Ayasofya’da protokol ‘Cuma’sı

Suat BOZKUŞ yazdı —

25 Temmuz 2020 Cumartesi - 07:30

  • Dün davetli-protokol namazına gelenleri de aklınızda tutun. Bakalım bu namazdan sonra kaç defa gelecekler? Merak saikiyle gelenler dağıldıktan sonra Ayasofya camii bir daha dolacak mı?

Memlekette namaz kılmak hiç yasaklandı mı? Hayır!


Namaz kılmak isteyip de cami-mescit bulamayan oldu mu? Hayır! Daha geçen sene "Sultan Ahmet'i doldurduk mu ki, Ayasofya'yı açalım?” diyen kimdi?


"Cenazelerimizi yıkayacak imam bulamıyorduk" yaygarası hırsız-uğursuz sağ politikacı takımının bir uydurmasıdır.


Şimdi hepsi birleşip zaten açık olan Ayasofya'yı bir daha açıyor


Ben Cuma ve Bayram namazları dışında camilerin dolduğunu hiç görmedim, duymadım. Bırakın dolmasını yarısı bile dolmaz.


İnanmayan gitsin, beş vakit Sultan Ahmet ve Ayasofya'da kaç saf cemaat var saysın.


Şimdi bu siyasi şovun diplomasideki rezaletlerini örtmek için kafa yoruyorlar. Birçok dalavereye başvuracaklar.


O zaman bu kadar gürültünün anlamı ne? Aslında bu bağıranları takibe almak gerekir. Bu kadar gürültüden sonra kaç defa namaza gelecekler bakalım.


Duayen sağ politikacı Hüsamettin Cindoruk “Bizim sağ partilerde işler ters gidince hemen uydurma bir konu bulunup gündem değiştirilir. Bunların başında Ayasofya gelir.” diyor. Gene bu kural işledi ve Ayasofya’nın açılışı tam bir siyasi şova dönüştürüldü.


Muharrem İnce “Davet gelirse giderim” diyerek özel davet beklediğini baştan ilan etti.


Önce “Özel çağrıya gerek yok, ezan herkese çağrıdır” diyen Diyanet İşleri Başkanlığı bile bunu unutup özel bir davetli listesi hazırlamış. Demek ki Müslümanları namaza çağırmak için ezan yetmiyor. Acaba davetiyeler nasıl gitti? Taahhütlü mü, elden ve imza karşılığı mı? Daha soru çok ama kafanızı şişirmeyeyim. Bir de bu namazdan sonra birçok soru ve sorun gündeme gelecek. Yani bu tartışma daha çok sürecek gibi.


Şimdi siz gelin de işsizlerin sorunlarını tartışın, çalışanların haklarını konuşun, iş cinayetlerinde katledilen işçilerin haklarını arayın.


Gençlerin eğitim sorunlarına kim-niye kafa yorsun? Yorsa da kim dinler?


Cezaevlerinde ölüm sınırında açlık grevi direnişi yapanlar, hastalıkla pençeleşenler hiç acele etmeyin. Baroları, avukatları da çizip geçin. Hele bir Ayasofya açılsın bakalım.


Gazetelerde her gün yeni ve hunharca işlenmiş bir kadın cinayeti haberine ya da her türlü tecavüz olayına alıştırılmış bir kamuoyu Ayasofya’nın açılışıyla coşuyor.


Libya’da ölen askerler niye ölüyor diye sorsanız kimsenin umurunda değil gibi.


Bu şartlarda yolsuzluk, hırsızlık ve vurgun yapanlara laf mı söylenir? Zaten “Kanal İstanbul” ile İstanbul’un yarısı daha peşkeş çekiliyor. Ayasofya kurtuldu ya, gerisi feda olsun.


Baksanıza, TV’de büyük “Türk düşünürü” Bay Kırcı geçmişi-geleceği değerlendiriyor. Gerisi ne derse desin. Gerçi ondan-onun gibilerden başkasına söz de vermiyorlar ya neyse…


Davetiyeli namazdan sonra İslam’ın şartı altı oldu:


Davet geldiğinde Ayasofya’da namaz gitmek.


Şimdi namaza gelenden çok polisin ve resmi görevlilerin oluşturduğu kalabalık dağıldıktan sonra bakalım bir iki ay sonra bu camiye kaç kişi gelecek? Bugünkü protokolü de aklınızda tutun. Bakalım bundan sonra kaç defa daha namaza gelecekler?


Dün davetli-protokol namazına gelenleri de aklınızda tutun. Bakalım bu namazdan sonra kaç defa gelecekler? Merak saikiyle gelenler dağıldıktan sonra Ayasofya camii bir daha dolacak mı?


"Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi"nde toplanan muhteremler, iyi dua edin. Belki kabul olur da günahlarınızdan kurtulursunuz. Ama soyup soğana çevirdiğiniz, zindanlara tıktığınız, işkencelerle-tecavüzlerle katlettiğiniz, cenazelerini bile kaybettiğiniz bu halk sizi asla affetmeyecek.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.