değil tüm muhalifler hedef durumundadır. Çünkü faşizme kaos lazım! 
İkili-üçlü gruplar şekilde basın üzerinden muhalefet yapan, faşizmi teşhir eden gazetecilerden aydınlara ve siyasilerden sanatçılara, yurtdışında yaşayanlardan zindanlardaki tutsaklara dek herkes hedeftir. Savaş zamanı AKP-MHP’nin bu tür konseptler geliştirdiği bilinmektedir. Herkes buna göre tedbirini almak ve faşizm kendilerini yok etmeden harekete geçmek zorundadır. 

Başka bir önemli olay daha var bu tarihte: Enfal!
 Bu defaki 14 Nisan’ı farklı kılan da budur. Güney Kürdistan’a saldırılması sebebiyle, Güney’in 14 Nisan’ı olan Enfal soykırımı hatırlatılıyor!

Enfal “savaş ganimeti” anlamında kullanılıyordu. Daha önce başlamış olsa da en büyük katliam 14 Nisan günü yapıldığından soykırım günü olarak anılmaktadır. 

O yıllarda yıkılan kentlerin sembolü Qeladızê kasabasıydı. Qeladızê için halk arasında “iki kez şehit” denilir. 5 yıl arayla iki kez katliam ve yıkımdan geçmiştir. Buradaki her iki katliamın tarihleri de Ermeni soykırımının yıldönümüne denk getirilmişti. 
Güney Kürdistan’a dönük bugünkü işgal saldırısının 14 Nisan’da başlatılmasının anlamı Enfal’in devamı olmasıdır. Irak devleti eliyle de bu saldırı Şengal’e dek uzatılıyor. Soykırım ortaklığı apaçık ortadadır ama Türk devletinin gözü Irak topraklarının genelinde vardır. Bunu da Irak devleti unutmuş görünüyor…

AKP-MHP Enfal’in yıldönümünde saldırmakla öncelikle Güney Kürdistan’ı bir “savaş ganimeti” haline getirmek istediğinin mesajını vermiştir. Bu mesajı anlayan halkımız, dün Enfal’e karşı nasıl direndiyse bugün de aynı şekilde direnişi geliştirebilir. 
Enfal karşısındaki direnişin sembolü Qeladızê’nin de içinde olduğu Ranya kasabası çevresini kapsayan Raperin Bölgesidir. 1991 yılında halk ayaklandı ve bu alanı soykırımcılardan temizledi.

Yine 2008 Zap saldırısına karşı Behdinan halkının sergilediği direniş çok onurluydu ve tarihe geçti. 
Şimdi de Güney Kürdistan halkının ayaklanması için yeterince gerekçe vardır. YNK yönetimi bunun önünü kapatmamalı, halkın eylem gücü bir sel gibi akmalıdır. 

Gerilla henüz ilk andan itibaren şok edici darbeler vurarak ne denli hazırlıklı ve fedai bir güç olduğunu bir kez daha gösterdi. Bu hazırlıklı olma durumu gerillanın sadece taktik yeteneğinden ileri gelmiyor aynı zamanda stratejik bir güç olmasıyla ilgilidir. Vaktiyle bazı askerler stratejiyi “en zor şartların baskısı altında faaliyet sanatı” olarak tanımlamıştır. Bu söz tam da gerillanın bugünkü konumunu anlatıyor. Fakat faşizmin hedefindeki tüm toplum zor koşullardadır, herkes stratejik düşünmek ve sonuç almaya odaklanmak zorundadır.

Ya faşizm ya özgürlük denilecek noktaya gelinmiş, bunun ortası kalmamış, gerisine de düşülmesi mümkün değildir. 
Türk devleti sadece Kürt halkını değil tüm bölge halklarını tehdit ediyor. 

Şimdi sadece Kürt halkının değil Arap, Fars ve diğer bölge halklarının da Türk işgalciliğine karşı tavrı geliştirmesi anlamlıdır. Şiiler açık tavır alıyor. Irak ve bölge genelinde Arap halklarının temsilcileri, aydınları tavır aldı. Uluslararası tepkiler yoğun gelişiyor. Ancak 21. Yüzyılın Hitlerinin devrilmesi için bu tavırların daha güçlü hale dönüşmesi ve süreklileşmesi gerekiyor. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.