AKP-Erdoğan siyaseti Türklerde ahlaki sorunlara yol açtı

Cihan DENİZ yazdı —

5 Temmuz 2020 Pazar - 09:08

Türk iktidar geleneğinin temelinde Türk İslam sentezi vardır. Bu kavramdaki Türk, Türkmen etnik kimliğinin iktidar guruplarının çıkarları uğruna çarpıtılarak kullanılması anlamında ideolojik bir adlandırmadır. İslam ise Emevilerle başlayan Sünni iktidar İslam ideolojisinin en saldırgan, işgalci ve düşünceden uzak olanı anlamına gelmektedir.

Türklerde ulus devletten önce kabile ve aşiret, cumhuriyetle birlikte ulus değerleri iktidar İslam’la yoğrularak halka sunulmuştur. Özcesi Türk İslam sentezi, Ortadoğu’da ortaya çıkmış Türk devletlerinin vazgeçilmez ideolojisi olarak mekana ve zamana göre her daim devrede olmuştur. Bu ideolojinin Erdoğan-AKP iktidarı döneminde çok daha yoğun kullanılması ve daha geniş kesimlere hitap edecek tarzda formüle edilmesi söz konusudur. Bu özellik aynı zamanda AKP denilen organizasyonun ne tür bir yapı olduğunu da açıklamaktadır.

Erdoğan-AKP, ilk dönemlerinde ağırlıkta İslami bir dil kullanarak, Türk İslam sentezi ideolojisinden uzakmış gibi bir hava içinde kendini sundu. Bu politika ile birçok kesimi aldatmayı başardığını söylemek mümkündür. İslami iktidar ağırlıklı bu dil ve söylem, Osmanlı’dan ulus devlete geçerken yapılan değişiklikleri dini hassasiyetlerinden ötürü tam kabullenememiş ya da mağdur edilmiş kesimlerin AKP etrafında toplanmasına, örgütlenerek kendini ifade edecek bir zemin bulmasına yol açtı. Böylece milliyetçi laik Kemalistlerin on yıllarca kapitalist modernite kültürüyle istedikleri kadar etkileyemediği bu kesim, Erdoğan-AKP eliyle kapitalist modernite kültürünü kabul edecek, devlet ulusu içine çekilip iktidara daha katı bağlanacak noktaya getirilmiş oldu.

Aslında AKP dönemindeki Türk özel savaş aygıtının en etkili saldırısı ve gayri ahlakisi başta bu kesime karşı yürütülmüştür. Bunlar halen ne tür bir saldırı altında olduklarını ve öz değerleriyle ne oranda ters bir konuma sokulduklarını fark etmiş değildir. Dini hassasiyetlerinden ötürü milliyetçi laik Kemalistlerin en azından büyük suçlarına ve günahlarına destek vermemiş bu kesim, Erdoğan ve AKP’nin yalan ve hileleri sonucunda hem de din kullanılarak günaha, yalana ve suça arka çıkabilecek bir noktaya getirilmiştir.

Erdoğan ve AKP eliyle sürdürülen özel savaş politikalarının toplum üzerinde halen etkili olmasında en belirleyici unsur, bu kesimlerin kandırılarak sisteme monte edilmiş olması, devletle olan mesafelerinin ortadan kaldırılıp politikaların her türlüsüne destek verecek konuma sokulmuş olmalarıdır. AKP kadrolarından Erdoğan’ın bakan damadı boşuna ‘biz aya yol yapacağız desek de bize inanırlar’ dememiştir. Bu ifade, bu kesimin Erdoğan-AKP tarafından hangi düzeyde kandırılıp aldatıldıklarını, manipüle edilerek kullanıldığını göstermektedir.

Laik milliyetçi iktidarlar döneminin mağduru bu kesimin AKP iktidarı ile birlikte yaşadığı bu dönüşümünün asıl tehlikeli yanı, AKP-MHP ittifakının tüm topluma karşı derinleştirerek sürdürdüğü özel savaşa inandırıcılık kazandırmalarıdır. Erdoğan’ın bu kadar yalan söylemesi, pervasız ve iki yüzlü olması da bu kesimdeki olumsuz dönüşümle yakından bağlantılıdır. Bir kısmı tarikat tekkelerine ve cemaat medreselerine de giden bu kesimin, SADAT gibi kontrgerilla kurumların aparalı askeri, AKP-MHP’nin sokak bekçiliğine eleman olmaya başlaması, dürüstlüklerinden vicdanlarından ne kadar uzak düşürüldüklerinin çarpıcı göstergesi olmaktadır. Aldatılarak her türlü suça ortak edilmekte olan bu kesim, gerçekten de yalan ve iki yüzlülükten başka bir özelliği olmayan AKP-MHP iktidarının ömrünü uzatan bir işlev de görmektedir.

Kürdistan’da sürdürülen işgal ve soykırım saldırılarına karşı sol-sosyalistler ve dar bir anti kapitalist Müslüman gurup dışında Türklerden yaygın bir tepki ve eleştirinin gelişmemesinin de nedeni anlatmaya çalıştığımız bu realite ile açıklanabilir. Daha düne kadar Kürtlerdeki dindarlığı tabanlarında propaganda ederek cemaatlerini motive etmeye çalışan ve tümü AKP çatısı altında kümelenmiş Türk dincileri, bugün Kürdistan’ı doksan bin camide Fetih süresini okuyarak işgale çıkacak kadar ahlaktan ve dinden uzaklaşmıştır. Kürtlere karşı savaşta öldürülen asker cenazelerinde Kürtlere küfür ve beddua edecek kadar iman ve irfandan kopmuştur. Bu resim, Erdoğan-AKP marifetiyle Türk dindar kesimlerin içine düşürüldüğü gayri ahlakiliği gösteren ibretlik bir tablodur. Müslüman toplumlara her koşulda yardıma gitmekle övünen, dünyanın neresinde olursa olsun mazlumlara, ezilenlere el uzattığını söyleyen Türk dindarlar, Kürtlerin dilini yasaklayan, soykırım yapan, cenazelerine saldırıp analara evlatların cenazelerinden kalan kemikleri posta ile gönderen AKP-MHP’ye  tek bir eleştiri dahi getirmeyerek vicdan ve ahlaklarını, din ve imanlarının ne olduğunu çok açık göstermekteler. Türk Müslümanların yaşadığı bu trajedi ya da paradoks Erdoğan-AKP’nin din istismarına dayanan özel savaş politikalarının bu cenahın inanç, iman ve ahlaklarında yol açtığı tahribatın boyutunu anlamamızı da sağlamaktadır. Demek ki Erdoğan-AKP’nin bitişi aynı zamanda Türkler içinde kendini Müslüman değerlerle tanımlayanların ahlaktan düşüşlerine paralel olmaktadır.

Erdoğan-AKP dindar Türkleri milliyetçi laik Kemalist politikaların büyük mağdurları olarak tanımlamaya büyük özen gösteriyor. Bu kesime, çoğu yalandan ve uydurmadan ibaret bir geçmiş yaratarak kendini de bu geçmişin içine yerleştiriyor. Kurulan bu yola Erdoğan-AKP ‘bir daha geçmiştekine benzer uygulamalara maruz kalmak istemiyorsanız AKP’de saf tutun’ diyerek bu kesimden militan da devşiriyor. Gelinen aşama bu kesimin kahir ekseriyetinin, bilerek ya da bilmeyerek inanarak ya da inanmayarak da olsa milliyetçilik yapmasıdır. Bir kısmında ırkçı faşistlik de gelişmiştir. Türkiye için asıl tehlike de budur. Türklerde dini gelenek, dinciler eliyle zayıflatılmıştır. Bunun olumlu bir yanı Türkiye siyasetinde din istismarının bundan böyle çok zor yapılacak olmasıdır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.